menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kürtçe dil söyleminde filoloji ne söyler?

10 7
17.01.2026

Dil tartışmaları, özellikle Ortadoğu coğrafyasında çoğu zaman bilimsel zeminden koparak kimlik ve siyaset alanına taşınır. Oysa diller, milletlerin şeref belgeleri değil; uzun tarihsel süreçlerin ve kültürel temasların ürünüdür. Bu yazı, Kürtçe ve Farsçayı ideolojik iddialardan uzak, dil evrimi ve filoloji temelinde ele almayı amaçlamaktadır.

Farsça genellikle Batı merkezli sınıflandırmalarda “Hint-Avrupa dili” olarak tanımlanır. Kürtçede müstakil bir dil kabul edilerek bu sıflandırmaya tabi tutulur. Ancak bu tanım, Farsça’nın tarihsel gelişimini tek başına açıklamaya yetmediği gibi bir gerçeği de ifâde etmez. Farsça; Saka, Med ve Pers topluluklarının yaşadığı İran–Orta Asya havzasında, Asyatik bir kültür ortamında şekillenmiş bir merkez dildir. Yani Turani bir dildir. Genelde sondan eklemeli bir dildir. Bu yönüyle Farsça, yalnızca Avrupa merkezli bir dil ailesinin uzantısı değil, Saka–Med–Pers çizgisinde gelişmiş tarihsel bir sürekliliğin ürünüdür.[1]

Kürtçe ise Turanî diller grubuna mensup olmakla birlikte, tarih boyunca kurucu ya da merkez dil konumunda olmamıştır. Yapısal olarak Kürtçede ekler kelimenin sonuna gelir; çoğul ekleri -an, -ên gibi İranî eklerdir. Bu ekler Türkçede vardır. İsim tamlamalarında ezafe sistemi kullanılır. Son yıllarda sıkça dile getirilenin aksine, Kürtçede İngilizce veya Almanca’daki gibi bir artikel sistemi yoktur. Li, le, di gibi yapılar artikel değil; yer, yön ve hâl bildiren edatlardır. Bu özelliklerin tamamı Kürtçeye özgü değil, Farsça ve diğer İranî dillerle ortaktır.[2]

Kürtçe diye ortaya atılan dilin söz varlığı incelendiğinde de benzer bir tablo ortaya çıkar. Akademik........

© Akdeniz Gerçek