Nöronların Sessiz Bilgeliği: Benliğin Ötesinde Bir Yaşam Mümkün mü?
Bir yaprak, düştüğü ağacın köklerini hiç düşünür mü?
Ya da bir nöron, ateşlediği sinyalin, oluşturduğu düşüncenin, bir bilincin parçası olduğunu bilir mi?
Prof. Dr. Türker Kılıç’ın çarpıcı “yaprak orman” metaforu ve nöronların işleyişine dair vurgusu, bizi insan olma halimizin en temel ve belki de en yanılsamalı varsayımıyla yüzleştiriyor. Kendimizi benzersiz ve merkezi bir varlık olarak görmek…
Peki, ya bu benzersizlik hissimiz bir illüzyonsa?
Yaşamın kendisi, içindeki hiçbir “yaprak” için değil de, “orman”ın devamlılığı için varsa, o zaman bizimle, zihnimizle ve dünyayla uyumumuz nasıl olmalı?
Kılıç’ın aktardığı o çarpıcı anket, modern insanın ruh halinin bir röntgeni gibi..
1914’te lise öğrencilerinin %6’sı kendini “benzersiz” hissederken, 2014’te bu oran ’ya fırlamış. Bu dramatik artış, bireyin kutsandığı, ego-santrikliğin neredeyse bir erdem haline geldiği bir çağın psikolojik göstergesi…
Sosyal medyada kurgulanan mükemmel benlikler, tüketim kültürünün “sana özel” vaatleri, hep bu benzersiz yaprak olma halini pekiştiriyor. Fakat bu durum, ormanı görmemizi engelleyen bir körlüğe de yol açıyor.
Kendimizi ormanın merkezine koydukça, diğer yapraklardan, ağaçlardan, topraktan koparıyor, nihayetinde kendimizi de anlamsız bir ölüm korkusu ve varoluşsal yalnızlıkla baş başa bırakıyoruz. “Eşref-i mahlûkat” (yaratılmışların en şereflisi) sıfatını, bir üstünlük nişanesi değil de, ağır bir sorumluluk olarak anlamayı unuttuk.
İşte tam bu noktada, beynimizin mimarları nöronlar, bize sessiz ama güçlü bir ders verir. Bir nöron, tek başına anlam ifade etmez. Onun değeri, kurduğu sayısız bağlantıda (sinaps), oluşturduğu ağdadır. Kendi varlığını sürdürmek için enerji harcar, evet; ama asıl amacı, içinde bulunduğu dev ağa (beyne) bilgi akışını sağlamak,........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar