Her Yara Kabuk Bağlar
Yaşam bize acı tatlı olaylar yaşatır. Adeta düşe kalka büyürüz. Daha çocukluktan başlar fiziksel ve ruhsal yaralanmalar! Kimileri iz bırakır üstümüzde, gelecekte nasıl bireyler olacağımızı belirler, kimileri de kabuk bağlar ama, azıcık kaşıyınca yine kanamaya başlar! Ne kadar kaçınsak, ne kadar korunmaya çalışsak da, yara almadan büyüyen, yara almadan ölüp giden yoktur aramızda. Hepimiz, kabuk bağlamış yaralarla bezeliyiz.
“Her yara kabuk bağlar.” sözü, fiziksel ve ruhsal acıların, zamanla iyileşme eğiliminde olduğunu, hayatın onarıcı gücünü ve (kabuk bağlama) sürecinin kaçınılmazlığını ifade eder.
Charles Bukowski; “Deha, acıyı kontrol edebilme yeteneğidir.” der. Çünkü onun karakterleri aldıkları her darbeden sonra yara bere içinde ayağa kalkar, kabuk tutan yaralarını birer madalya gibi taşırlar.
İnsanı en çok etkileyen yaralar fiziksel olanlar değil; “aidiyet duygusunu, güveni ve benlik algısını hedef alan ruhsal yaralardır.” Bu yaralar dışarıdan........
