Fatih ORUÇ Abd Ve İngilizlerin Irak Felluce Katliamları |
2003 yılındaki Irak’ın işgalinin ardından katliamcı ABD Silahlı Kuvvetlerinin 2004 yılı Nisan ayında Irak Direnişçilerinin elinde bulunan Felluce şehrini almaya çalıştığı başarısız askeri girişimdir.
Irak Savaşı sırasında da Amerikalı askerlerinin en zorlandığı bölgelerden biri olmuştur.
I.Felluce katliamının başarısız olmasının ardından ABD Silahlı Kuvvetlerinin İngiliz askerlerinin desteğiyle 8-16 Kasım 2004 tarihleri arasında Felluce’deki Irak Direnişcilerine saldırdıkları çarpışmalardır.
Felluce direnişi, emperyalist vahşete rağmen, yerli halkın, vatanlarını, haklarını, özgürlüklerini, bağımsızlıklarını ve tecavüzcü, işkenceci katil Amerikalıların tasallutundan ırzlarını, namuslarını korumak için başlattıkları haklı, onurlu ve cansiperane savunmasının adıdır.
İsrail kılavuzluğunda katliam yapan Amerikan katillerinin Felluce’de gerçekleştirdikleri savaş suçlarından bazıları şöyle sıralanıyor: “ABD ordusu, Felluce halkına karşı zehirli gazlar ve kimyasal silahlar kullandı. Çoğu savunmasız çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan yaklaşık 5 bin sivil öldürüldü. Ölenlerin pek çoğu toplu mezarlara gömüldü. Bazı cesetler de sokaklarda çürümeye terk edildi. İşgalciler çok sayıda kadına da tecavüz ettiler…”
Felluce ve diğer Irak şehirleri Amerika’nın katil orduları tarafından yerle bir ediliyor…17 Kasım günü Felluce’den geçilen bir haber metni insanlığını yitirmiş olan katillerin yaptıklarının çok azını da olsa şöyle özetliyor:
"... Harabeye dönen kentte trajedi yaşanıyor. Sokaklarda çok sayıda ceset var. Köpekler cesetleri yiyor. Dün ve önceki gün ABD keskin nişancıları tarafından öldürülen çocukların cesetleri hâlâ sokakta. Köpekler tarafından oradan oraya sürükleniyorlar. Ne aileleri ne de direnişçiler, keskin nişancılar nedeniyle cesetleri toplayamıyor. Amerikan güçleri binaları içindekilerle birlikte ateşe veriyor..."
"... İşgal güçleri kadın ve çocukları direnişçilere karşı canlı kalkan olarak kullanıyor. Salı günü daha önce hiç görmediğimiz bir manzara ile karşılaştık. Amerikan askerleri bir kadını ve çocuklarını tanka kalkan yapmışlar. Tank bu halde Tartar Caddesi'ne girdi. Kadının ve çocuklarının imdat çığlıklarını hepimiz duyduk. Bazı direnişçiler acı içinde gözlerini kapatıp ağlamaya başladı. Şehir tarihin görmediği bir vahşete sahne oluyor..."
Bir Haçlı savaşı olduğunu en yetkili ağızlardan duyurdukları işte bu vahşi güç gösterisi ile camilere bile alçakça saldırarak, esir yaralıları bile katlediyorlar… Sivil halklara Napalm, beyaz fosfor, kimyasal ve biyolojik silah kullanıyorlar…Her canlıya keskin nişancılarla ateş edip, soykırım yapıyorlar… Böylece, Irak halkı sindirilmeye, köleliği kabule, işgale razı olmaya, onurundan, bağımsızlığından, hak ve özgürlüklerinden vazgeçmeye zorlanıyor…
Kimyasal silah bulundurduğu iddiası ile girilen ülkenin halkına kimyasal silah kullanılması, Batının, Amerika’nın ve kılavuz İsrail’in sapkın inancına, azgın tercihine, hayvandan aşağı karakterine ve ürettiği korku, katliam ve sömürüye dayalı gayri insani medeniyetine son derece uygun doğal bir sonuç olarak algılanmalıdır.
Her ne kadar yalan açıklamalar ile dünyadan gizlenmeye çalışıldıysa Napalm, beyaz fosfor, kimyasal ve biyolojik silahların pek çoğu işgal kuvvetleri tarafından Irak’ta kullanılmıştır. En somut kanıtı, bölgede farklı türlerde kanser oluşumları, binlerce kişinin bundan nasibini almasıdır. 24 Temmuz 2010 tarihli bir araştırmanın çocuk ölümlerinin artışı, gen bozukluklarının iki başlı doğumlardan ayak parmaklarında ciddi bozukluklardaki artışı ve onkolojik hastalıkların yayılmasını Amerika’nın bölgede kullandığı kimyasallara bağladığını dile getirdi.
Araştırma, 1000 doğumdan 80’inin ölü doğduğunu, löseminin 38 kat, kadınlarda göğüs kanserinin 10 kat arttığını söylüyorlar. Aynı zamanda ergenlik çağındakilerde beyinde şişlikler ve lenfoma oranının arttığı gözlenmekte. Bu nasıl özgürlük? Bu ne çeşit bir demokrasi anlayışı?