Pasifizm: Ses Çıkarmadan Dünyayı Sarsanların Hikâyesi

Pasifizm: Ses çikarmadan dünyayi sarsanlarin hikâyesi

Bazı kelimeler var, insanın kulağına fısıltıyla sokulur ama içeriden bağırır. “Pasifizm” de işte tam olarak öyle bir kelime.

Dışarıdan bakınca pamuk gibi, sütlaç gibi; ama içine girdiğinde lav püskürten bir yanardağ gibi.

Evet sessizdir. Ama o sessizlik öyle bir sessizliktir ki, bazen bir savaş narasından daha çok yankılanır.

Önce şunu bir netleştirelim: Pasifizm, pasiflikle karıştırılan zavallı bir kelimedir. Hani şu “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”cıların yastığına başını koyduğu türden bir miskinlik değil. Aksine, ortalık yangın yeriyken,

“ben bu ateşe körükle değil, suyla giderim”

diyebilenlerin duruşudur.

Yani özetle, el âlem kavga ederken “ne var ya biraz da susalım” demek değil; herkes bağırırken sakin kalarak daha çok şey söylemektir.

Ama kabul edelim, pasifizm zor iştir. Özellikle de şu çağda…

Çünkü biz öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, birine yumruk atsan trend oluyorsun, ama birinin elini tutsan kimse görmüyor.

Hatta bırak barışı, tatlı dili bile “aktiflik eksikliği” olarak görüyorlar.

Twitter’da kavga çıkarmayanı “kişiliksiz”,

tartışmaya girmeyeni........

© Akdeniz Gerçek