Tek bir taşla kaç kuş vurulur?

Güne onlarca bildirimle uyanıp, gün boyu bir projeden diğerine koşturuyor, akşam olduğunda ise “Bugün ne yaptım?” sorusuna net bir yanıt veremiyorsanız, muhtemelen modern çağın en yaygın tuzaklarından birine düşmüşsünüz demektir.

Sınırsız dağınıklık…

Peki, insanlık için gerçekten iz bırakmak istiyorsak, yolumuzu aydınlatacak tek bir ışığı seçip, hayatımızın geri kalanını onun etrafında örmeye cesaret edebilir miyiz?

Bu soru bize şunu fısıldar: “İnsanlık için iz bırakmak istiyorsan, dağınık halden vazgeçip tek bir ana hedef seçip geri kalan her şeyi onun etrafında birleştirmek.”

Bu, sıradan bir verimlilik tavsiyesinden çok daha derin bir varoluşsal manifestodur. Dağınıklık sadece masamızın karışıklığı değil; zihnimizin, enerjimizin, zamanımızın ve nihayetinde kimliğimizin sayısız parçaya bölünmesidir.

Tek bir ana hedef ise, bir kara delik gibi, bu parçaları kendi merkezine çekip onlara yeni bir anlam ve yön kazandıran bir kütleçekim merkezi yaratır.

Gündelik hayatta bu dağınıklığın tezahürlerini sıkça görürüz. Bir yandan kariyerinde yükselmeye çalışan, diğer yandan mükemmel bir ebeveyn, iyi bir arkadaş, sağlıklı bir sporcu ve aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerinde aktif bir gönüllü olmaya çalışan biri, zamanla tüm bu alanlarda buğulanmış bir cam ardından hareket eder hale gelir. Enerjisi seyrelir, etkisi sığlaşır.

Oysa tek bir “ana hedef” belirlemek – örneğin “insanlarda eleştirel düşünmeyi” veya “çocuklara bilim sevgisi aşılamak” – bu alanları birbiriyle konuşturmayı mümkün kılar.

İşiniz bu hedefe hizmet eden projeler üretir, sosyal çevreniz bu amaç için bir ağa dönüşür, okuduklarınız, izledikleriniz bu merkeze yakıt olur. Da Vinci gibi “her şey” olmaya çalışmak yerine, Michelangelo gibi “tek bir şeyi” kusursuza yakın yontmaya odaklanmak, izin kalıcılığının........

© Akasyam