Yalanıyla yaşayan, iftirasıyla batar

Toplum içerisinde yıkıcı ve bozucu etkenlerin başında insanlara “iftira etmek” gelir. İftira; haksız suçlama ve karalama yoluyla insan itibar ve onurunun zedelenmesi demektir. “İftira, insanın itibarı için acımasız bir düşmandır.” Temelinde kıskançlık, haset ve çıkarcılık yatar.

İftira, toplumun çürümesini ve yozlaşmasına neden olduğu için sağlıklı toplumun önündeki en büyük engellerden birisi olarak görülür. Sözlü veya yazılı olması hiç fark etmez. İki yol ile de yapılan iftira, bireylerin hayatlarını altüst etmektedir.

Gerçekle bir ilgisi olmadığı halde, bireylerin yalan ve uydurma iddialarla toplum önünde suçlu gösterilmesi, toplumdaki güven bağlarını yok eder. Aynı zamanda iftira; bireyler arasında samimiyet ve itimadı ortadan kaldırır.

Bazı dönemlerde toplumda iftiracı tipler türer. Dönemin hassasiyetini kullanarak elinde hiçbir somut delil olmadığı halde masum insanların zarar görmesine ve itibar kaybetmesine neden olur ki; bu kişilerin vicdanen vebali çok büyüktür.

İftira tüm kutsal metinlerde yasak olmasına, birçok düşünürün iftirayı ahlaksızlık olarak tanımlamasına rağmen iftira; özellikle demokrasi ve hukukun işlemediği, yöneticilerin yalan ve iftira ile ayakta kaldığı toplumlarda giderek artış göstermektedir. Zira “yalancının elindeki en büyük silah iftiradır.”

İftiranın başka iftiraları doğurduğu ve iftiracının cezasız kaldığı hatta rağbet gösterildiği toplumlarda iftira sonsuza dek yerleşir. Öyle bir an gelir ki, kanser hücresi gibi bünyeden atmak imkânsız hale gelir.

"İftiralara karşı dilsiz,........

© Akdeniz Gerçek