Çanakkale : Bir Hüzünlü Hikaye

Ben Çanakkale, denizlerden bir deniz

Bütün denizler gibi masmaviydim

1915’in o soğuk Mart ayında

Ve bütün denizler gibi sakin ve temiz

Kalbimiz ipekten yumuşaktır,

Bileğimiz çelikten sert

915 Martında en büyük dert

Duydum gür narasını Türk'ün

Mart ayında 915 senesi

Yalnız zırhlıları değil

Düşlerimizi de gömdük mavi sulara

Anaya, yavukluya, yuvaya

915’in o soğuk Mart ayında

Hikayelerimizi bıraktık

Bilirim ve saklarım yıllardır

Yağız delikanlıların hikayelerini

Cesaret ve hüzün doludur hepsi

Bugünün çocukları bilsin diye

Buyurun, siz anlatın hikayenizi

915’te yola koyuldum Urfa’dan

Tehlikedeydi Devleti Ali Osman

Tehlikedeydi bir uçtan bir uca vatan

Yumuşak döşeklerde deliksiz uyuyan

91’te yola koyuldum Urfa’dan

Geride bitmemiş işlerimi

Geride ilk geçlik düşlerimi bıraktım

Ne iş düşünmenin vaktiydi

Ne de düşlere dalmanın

Düşman dayamıştı hançerini

915’te binlerce ali çıktı yola Urfa’dan

Ben sadece onlardan biri

Görmemiştik hiçbirimiz denizi

Ve şimdi bizi çağırıyordu vatan

Ve şimdi bizi çağırıyordu

Dünyanın en güzel denizi

915te yola çıktım Urfa’dan

Bedenim toprağa gömüldü Çanakkale’de

Altın hızmalı, gözleri sürmeli

Saplanırken göğsüme kurşun

Onu bir kez daha görseydim dedim

915’te yola çıktım Urfa’dan

915’te ayrıldım bu dünyadan

Eğer hala özgürse memleket

Dünyadan ayrıldığıma yanmam

Biliriz oğul, biliriz Ali

Sana sürmeli bir güzel sevmek yakışırdı

Öyleyken memleketin hali

Ama yakışmaz bize seni unutmak

Yakışmaz, seni unutanların bize hali

Ben Ökkeş Oğlu Mehmet

Maraş dağlarında çobandım 915’te

Güzeli sözünden avlardım

Düşman musallat olunca memlekete

Dağlar dar geldi dağlara sığamadım

Ben Ökkeş Oğlu Mehmet

Kanatlanıp uçtum915’te

Dağlar, ovalar geçip ulaştım Çanakkale’ye

Kurşun sıkmaktan fırsat bulup

Bir selam bile gönderemedim

Bir selam bile gönderemedim

O sırma saçlı ela gözlüye

Ben Ökkeş Oğlu Mehmet

Şehit oldum 915’te bir şafak vakti

Masmavi sularına karşı Çanakkale’nin

Diyemedim sevdiğimi ela gözlüye

Ah Mehmed’im, ah yiğidim

Maraş dağlarının civan delikanlısı

Sen gittin yandı yüreğimiz

Sen gittin ıssız kaldı burası

Ama biliriz ki vatan çağırdı seni

Azalır biraz yüreğimizin sızısı

Ben bekir Oğlu Mustafa

915’te on sekizindeydim daha

Yeni terlemişti bıyıklarım

Yeni düşmüştü yüreğime sevda

Ben Bekir oğlu Mustafa

915’te dar geldi bana Antalya

Vurdum kendimi dağlara,

Yetiştim Çanakkale’de

Ben Bekir Oğlu Mustafa

Dedem Yemen’de kalmıştı

Çanakkale’de kalmak nasipmiş bana

Ben Bekir Oğlu Mustafa

915’te on sekizindeydim daha

Ah Mustafa’m biz de doyamadık hiçbirinize

Ama Mustafa’m , civan Mustafa’m

Vatan kan ağlarken yakışmazdı

Oğul için ağlamak bize

Biz anayız, biz de doyamadık hiçbirinize

Gömdük acılarımızı içimize

Ben Hasan Oğlu Dursun

Memleketi sorarsan Rize

Ne siz anlayabiliriniz Çanakkale’de olanları

Ne ben anlatabilirim size

Çünkü anlatılmaz cehennem

Anlatsak da inanmaz kimse

Ben Hasan Oğlu Dursun

Bahtiyarım çünkü gördüm Çanakkale’de

Kumandanların en güzeli Mustafa Kemal’i

Ve gördüm onun gözlerinde

Vatanın güzel günlerini

Kimimiz Anadulu'da doğurdu yiğidi

Mustafa Kemal’di Selanik’te doğan

Mustafa Kemal’di yiğitlerin en yiğidi

Ben Çanakkale, denizlerden bir deniz

915’te neler gördüm neler

Ben Çanakkale, denizlerden bir deniz

Uğruma can verdi civan yiğitler

Hikaye uzun, hikaye hüzünlü, hikaye eşsiz

Ve siz bu hikayeyi mutlaka bilmelisiniz


© Akdeniz Gerçek