We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Baba…

2 0 0
23.08.2021

Dün sabah bir ölüm haberiyle gözlerimi açtım. Ölen kişi bir arkadaşımın babasıydı. Arkadaşım babası için hiç gocunmadan, yüksünmeden; “benim babam çoban” derdi. Kendi çilekeş hayatını anlatırken de babasından gururla söz ederdi ve dün o arkadaşım; “babam kalp sektesinden vefat etti” deyince feci şekilde müteessir oldum.

Ölüm, öyle uzak görünüyor ki… Salalar hep başkaları için okunuyor…

Arkadaşımın çilekeş hayatıyla kısmen de olsa benzer noktalarımız var dolayısıyla bu ölüm bende de etkili bir empati duygusu oluşturdu…

Babam…

Vefat ettiğinde henüz elli yaşlarının başındaydı… O da ani bir ölümle, bir trafik kazası sonucu diyar-ı âhara gitmişti… Ben o zaman yurt dışındaydım, ağır yaralı diye telefon açtılar ama ilk anda anlamıştım bu dünyaya göz yumduğunu… Buraya kadar yazdıklarım benim için olmasa da okurlarım için sıradan şeyler ölüm hep var ve sanki hep başkaları için geliyor…

Evet, o meşhur araba arkası yazısı var ya çoğumuzun aşinası olduğu; “Baba çınar gibidir meyvesi olmasa da gölgesi yeter” minvalindeki bu sözü oldum olası hoş bulmam; olumsuzlukla, yoklukla, eksiklikle başlaması bana bu sözü hoş göstermez. Hatta biraz da itici ve saçma bulurum. Ne demek meyvesi olmasa da? Meyve zaten sensin yani evlat değil mirdir… Evet, baba belki ulu bir çınara atıf yapılarak onun gölgesine sığınmak anlamında ifade ediliyor olsa da yine de bu söz bana anlamsız gelir.

Ben babanın meyvesini de gölgesini de öyle bir gördüm ki bunları yaşamamış olsaydım belki de dünyayı bütün bütün babasız yaşadım sayabilirdim.

Arkadaşımın rahmete giden babası için hissettikleriyle benim derin bir duygudaşlık kurmuş olmam galiba geçmişte yaşadıklarımdan ve hissettiklerimden ileri geliyor.

Yaşım 30’a baliğ olmasa da yakındı babamı rahmeti rahmanın kucağına gönderdiğimizde. Garip olan şu ki geriye dönüp baktığımda babamla yaşadığım mahdut birkaç silik hatıradan başka bir şeyin olmadığını görmüş olmam. Evet, babamla çok az şey yaşamıştım. Tam bir baba-oğul ilişkisi kuramamıştık. Bunun pek çok sebebi vardı: birincisi uzun gurbetlikti, ikincisi ananevi yaşam tarzımız, üçüncüsü mevcut sosyal şartlar, dördüncüsü fıtrat ve mizaç ve sair…

Sadece bir kere bir Cuma günü cami önünde babamdan bir talebim olmuştu. Küçük bir istek; “baba, bana resim defteri alır mısın?” demiştim sonucunu hatırlamıyorum ama herhalde almıştı. O günden sonra babamdan bana bir şey almasını hiç istememiştim daha doğrusu isteyememiştim. Hatta kurduğum bir işin devamı için gerekli olan para babamda vardı ve ben onu........

© Akasyam


Get it on Google Play