32 Yıl Sonra YKS’nin Düşündürdükleri
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
32 Yıl Sonra YKS’nin Düşündürdükleri
Dün, 32 yıl aradan sonra üniversite sınavına girdim. Aslında biraz çalışmayı planlamıştım ama hayat koşturmacasında buna pek fırsat bulamadım.
Sınavdan çıkınca düşündüğüm ilk şey şu oldu: Bu kadar zor bir sınav beklemiyordum.
Geçen yıl AYT’de matematikten bir net bile yapamadığı için puanı hesaplanamayanları görünce içimden “Nasıl olur?” diye geçirmiştim. Meğer insan yaşamadığını tam anlayamıyormuş. Dört matematik sorusu ancak işaretleyebildim. Özellikle uzun ve karmaşık soruların karşısında kendimi yetersiz hissettim. Daha çözmeye başlamadan yapamayacağıma inanıp vazgeçtiğim sorular oldu.
Otuz iki yıl az bir zaman değil. Fizik ve kimya bilgileri de doğal olarak epey geride kalmış. Onlara da “Nasıl olsa yapamam” diyerek neredeyse hiç bakmadım. Geriye biyoloji kaldı. Orada da unutulan çok şey vardı ama en fazla soruyu yine biyolojiden işaretledim.
Aslında hedefim sayısalda yüksek bir sonuç almak değildi. Sınav sonrasında, ilgimi çeken bazı bölümler nedeniyle eşit ağırlık ya da sözel bir tercih yapabilirim diye düşünüyordum. Gerçi okumaya ayıracak zamanım var mı, ondan da emin değilim.
Aslında sınava girmek bana iyi geldi. Bir kez daha anladım ki sınava giren tüm çocuklarımızı kutlamak gerekiyor. Saatler boyunca aynı sırada oturup dikkatini koruyabilmek bile başlı başına bir başarı.
Sınavdan sonra birçok arkadaşımın çocuklarını yurt dışında okutmayı düşündüğünü, hatta bunu hayata geçirdiğini hatırladım. Bunun doğru ya da yanlış olduğunu söyleyecek durumda değilim; yurt dışındaki eğitim sistemlerini birebir deneyimlemedim. Ama şunu söyleyebilirim ki ülkemizdeki çocukların omuzlarında oldukça ağır bir yük var.
Bu sınavda başarılı olan gençlere üniversitelerde daha nitelikli bir eğitim sunmaya çalışıyoruz. Tıp eğitiminde de yıllardır müfredatın sadeleştirilmesi, gereksiz tekrarların azaltılması konuşuluyor. Çünkü öğrenmek ile bilgi yüklemek aynı şey değil.
Sınav salonundan çıkarken aklımda kalan şey netlerim olmadı.
Çocuklarımızın ne kadar yoğun bir tempoda yaşadığı oldu.
Okul, kurs, sınav, ödev, gelecek kaygısı…
Daha lise çağında hayatlarının en önemli kararlarını vermeleri bekleniyor.
Zannımca asıl sormamız gereken soru şu:
Çocuklarımızın hayatını zorlaştırmadan, onları geleceğe nasıl hazırlayabiliriz?
Merak etmeyi, düşünmeyi, üretmeyi destekleyen; hata yapmaya da izin veren bir eğitim mümkün mü?
Devleti Kutsamak ile Anarşizm Arasında Doğru Yerde Durmak: Sınırlı, Şeffaf, Hesap Verebilir Devlet
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve........
