MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ

Esselâmü aleyküm, aşk yolunun yolcuları…

Ciddî bir disiplin anlayışı, derinlik ve nezâkete sahip olan Mevlevilikte ve dahi birçok tarikatta hepimize örnek olacak bazı kaideleri sizler için derledik; tefekküre vesile ola.

Dervişler asla “ben” ifadesi kullanmazlar. Bunun yerine “fakir”, “bendeniz”, “biz” gibi ifadeler tercih edilir. Aynı şekilde “sen” hitabı yerine “siz” yahut “nazarım” denir.

“Kapıyı kapatmak”, “ocağı söndürmek” gibi ifadeler asla kullanılmaz. Allah kimsenin kapısını kapatıp ocağını söndürmesin. Bunun yerine “kapıyı, pencereyi sırlamak”, “ocağı, ışığı dinlendirmek”, “ışığı uyandırmak” gibi zarif kelimeler seçilir.

“Yok” sözü hoş görülmez ve söylenmez. Bunun yerine bir şeyin bittiğini, tükendiğini anlatmak için “Hak vere oldu”, “Hakta” denir. Un Hakta, şeker Hak vere, mangır Hakta gibi.

Su veya bir şey içene de “afiyet olsun” yerine “aşk olsun” denir. Bu temenni bazen karşılıklı ve tamamlayıcı tâbirlerle uzatılır.

“Aşk olsun” sözüne muhatap olan, “aşkın cemâl olsun” karşılığını verir. Bu söz üzerine “aşk olsun” diyen, “cemâlin nur olsun” der ve “nûrun alâ nûr olsun” cevabını alır.

Bir kimse uyandırılırken “Hadi uyan, kalk” yerine yavaşça “Agâh ol, eren!” denir.

Mevlevilikte her şeyin canı vardır ve Allah’ı tesbih eder. Bu yüzden Mevlevîler eline aldıkları eşyaları—mesela kitabı, fincanı, kaşığı, tesbihi, üzerine giydiği hırkayı—ve namaz kıldıktan sonra yeri öperler. Bu öpüşe “görüşmek” denir. Böylece her eşyanın Allah’ın lütfuyla insana hizmet için verilmiş bir nimet olduğu tefekkür edilmiş olur. Aynı zamanda hizmet eden eşyaya saygı gösterilir ve görüşerek........

© Akasyam