Yapay Zekâ Bizi Daha Bilgili mi, Daha Mutsuz mu Yapacak? |
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Yapay Zekâ Bizi Daha Bilgili mi, Daha Mutsuz mu Yapacak?
Günümüzde bilgiye ulaşmak tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolay. Yeterli eğitimi olmayan bir kişi bile merak ettiği hemen her konuda birkaç saniye içinde bilgi sahibi olabiliyor. Bunun en önemli nedeni ise kuşkusuz yapay zekâ araçlarının hayatımıza hızla girmesi.
Geçtiğimiz günlerde hastanede sıra beklerken dikkat çekici bir olaya şahit oldum. Kardiyoloji polikliniğinin önünde bir baba ve oğlu doktoru bekliyordu. Oğlu, babasının EKG görüntülerini telefonundan ChatGPT’ye yükleyerek yorumlamasını istiyordu. Tıp eğitimi almamış bir birey, birkaç dakika içinde EKG grafiğinin normal ya da anormal olabileceğine dair bilgi edinebiliyordu.
Aslında bu durum artık sıradan hale gelmeye başladı. Yaklaşık 23 yıldır yapay zekâ alanında çalışan biri olarak ben de günlük yaşamımda bu araçları sıkça kullanıyorum. Tanımadığım bir bitkinin türünü öğrenmek istediğimde, karşılaştığım bir böceği merak ettiğimde veya sağlıkla ilgili bir konuda ön bilgi almak istediğimde yapay zekâya başvuruyorum. Akademik çalışmalarda ise yapay zekâ adeta vazgeçilmez bir araştırma asistanına dönüşmüş durumda. Geçmişte günler sürebilen literatür taramaları ve özet çıkarma süreçleri artık dakikalar içerisinde tamamlanabiliyor.
Bütün bunlar yapay zekânın sunduğu büyük kolaylıklar. Ancak bu yazıda yapay zekânın etik, akademik veya sosyal etkilerinden değil; belki de insan hayatının en önemli kavramlarından biri olan mutluluk üzerindeki etkisinden söz etmek istiyorum.
Hepimizin bildiği bir söz vardır: “Cehalet mutluluktur.” Benzer bir düşünceyi İngiliz şair Thomas Gray de şu sözlerle ifade etmiştir: “Cehaletin mutluluk olduğu yerde, bilge olmak aptallıktır.”
Peki yapay zekâ sayesinde bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı bir dünyada, acaba bu sözlerin işaret ettiği durumla daha sık mı karşılaşacağız?
Bu soruyu düşündüren birçok örnek var. Bunlardan biri de sağlık alanında yaşanıyor. Yakınlarımızdan biri kanser teşhisi aldıktan sonra başarılı bir ameliyat geçirmiş ve doktorları tarafından olumlu bir tablo çizilmiş olabilir. Ancak birkaç dakikalık bir yapay zekâ sorgusu sonrasında kişi; hastalığın tekrarlama ihtimalini, istatistiksel yaşam sürelerini veya en kötü senaryoları öğrenebiliyor. Üstelik bu bilgiler çoğu zaman kişiye özel değil, genel istatistiklere dayanıyor.
Sonuç olarak ameliyatın başarısına ve mevcut olumlu tabloya odaklanmak yerine insanlar kendilerini gelecekte karşılaşabilecekleri en kötü ihtimalleri düşünürken bulabiliyor. Umudun yerini kaygı, kaygının yerini ise umutsuzluk alabiliyor.
Elbette burada sorun bilginin kendisi değil. Sorun, insan zihninin bilgiyi işleme biçimi. Çünkü insan yalnızca gerçeklerle yaşamaz; umutla, beklentiyle ve belirsizliklerle de yaşar. Her bilgi psikolojik olarak aynı etkiyi yaratmaz. Bazı bilgiler güç verirken bazıları yük haline gelebilir.
Yapay zekâ araçları geliştikçe insanlar yalnızca daha fazla bilgiye değil, aynı zamanda daha fazla olumsuz senaryoya da erişiyor. Hastalıklar, ekonomik krizler, afetler, riskler ve başarısızlık ihtimalleri artık birkaç saniye içinde karşımıza çıkıyor. Belki de tarih boyunca ilk kez insanlar, uzmanların yıllar süren eğitimlerle ulaştığı bilgiye bu kadar kolay erişebiliyor. Fakat bu erişimin psikolojik........