menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsa ÇOLAKER Kitap Okurunun Hakları

10 0
18.03.2026

Okumanın bir hak olduğu kadar, varoluş meselesi olduğuna da inanırım. Okuryazar olmanın bize verdiği önemli birtakım haklar da vardır. Yazımıza konu olacak bu uygulamaları bizzat yaşayan biriyim. İyi bir okur olduğumu da söylerler. Tüm bu düşünceler ışığında okurun da birtakım uygulamaları yapma isteği vardır. Bunların okuma yolculuğuna katkısını da iyi bilirim. Okudukça gördüğünüz bu durumların birer şahidi olan hususi okurlar da mevcuttur. Yazdıklarımın da öznel durumlar olduğunu şimdiden kabul ederim. İşte okurun yatay hakları ve bunun gelecekçi sonuçları.

Okur olarak ilk ve önemli hakkımın bir kitabı okumamak olduğunu düşünürüm. Okumak nasıl bir eylemse okumamak da ayrı bir vasıftır. Her kitabı okumak zorunda da değilsiniz. İyi okur, kitap seçer. Her yemek yenmeyeceği gibi, her kitap da okunmaz. Eleştirisini okuduğum kitabı ayrıcalıklı okurum. Bir kitabı okumuyorsam vardır bir bildiğim. Zayıf gördüğüm, fek, taklit yayınları okumama özelliğim vardır. Siz de her kitabı okumayınız! Ortalık boş kitap dolu. Yazar ve kitap ilişkine iyi bakarım. Her yazarı da okumam. Siz de yazarın özgeçmişi ve okur ilişkisine bakınız. Kibirli, davası olmayan, sıradan adamları ve eserlerini okumayınız. Bu da sizin hakkınız. Rahat ve iyi Türkçesi olmayan adamları da okumuyorum. Okur olarak bu hakkımda vardır. Okur talep edendir. Yazar da taleplerimiz dikkate almak zorunadır.

Sayfa atlama hakkımız da vardır. Size komik gelse de durum budur. Özellikle kurmaca metinlerde böyle bir devamsızlık hali ortaya çıkar. Tasvire boğulan kitap, sizi savrulmaya iter. Birçok talebemden de duyar gibiyim. Hocam, Dostoyevski’den epey sayfa atladım. Buyurun cenaze namazına. Bunu iyi okur bilir. Bir tuvalet betimlemesine dayanamayan okuyucu vardır. Yorum yok. Kızıyorum ama anlıyorum. Demek ki kitap bazen sizi içine çekemiyor. Kaldığınız yerden okumak da caizdir. Ben öyle yapıyorum. Kitap beni, ben kitabı bırakmam. Size de tavsiye ederim. Kitabı satmayın, onu okumaya devam ediniz. Okurun hakları sizi okuma gerçeğinden uzak tutmasın. Hocam, kızdım okumuyorum demek, kitaba mesafe koymaktır. İnadına okuyalım.

Fiili haklarımızdan birisi de kitabı hitama erdirmemektir. Yani kitabı bitirme/me hakkımız da olasıdır. Okuduğunuz kitap sizi yorar ya da siz okumaktan uzaklaşırsınız. Bunlar okurun hallerindendir. Kitap okuma serüveni özel bir yolculuktur, buna bazen ara verme gerekebilir. Kitabın sultaniyesini veya ayracını kullanarak okumaya ara verebilirsiniz. Bu da tabiidir, çok da yaparım. Bir süre sonra sevgili kitabıma dönerim. Tıpkı aşk gibi. Ara ara okumak sizi de yormaz. Önemli olan sevgili kitabınızı ter etmemektir. Fasıla vererek okuma ayrı bir yolculuktur. İyi okur bunu tadını bilir. Başa döndüğünüz her kitap, başınıza da döndürür. Ara verdiğiniz okuma eylemi de sizi bir başka kitaba yönlendirir. Onun için komidinde dört ila beş kitap üst üste durmalıdır.

En sevdiğim ama çok başarılı olamadığım okur haklarından birisi de tekrar ya da yineleyerek okumadır. Klasikleri, İslami eserleri, başvuru veya şaheserleri tekraren okuduğumu bilirim. Safahat’ı, Çile’yi dönüp okuduğum çok olmuştur. İyi eser sizi içine çeker. Okuma guruplarına salık verdiğim budur. Bildiğiniz eserleri epey okuyunuz. Mesela meal okumak da böyledir. Ayetleri ve Türkçesini anlamanızı kolaylaştırır. Ben buna hıfzetmek diyorum. Oku da oku. Okudukça anladığınız yeni anlamlar olacaktır. Bunu çok yapan yazar arkadaşlarım var. Çalıkuşu’nu üç defa okuyan arkadaşım olmuştur. Her okuma seansı ayrı bir keşiftir. Üç Mesele adlı İsmet Özel kitabını tekraren okuyanlar bilirim.

Okurun bir önemli hakkı da canının çektiği kitabı okumaktır. Ben buna keyfe keder okumak diyorum. Rastlantısal okuma diyenler de var. İstediğimi okurum kardeşim, var mı bir diyeceğin? Seçme ve seçilme hakkı gibi bir şey! Canın çektiği kitabı okuyan okur, onu da unutmaz. Ayrıntılı notlar alır, kayda geçer, sıkı okuma yapar. Durum budur. İyi bir okuma faaliyetidir. Bağıra bağıra anlatılan kitap, canının çektiği kitaptır. İyi bir film de böyledir. Sizi kendine ram eder. Selvi Boylum Al Yazmalım filmi, benim için böyledir. Filminden sonra da kitabını okumuşumdur. İyi bir eserden filme, filmden de esere bir yol vardır.

Canının istediği yerde de okuma hakkımız vardır. Birkaç özel yer hariç, durum böyledir. Tabiat bir kitap okuma alanıdır. Otomobilimde kitap sürekli mevcuttur. Beklerken okumayı severim. Sahilde, yolculukta, tabiatta okumak akla ve ruha şifadır. Marmaray’da, Hızlı tirende, sinema arasında okuyanlara şahit oluyorum. Çok da güzel. Kitaplı toplum iyidir. Susma hakkı gibi sessiz okuma hakkımız vardır. Terörize olan topum, okumayan ve yazamayan topluluktur. Az okur, çok cehalet demektir. Arif olmak kadar güzel bir şey var mı? İrfan eksikliğinin topluma verdiği zararı güncel olarak yaşıyoruz. Okulda, camide, kışlada, maç arasında, sinemada, yazlık evinde kitap okumaya başladığımız zaman, kitabın dünyaya hâkim olduğu andır.

Hakkımız olan ve sevdiğim bir okuma hakkıyla sürdürelim. Sesli okuyalım. Şiiri, romanı, hikâyeyi, senaryoyu, ilahiyi, şarkıyı hep birlikte ve güzel okuyalım. Sesli okumak şifadır. Benim hatırladığım okur haklarımız bunlarıdır. Sizin yaşadığınız okuma hakları da ayrıca vardır. Onları da üste koyarak okumaya ve dünya okuru olmaya devam edelim. Yaşasın iyi okurlar, dünyayı okumak güzelleştirecektir. İyi bir okur olan şairle yürüyelim. Okuma yürüyüşünüz dem etsin:” Zat-ı Hakkı anla zatındır senin/Hem sıfatı hep sıfatındır senin/Sen seni bilmek necatındır senin/Gayre bakma sende iste sende bul.” Niyazi Mısri böyle söyler, ey okur. Her şey sende gizli, yeter ki oku.


© Akasyam