Nihat Güç ABD-İsrail Ve İran Savaşı

Günümüz dünya arenasında var olduğunu iddia ettikleri kurallar, tam anlamıyla birer kuralsızlığa evrilmiş vaziyette.

O yüzden işler ters dönüyor, trafik tersten işliyor. Kendilerini özgürlük havarileri(!) diye tanıtan büyük bir kesim, ne yazık ki katliamdan katliama koşuyorlar. Gerçekleştirmek istedikleri katliamların ekseriyetini de kız çocukları üzerinden gerçekleştiriyorlar.

Firavun kendi saltanatını sürdürmek için erkek çocuklarını boğazlarken. Ebu Cehil de kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyordu. Zaman ve mekân değişse de Firavun ve Ebu Cehiller ne yazık ki hiç değişmiyor. Değişen tek şey isimleri... Firavun’un ismi dün Ramses, Ebu Cehilin ismi Amr bin Hişam idi. Bugünkü isimleri Netanyahu ve Trump...

İsteyen istediğini yapmakta serbesttir. Uluslararası hukuk çökmekle kalmamış zulüm ve haksızlığa da tam anlamıyla ön ayak olmuş. Hatta söz konusu bu geçersiz hukuk, güçlülerin elinde şakırdayan birer kırbaca da dönüşmüş vaziyette. Üstün olduklarına inanan bu vahşi canavarların elinde şekillenen bu hukuk; fakir fukaranın, garip gürebanın başına bomba olup yağmaktadır.

İsrail, Epstein dosyasını kullanmak suretiyle ABD’nin kendi şahsına münhasır başkanının ipini eline sıkı sıkıya dolamış. İsrail ne derse ABD onu yapıyor. Hatta İsrail; ABD başkanından para alıyor, silah alıyor, teknoloji alıyor, her türlü askeri ve lojistik yardım talep ediyor. İstediği ülkeye karşı istediği savaşı başlatabiliyor. Tüm bunları güçlü olduğu için değil, güçlüden güç devşirdiği için yapıyor. Karşı çıkanlara, zalimsin diyenlere hayat hakkı bile tanımıyor. Tüm hukuksuzluklara karşılık dünya hukuku; zulüm ve haksızlığı seyretmekle veya zalim ve zorbaları alkışlamakla mesaisini dolduruyor. Dünya hukukunun, şimdiye kadar hakaniyete uygun olarak bir olayı çözdüğünü dile getirebilecek tek bir insan çıkar mı aramızdan?

Yine İsrail, Epstein dosyasını sallayarak ABD başkanının dizginlerini ellerine dolamak suretiyle istediği zamanda ve istediği mekânda “Çuş” diyor, istediği zaman ve istediği mekânda da “Deh” diyerek yol almasını istiyor. Gözümüzün önünde cereyan eden olay maalesef böyle…

Allah-u Teala’yı unutan kişilerin neler bildiklerinin, neleri öğrendiklerinin, nelere sahip olduklarının hiçbir önemi yoktur. Su testisi suyolunda kırıldığı gibi bu kişiler de eninde sonunda işledikleri pisliğin içinde boğulacaklardır. Yalanlarını, yalan ile yalanlayanların yalanları artık yatsı vaktine yetişmiyor, tez elden ortaya çıkıyor. Bir devletin başkanı, hem de süper(!) bir devletin başında bulunan korkuluk, bu kadar büyük yalanlar söylüyor olmasına hayet etmiyor........

© Akasyam