Toplumsal Çürüme ve Kleptokrasi

Bir toplumda güven duygusu zayıflamış, liyakatin yerini eş, dost, akraba ve parti yandaşlığı almış, kolay para kazanmaya rağbet artmış, kamu kurumlarında ve belediyelerde rüşvet alıp başını gitmişse; ortak değerlerde çürüme ve çözülme başlamış demektir. Kısacası, bir toplumun ahlaki, kurumsal ve hukuki değerlerinde görülen aşınma toplumsal çürümeyi tanımlar. 

Demokrasilerde; demokratik ilke ve değerler korunmakla birlikte hukuki yapı ve denetim mekanizmaları toplumsal çürümenin önüne geçerek gerekli önlemleri alır.

Hukukun işlemediği bir ülkede; demokrasiden, hak-hukuk ve adaletten, özgürlüklerden, insan haklarından bahsetmek mümkün değildir. Toplumsal çürümenin siyasal düzlemdeki en belirgin görünümü ise “KLEPTOKRASİ” kavramıdır.

Peki, KLEPTOKRASİ nedir? Kleptokrasi; “hırsızlar yönetimi”, yani yağma düzenidir. Kleptokrasi ile yönetilen ülkelerde kamu gücü kamu yararı yerine, küçük bir çıkar gurubunun zenginleşmesi için kullanılır. Bu tür rejimlerde yolsuzluk, rüşvet, usulsüz ihaleler ve kamu kaynaklarının kötüye kullanımı sistematik ve organize hale gelir.

Her yanlış yapan yöneticiyi “kleptokrat”, her kötü giden rejimi de kleptokrasi olarak tanımlamak doğru bir yaklaşım değildir. Zira toplumsal çürümenin standart belirtileri bulunur.  Bunlar;  

Liyakatin Çöküşü: Kamu kurum ve kuruluşlarında görev ve makamların; liyakat yerine, biat ve sadakat üzerinden yandaşlara dağıtılması, 

Adalet Sistemine........

© Akdeniz Gerçek