Büyük bir bilgeyi, İlber hocayı kaybettik! |
İlber Ortaylı, Türkiye’de tarihçiliği geniş kitlelere sevdiren, akademik derinliğiyle, popüler anlatımı birleştirebilen nadir entelektüellerden biridir. O bir bilgedir. Onun entelektüel kişiliğini anlamak için, yalnızca akademik çalışmalarına değil; dil kullanımına, gündelik hayata bakışına ve öğrencileri ile kurduğu ilişkiye de bakmak gerekir.
İlber Ortaylı’nın en belirgin özelliği “çok yönlü bilgi” ile, “disiplinli düşünceyi” bir arada taşımasıdır. Tarihçi olmasına rağmen yalnızca kronolojik olayları anlatmaz; sosyoloji, hukuk, siyaset bilimi ve kültür tarihini birlikte değerlendirir. Özellikle Osmanlı tarihi ve Roma tarihi üzerine derin bir uzmanlığa sahiptir.
Konuşma tarzı sert, yer yer eleştirel ve ironiktir. Bu onun düşünce dünyasının da bir yansımasıdır. Yüzeyselliğe tahammülsüz, disipline ve ciddiyete bağlıdır. Kendi ifadesiyle; “Bilgi ciddiyet ister.”
Aynı zamanda güçlü bir dil yeteneğine sahiptir. Türkçe dışında, Almanca, Rusça, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Farsça gibi birçok dili kullanabilmesi, onu uluslararası tarih literatürüne doğrudan erişebilen bir entelektüel yapar.
Ortaylı’nın çalışmaları birkaç ana eksende toplanır:
Osmanlı idare yapısı ve modernleşme süreci
Avrupa ile Osmanlı arasındaki ilişkiler
Hukuk tarihi ve devlet yapıları
Kent tarihi (özellikle İstanbul)
Bu alanlarda yaptığı çalışmalar, Osmanlı’nın yalnızca “çöküş “üzerinden değil, kurumsal yapısı ve dönüşüm kapasitesi üzerinden anlaşılması gerektiğini vurgular.
İlber hocayı tanıyıp sevenler, onun genellikle şu özelliklerini öne çıkarırlar:
- Bilgiye olan saygısı: “Ezber değil, anlayarak öğrenmeyi” savunur.
- Disiplinli yaşamı: Okuma, araştırma ve çalışma düzeni konusunda katıdır.
- Açık sözlülüğü: Popüler görüşlere karşı çıkmaktan çekinmez.
- Kültürel derinliği: Yemekten, müziğe kadar geniş bir kültür alanına hakimdir.
Hayranları onu “yaşayan bir kütüphane” olarak tanımlar. Ancak bu hayranlık, çoğu zaman onun sert eleştirileriyle dengelenir. Çünkü Ortaylı, bilgisizliğe karşı oldukça sabırsızdır.
İlber Ortaylı’ nın kendi sözleriyle yaşam felsefesi, yaşam anlayışı birkaç temel ilke etrafında şekillenir:
“İnsan, kendi kültürünü bilmeden, dünyayı anlayamaz.” (Ona göre köksüz bir entelektüellik mümkün değildir.)
“Çok okuyacaksın, ama doğru okuyacaksın.” (Okumanın niceliğinden çok, niteliğine önem verir. )
“Disiplin olmadan hiçbir şey olmaz.” (Başarının temelini düzenli çalışma oluşturur.)
“Merak etmeyen insan gelişemez.” (Sürekli öğrenme arzusu, onun düşünce sisteminin merkezindedir.)
Onun yaşam felsefesi, özetle şu cümlede toplanabilir:
“Kültürlü olmak, bir ayrıcalık değil, bir sorumluluktur.”
Görüldüğü gibi İlber Ortaylı, klasik akademisyen profilinin ötesine geçerek, “kamusal entelektüel “kimliği kazanmıştır. Onu farklı kılan, yalnızca ne bildiği değil, bilgiyi nasıl aktardığıdır. Hem eleştirel hem de öğretici bir tavırla, toplumda tarih bilincinin oluşmasına bir katkı sağlamıştır. İlber Ortaylı, ülkemiz için ve dünya için, yeri doldurulamaz bir kayıp olmuştur.
Işıklar içinde yatsın, mekânı cennet olsun.