menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aydın ve siyaset

11 0
22.01.2026

“Yurttaş” dediğimiz insan oğlu bir siyasal partiyi neden sever ve savunur? Yaşadığı toplumun ve memleketin geleceğinin o partinin iktidarında daha iyi olacağına inanmıştır. Ya da günübirlik yaşayan, çocuklarının geleceğini düşünmeyen cahilin tekidir. Kolayca kanmış, kandırılmıştır. Aslında kendi küçük çıkarı için inanmış gözükerek o partiyi savunur.

Bir üçüncü kesim vardır ve bu kesim ikincisinden çok daha tehlikelidir. Bir siyasal partinin (ya da kişinin) ideolojisini, yaptıklarını, yapacaklarını yanlış ve kötü olduğunu bildiği halde kendi çıkarları için seçmeni o partiye oy vermeye zorlayan kişilerdir. Lümpen değil, proletarya değil burjuva takımındandır bunlar. Bunlar için birileri şöyle demiştir: “Dünyanın en kötü insanı yanlış olduğunu bile bile yanlışı savunan insandır.” Siyasal iktidarları gayrimeşru duruma düşüren bunlardır.

Bu kısa nottan sonra derdime derman olacak başat soruya geleyim. “Bir insan neden başka bir insanı (insanları) seçilmek ister?”

Bu sorunun yanıtı uzundur. Ben kısaltayım. Yaşadığımız toplumda istediğimiz düzeni ve güvenliğimizi sağlasın, değerlerimizi ve çıkarlarımızı temsil etsin diye seçeriz. Birini (birilerini) seçtiğimizde belirli bir süreliğine ona şans verir, onu denetler ve ondan hesap sorabiliriz. Elbette bu arada onun önderlik becerisi ve yönetim konusundaki yetkinliğini dikkate alırız.

Genel seçimler için söylenen “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” sözü Türkiye bağlamında, günümüzde doğru bir sözdür. Son altmış yıl içinde İstanbul Belediye başkanlığı seçimlerine baktığımızda, yurttaşların doğal olan genel kutuplaşmasında “muhafazakar” partilerle “ilerici” partilerin mücadelesini görebiliriz.

Son........

© Akdeniz Gerçek