Sahtelerin Tasallutu

Hakiki görünümler ortadan kalkarsa feci sahtelerinin asli sahnelerine musallat oluşuna çok şahit olmuşuzdur.

“Hakikileri silinince sahteleri gerçeklerine musallat olur” özdeyişi, yalnızca ahlâkî bir tesbiti değil; aynı zamanda tarih, kültür ve insan psikolojisiyle iç içe geçmiş derin bir hakikatı dile getirir.

Bu cümle, hakikatin görünürlükten çekildiği her zeminde taklidin, sahteliğin ve temelsiz iddiaların hızla çoğaldığını anlatan çarpıcı bir ifade.

**

İnsanlık tarihi, boşluk kabul etmeyen bir yapıda değil midir? Hakikat geri çekildiğinde, onun bıraktığı alan kendiliğinden dolmaz; çoğu zaman o boşluk, hakikatin suretini taklit eden sahte unsurlarla doldurulur.

Bu noktada, mesele yalnızca hakikatin yokluğundan değil, hakikatin temsil edilmemesinden de ileri gelir. Çünkü hakiki olan, sadece var olmakla yetinmez; görünür olmayı, konuşmayı ve örneklik etmeyi de gerektirir.

Hakiki âlim sustuğunda, kürsüye sahte bilginler çıkar. Hakiki sanat geri çekildiğinde, popüler ama derinliksiz taklitler alkışlanmaya başlanır. Bunun için Necip Fazıl, "Bülbüllere emir var lisan öğren vakvaktan/ Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan." şeklinde ince bir nükte ile dokundurma yapmıştır. Hakiki adaletin........

© Akasyam