CİNSİYETÇİ SÖYLEM |
“…
Belli bir bozgun yaşamışız
Her şeye ölüm dadanmış sanki
Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar
Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar
Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi
Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı sanki.
…”
Erdem Bayazıt
Elinde tuzlukla duyduğu her yeni ifsad kavramının peşinden koşan şuursuz kitle “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” ifadesinin, adını anmak istemediğim sapkın akımın öncü adımı olduğunu çok geç anladı. Anladı da ne oldu?
Milli ve manevi değerler hassasiyeti bulunan kitlenin bu kavrama olan tepkisinden dolayı ifadeye abdest aldırmaya kalktı ve “Toplumsal Cinsiyet Adaleti” diyerek mevzuya adaleti alet etti.
Üstelik bu kavramlar kimi zaman başı açık şuuru kapalı, kimi zaman da başı ile birlikte basireti de kapalı bazı yetkili etkili kişiler tarafından icra sahasına getirildi ve buna karşı görüş serdetmek ihanetle eşdeğer tutuldu.
Türkiye’de kadın konusu, kullandığınız her kelime kadın lehine (!)-kadın lehine gibi gösterilen ne çok şey sonunda hem kadının hem toplumun aleyhine döndü oysa-
değilse konuşan aleyhine döndürülme potansiyeline sahip bir mayınlı alan haline getirildi. Ülkemizde dindar insanları ve islam dinini tahkir etmek için kadın konusu en etkin silahlardan biri olarak kullanıldı. Bizim ezik tayfa tam da emperyalizmin ve kapitalizmin istediği gibi “Biz, kadın konusunda attığımız adımlarla Avrupayı bile geride bıraktık!” Diyerek eleştiri oklarından kurtulmak için teslimiyet bayrağını çekti.
Kadın hakları, kadına şiddet, kadın cinayetleri, kadın istismarı, kadının güçlendirilmesi, kadın STK ‘ları, kadın istihdamı, kadının özgürlüğü…sonunda kadın tır şöförleri ile taçlandırıldı.
Bu değerlendirmeleri yaparken, “kadını eve kapatacaklar, kadın haklarını yok sayacaklar, kadın istihdamına karşılar,........