Deniz kenarında bir kitap, dört madde ve fazla gelen bir gerçek
Geçen gün deniz kenarındaydım.
Öyle büyük farkındalıkların peşine düşmüş değilim; oturmuşum, rüzgâr saçımı dağıtıyor, dalga sesi fonda. Elimde bir kitap, zihnim “hiçbir şey düşünmüyorum” modunda.
Hani insan bazen kendini dinlenmeye ikna eder ama hayatın başka planı vardır ya… Tam o an.
Kitabın bir yerinde Erich Fromm çıktı karşıma.
Sessiz, iddiasız ama acayip net.
“Gerçek sevginin dört temel özelliği vardır,” dedi.
Dört.
Ne kader, ne mucize, ne de “biz çok yoğun bir dönemdeydik.”
Sadece dört başlık ve hepsi rahatsız edici derecede tanıdık.
O an şunu fark ettim:
Biz sevgiyi konuşmayı çok seviyoruz ama sevmeyi pek sevmiyoruz.
Fromm’a göre sevgi bir his değil; bir eylem.
Yani başına gelmiyor, başına bela da olmuyor.
Seçiyorsun.
Ve seçtiğin anda sorumluluk başlıyor.
İlgi: Bakmak Değil, Görmek
İlgi, “günaydın” mesajı atmak değil.
İlgi, story izlemek hiç değil.
İlgi, karşındakini gerçekten fark etmek.
Sesindeki yorgunluğu, kelimelerinin kısalmasını, eskisi gibi........
