menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyfettin BUDAK Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa

25 0
07.05.2026

İnsanın Duygusal Arkeolojisi ve Algoritmik Kuşatma

Sana hayatın boyunca kaç kere “duygularını kontrol et” dediler?

Onlarca, belki yüzlerce kez… Peki sen ne yaptın?

Bastırdın, yuttun, bir köşeye ittin, görmezden geldin. Dışarıdan bakınca “işte başardım” dedin, ama için nasıldı peki? İçin yangın yeriydi, değil mi?

İşte asıl mesele burada başlıyor. Çünkü insan dediğin varlık, ne yazık ki rasyonel bir makine değil. Sadece rasyonalize etmeye çalışan, yani olup bitenin ardından bir “mantıklı açıklama” uydurmaya çabalayan duygusal bir organizma.

Duygu, sadece bir his değil. İnsan türünün hayatta kalma stratejisinin en keskin, en hızlı, aynı zamanda en tehlikeli enstrümanı. Ve sen o enstrümanın tellerinden birisin. Sadece bir tel…

Beyninde koskoca bir iç savaş var. Bir tarafta duygular, öbür tarafta mantık…

Nörobilimci Joseph LeDoux harika bir benzetme yapıyor. Duygular, mantığa ulaşmak için otobanı kullanır. Hız sınırı yok, ışık yok, yol dümdüz…

Mantık ise duyguları durdurmaya çalışır ama ancak daracık bir köy yolunda ilerleyebilir, taşlı topaklı, virajlı…

Bu iki yol yarışsa kim kazanır? Otobanın tozuna bile fırsat vermezsin değil mi?

İşte bu yüzden kendine kızdığında, “Aklım başımda değildi” dediğinde, aslında suçlu sen değilsin. Suçlu o asimetrik devre. Ama yine de kendini suçluyorsun, çünkü toplum sana “akıllı ol, sakin ol, mantıklı ol” diye dayattı yıllarca. Oysa biyolojin başka bir şey fısıldıyor: Kaç, savaş, ağla, bağır…

Bu noktada meşhur Marshmallow Deneyi’ni hatırlamadan geçemeyiz. Çocuklara bir lokum veriyorsun. Beklerlerse iki lokum alacaklar. Bazı çocuklar bekleyebiliyor, bazıları anında yiyor. Yıllar sonra bekleyenlerin hayatları daha başarılı, daha az sorunlu. Ve sen “İşte irade budur!” diyorsun, değil mi?

Ama işin acı tarafı şu: O çocukların beyinlerindeki nöral ağların dayanıklılığı farklıydı. Yani senin gurur duyduğun ya da utandığın “irade” aslında çocuklukta şekillenen bağlantıların bir ürünü.

Dahası, beynin aç, yorgun ya da aşırı stresli olduğunda prefrontal korteks dediğimiz mantık merkezi pes eder. Resmen havlu atar. Biyolojik sigorta atar. Sigorta atınca ev kararır, doğru. Ama sigortayı suçlamazsın, değil mi? Seni de suçlamamak gerek.

O halde neden hâlâ “yeterli iradeye sahip değilim” diye kendini yiyip bitiriyorsun?

Belki de soru yanlış. Belki de “neden kontrol........

© Akasyam