We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dr. Eray Güçlüer

5 0 2
28.07.2020

Hidropolitik ülkeler arasında su kaynaklarının kullanımı nedeniyle ortaya çıkan çıkar ilişkilerini değerlendiren, sudan yararlanmaya dönük sosyoekonomik, politik ve hukuki içerikli politikaları inceleyen bilim dalıdır. Diğer bir ifadeyle ülkeler arası su kaynaklarının paylaşımı ve kullanımı çerçevesinde ortaya çıkan politik ilişkiler ve olayları ifade eden bir terimdir.

Günümüzde son derece karmaşıklaşan bölgedeki güç mücadelesinde Türkiye’nin Akdeniz Hidropolitiği, bize dayatılmak istenen emperyalist planların sebebini de açıklayabilir. Üç safhada inceleyebileceğimiz Hidropolitik sürecin yakın geçmişine bakacak olursak birinci safhanın fiilen 2003 yılında başladığını söyleyebiliriz.

GKRY’nin 2003’te Mısırla, daha sonra 2010 yılında İsrail ile yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmalarının Doğu Akdeniz’de tek taraflı paylaşım için atılan somut adımlar olduğu görülür. Zaten Yunanistan’ın 1950’li yıllardan itibaren Ege Adalarının kıta sahanlığı olduğu iddiasıyla Girit-Kıbrıs hattını birleştirerek Doğu Akdeniz’in tamamında egemenlik kurma çabalarının olduğunu biliyoruz.

Ancak bunun fiiliyata dökülmesi 2003 yılına rastlar, zira bu yıldan itibaren Yunan-Rum ikilisinin sahada egemenliğini arttırma çabasının merkezini enerjiye sahip olma düşüncesi almıştır.

Daha sonra Kıbrıs adasının güneyindeki alanlar GKRY tarafından parsellenerek uluslararası petrol şirketlerine ihale edildi, tabii ki gelen petrol şirketleri arkalarında kendi ülkelerinin devasa askeri güçleriyle, savaş gemileriyle, uçaklarıyla geldiler. Doğu Akdeniz bir anda barut fıçısına dönüştü.

Peki, bu arada Türkiye ne yaptı dersiniz, PKK’sıyla, FETÖ’süyle, IŞİD’iyle, PYD-YPG/PKK’sıyla, darbeci vesayetçilerle, bunların destekçileri olan dışarıdaki şer........

© Akşam


Get it on Google Play