Rektör sınırlarından çıktı…
Akdeniz Üniversitesi’nin 2020 yılı Ağustos ayından beri rektörü olan Prof. Dr. Özlenen Özkan, yaklaşık 6 yıldır yürüttüğü rektörlüğün ötesinde tıp alanında eşi Prof. Dr. Ömer Özkan ile yaptığı nakiller ve Türkiye’de ilklere giren ameliyat başarılarıyla Antalya’nın yıllardır tanıdığı bir isim…
Zaman zaman kamuoyunda eleştiri oklarını üzerine çekse de ve zaman zaman bizim de eleştirilerimize maruz kalsa da başarıları ve doğru çıkışları da gündeme getirilmeli ve altı kalın kalın çizilmeli…
Bu arada kendisinin projelere ne kadar açık bir rektör olduğunu da yakından biliyorum. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubemiz ile yıllardır pekçok ortak projeye imza atılmış olduğu gibi bu kez de Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Merkezimiz, medya örgütleri ile kapsayıcı dile dönük medyadan başlayacak çok önemli projeye de yelken açıyoruz….
Neden Rektör sınırlarından çıktı? Her daim eleştirilen rektörlerin ve akademisyenlerin kampüse hapsolduğudur. Bu sadece fiziksel bir hapsoluş değil, kente kulak tıkamakken kentle bütünleşebilen rektörler, akademisyenler her daim başarı sağlamış ve kente katkı koyabilmişlerdir…
Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan da son dönemde kampüsün sınırlarını aştı. Hem ziyaretleri hem de açıklamaları ile Prof. Özkan zaman eleştiriyor zaman zaman uyarıyor ve öneriyor…
İşte son açıklamaları…
İhlas Haber Ajansı Bölge Müdürü, değerli dostumuz Cafer Eser’i ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özkan, son derece anlamlı uyarılarda bulunmuş…
Hep eleştirecek değiliz ya. Alkışlamak da lazım. Ne demiş Rektör?
Antalya'nın en önemli riskinin su kıtlığı olduğunu vurgulayarak, "Bence şu anda bölgemizde çok ciddi bir susuzluk riski var. Su sadece içmek için değil; tarım ve turizm için de zorunlu. Tarım kentiyiz, sulama gerekiyor. Turizm kentiyiz, su olmadan turizm olmaz. Bu nedenle imar planlamasını da bu gerçeğe göre yapmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde en büyük tehlikenin susuzluk olduğunu düşünüyorum. Buna bir an önce çare bulmalıyız” demiş…
Ve eklemiş; “Yeşilliği katlediyoruz. Kundu'da oturuyorum; Belek'te kesilen ağaçları gördükçe içim acıyor. Biz ne diyoruz, insanlar ne yapıyor açıkçası? Bu anlamda bence bizi en yakın zamanda tehdit edecek en önemli sorun susuzluk ve yeşilliği katletmemiz."
Toplumsal konularda üniversitenin görüşlerinin zaman zaman alındığını ancak bu görüşlerin hayata ne kadar geçtiğinden emin olmadıklarını ifade etmiş. Sorunların çözümünde herkesin sorumluluk alması ve ortaklaşa hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekmiş…
Evet hep bilim insanları uyarıyor, dünyada su ve gıda krizi kapıda. Hatta su zengini değil Antalya. Su stresi yaşayan bir olduk…
O yüzden dikkat etmek gerekiyor. Ama su kaynakları üzerini korumak yerine koruma sınırı dışarı alıyor, üzerine konut inşa etmeye çalışıyoruz…
Neyse ki TOKİ’nin Çakırlar projesinde içme suyu kaynağı üzerindeki, dere yatağındaki konut adımına yargı ‘dur’ dedi…
Tabii bu son bir örnek sadece…
Suları kirletme, tarımda bilinçsiz kullanım vs cabası…
Yeşil katli ise ayrı bir başlık ve derin bir konu…
Rektör, Belek’ten örnek vermiş. Haklı. Hatta ötesi var. Yerel idare, merkezi yönetim, yurttaş herkes yeşilin korunması adına el ele vermeliyken her açıdan yeşil katliamı yapıldığına şahit oluyoruz…
Ormanların el birliğiyle imara açılmasından, turizme tahsisine, ev veya tarla amaçlı kesilmesine bir sürü örnek sıralayabiliriz…
Ama iyi ki konuşan akademisyenler var. Rektörler var…
Bu arada akademisyen demişken Prof. Dr. İbrahim Atmaca, Prof. Dr. Nihat Dipova ve niceleri de iyi ki var…
Unutmadan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 31. Taraflar Konferansı (COP31) Kasım’da Antalya’da yapılacak…
