menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

18 Mart Çanakkale Savaşı Öyküleri

10 0
16.03.2026

Çanakkale Savaşı, hem Türk askerleri, hem de Anzak askerlerinin mektuplarında ve günlüklerinde çok insani ve dokunaklı anılar bırakmıştır. Siperlerde yazılmış mektuplar ve hatıra defterleri; savaşın yalnızca bir askeri mücadele değil, aynı zamanda insanların korkuları, dostlukları ve merhametiyle dolu bir deneyim olduğunu gösterir.

Bir Türk askerinin annesine mektubu:

Mehmet Muzaffer adlı genç bir Osmanlı askeri, cephede annesine yazdığı mektupta şöyle diyordu;

“ Anneciğim, burada top sesleri hiç susmuyor. Fakat merak etme, arkadaşlarımla beraber, vatanı korumak için dimdik duruyoruz. Eğer şehit olursam sakın ağlama. Biz burada yalnız değiliz; bütün millet arkamızda.”

Bu mektuplarda çoğu asker, ölüm korkusundan çok, ailelerini üzmemeye çalışıyorlardı. Bir çok mektup, gönderilemeden askerlerin cebinde bulunmuştu.

Bir Anzak askerinin günlüğü:

Ellis Ashmead- Bartlett ve bazı Australian and New Zealand Army Corps askerlerinin günlüklerinde, Türk askerlerinin cesaretinden sık sık söz edilir.

Bir Avustralyalı asker günlüğüne şöyle yazmıştı:

“ Türkler çok yakın siperlerde. Bazen geceleri konuşmalarını duyabiliyoruz. Bizim gibi genç çocuklar olduklarını fark ediyorum. Sabah olduğunda yine birbirimize ateş ediyoruz.”

Bu satırlar, karşı cephedeki askerlerin bile, birbirini insan olarak gördüğünü gösteren, en çarpıcı örneklerden biridir.

Bir çok askerimiz, askeri cepheye gitmeden önce ailesine mektup yazıyordu. Bu mektuplardan biri, Gelibolu’da bulunan bir askerin cebinde bulunmuştu. Mehmetçiğin son mektubu şöyleydi:

“ Sevgili babacığım ve anneciğim, eğer şehit olursam, üzülmeyin. Biz burada vatanımız için can vermeye hazırız. Köyümüzü, tarlamızı ve sizi çok özledim. Ama biliniz ki, biz burada görevimizi yapıyoruz.”

Bu mektup, hiç gönderilemedi. Asker bir kaç gün sonra bir bombardımanda hayatını kaybetti. Mektup daha sonra ailesine ulaştırıldı.

Bir başka Avustralyalı asker günlüğüne şunları yazmıştı:

“ Türkleri hafife aldığımızı şimdi anlıyorum. Siperlerinden çıkıp, üzerimize geliyorlar. Çok cesurlar ve topraklarını bırakmaya niyetleri yok!”

Bu tür ifadeler, karşı tarafın bile, Osmanlı askerlerinin direncine hayran kaldığını gösterir.

Bir başka Türk askeri de günlüğüne şöyle yazmıştı:

“ Geceleri yıldızlara bakıyorum. Köyümüzdeki geceleri hatırlıyorum. Savaş bitince, eve dönebilecek miyim, bilmiyorum. Ama burada arkadaşlarımla kardeş gibi olduk.”

Siperlerdeki askerler için en büyük güç, yanındaki arkadaşlarının varlığıydı.

Savaş, bizim zaferimizle bittikten yıllar sonra bile, iki taraf arasında saygı doğurmuştur. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, 1934’te Gelibolu’da ölen Anzak askerlerinin annelerine şu ünlü sözleri söylemiştir:

“ Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar…Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler.”


© Akdeniz Gerçek