menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özlem Gürbüz Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim

9 0
29.04.2026

Okul denildiğinde çoğumuzun aklına sadece dersler, sınavlar ya da notlar gelmemeli.

Çünkü okul, bir çocuğun hayatında evden sonra en çok zaman geçirdiği, kendini şekillendirdiği, dünyayı tanımayı öğrendiği ikinci yerdir. Hatta çoğu zaman bir çocuk için okul, sadece bilgi aldığı bir yer değil; anlaşılmayı beklediği, kabul görmek istediği ve kendini güvende hissetmeye ihtiyaç duyduğu bir alandır. Bu yüzden okulun bir “korku yuvası” değil, gerçekten bir “ikinci ev” olması gerekir.

Son zamanlarda yaşanan bazı olaylar, öğrencilerin sınıf içinde kendilerini rahat ifade edememeleri, öğretmenle olan iletişimde kopukluklar ya da arkadaş ilişkilerinde yaşanan kırıcı durumlar bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Okul sadece müfredattan ibaret değildir. Bir çocuğun kalbine dokunamayan hiçbir eğitim sistemi, ne kadar güçlü olursa olsun eksik kalır. Çünkü öğrenme dediğimiz şey, ancak güven duygusu ile mümkün olur. Korkunun olduğu yerde merak azalır, merakın azaldığı yerde ise gerçek öğrenme gerçekleşmez.

Bir öğrenci sabah okula giderken içinde heyecan mı taşıyor, yoksa kaygı mı? Aslında sorulması gereken en önemli soru bu. Eğer bir çocuk okula giderken “Bugün yine ne olacak?” diye düşünüyorsa, orada bir problem vardır. Ama “Bugün yeni ne öğreneceğim?” diye düşünüyorsa, işte o zaman okul gerçekten doğru bir yer haline gelmiştir. Bu farkı yaratan şey ise sadece ders anlatımı değil; öğretmenin yaklaşımı, okulun atmosferi ve en önemlisi çocuğun yetiştirilme biçimidir.

Burada ebeveynlere büyük bir sorumluluk düşüyor. Çünkü bir çocuk okula nasıl bir psikolojiyle geliyorsa, o psikolojinin temeli evde atılmış oluyor. Sürekli eleştirilen, kıyaslanan ya da duyguları önemsenmeyen bir çocuk, okulda kendini savunmak yerine içine kapanmayı........

© Akasyam