Yeni dünyalar, yeni savaşlar, yeni siyasetler.

Altmış sekiz kuşağının Kemalist emekli subayları kendi aramızda Amerika-İran savaşını değerlendiriyoruz. İster istemez, nedeni ve niçinine dokunmadan askeri tarafına bakıyoruz. Bir arkadaş diyor ki, “Artık savaş ile muharebe kavramları birbirine karıştı, muharebe sahası, yurt içi sahası, etki sahası, yetki sahası hiç biri yok artık.” Bir başka emekli arkadaş, “Artık istihbarat savaşları var.” diyor. Bir başkası ise daha açık giriyor topa: “Bu savaşlar puşt savaşlarıdır. Yurt içindesiniz, zaten cephe tutmuş da değilsiniz. Beklenmedik yerde ve beklenmedik anda kafanıza nokta atışıyla füzeler yağıyor, bu puştluk değil de nedir?” diyor.

“Peki eskiden savaşlar dürüstçe mi yapılırdı?” diyorum. “Sütre gerisindeki bir bataryanın düşman üstüne ateş toplaması kalleşlik değil miydi? Hani karşı karşıya kahramanca dişe diş mücadele?” Biz askerlerce bu savaş, bizim taktik ve operatif hayallerimizi aşan, şahane bir teknoloji savaşı. Dünyadaki teknolojik gelişmelerin tamamı, öldürmek ya da yaşatmak için meydana gelmiştir. Örneğin İnternet ilk kez Pentagon tarafından kullanılmıştır. Ancak Pentagondaki generaller buna, bu puşt savaşa nasıl evet dedi, düşünülmelidir. Olay daha da genişleyecek, bölgesel belki de küresel bir hal alacaktır. “Evet” diyor emekli general devre arkadaşım, “Bütün savaşlarda “aldatma” yani kalleşlik vardır. Ama savaşı çıkartanlar ya da başlatanlar puştlardır.”

Böylece hayatın puştluklarına dalıp savaşı unutuyoruz. Başka da çaremiz yok. Beş yüz yıllık bir........

© Akdeniz Gerçek