menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yahya Peygamber

43 0
17.03.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

İslami kaynaklara göre Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve İsrail oğullarına gönderilmiş bir peygamber olan Yahya (as.), Zekeriya’nın (as.) oğludur ve annesi Hz. Meryem’in teyzesidir. “Yahya” adı, Allah tarafından konulmuştur. “Yahya” kelimesi, Arapçada yaşamak anlamındaki “hayiye-yahya” filinden türemiş bir isim olarak kabul edilmektedir. Allah’ın bu ismi ona vermiş olması, özellikle yaşama anlamında çeşitli yorumlara sebep olmuştur.[1] Bu ismin Arapça olmadığı, yabancı kökenli olduğu ve daha sonra Arapçaya adapte edilen Araplaşmış bir kelime olduğu savunulmaktadır.[2]

Yahya (as.), Hıristiyan kültüründe İsa’nın (as.) teyzesinin oğlu, vaftizcisi, onun geleceğini müjdeleyen ve milâttan sonra 27 yılında tebliğe başlayan, insanların günahlarından tövbe ederek kıyamet gününe hazır hale gelmeye çalışmaları için mücadele eden bir peygamber olarak tanıtılmaktadır. Hıristiyan bilgilerine göre Yahya (as.), yanına gelen kişileri bizzat kendisi Ürdün nehrinde vaftiz ediyordu. Vaftiz uygulamasının bir akarsuda suya dalıp çıkma şeklinde olduğu düşünüldüğünde, aslında Yahya’nın (as.) da bir Yahudi peygamberi sıfatıyla Yahudilikte mevcut bir uygulamayı devam ettirdiği söylenebilir. Ancak o vaftize sembolik bir anlam yüklemiştir. Buna göre vaftiz kişileri her türlü manevi kirden arındırmakta ve Allah’ın affına vesile teşkil etmektedir. Bu anlamıyla Yahya’nın vaftizi, Kudüs’teki mabet yapılanmasının ve Roma idarecilerinin ciddi tepkisini çekmişti.

Yahya (as.), İbrahim peygamberin soyundan gelmenin/İsrailli olmanın kişiyi kurtuluşa ulaştırdığı şeklindeki Yahudi iddiasını şiddetle reddetmiştir. O, her Yahudi bireyin öncelikle kişi olarak tövbe ederek Ürdün nehrinde vaftiz olmasının gerektiğini vurgulamıştır. Yahya (as.) bu hareketiyle Yahudi inancında yer alan “seçilmiştik/seçkin millet” anlayışına karşı çıkmıştır. O, hiçbir kişinin veya milletin doğrudan kurtuluşu hak etmediğini, kurtuluşun ancak Allah’ın iradesine uygun bir hayat sürmekle elde edilebileceğini söylemiştir. Halk bir ahlâk muallimi diye nitelenen Yahya’ya, “Biz ne yapalım?” diye sormuş, Yahya da, “İki gömleği olan birini gömleği olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın” cevabını vermiştir. Bazı vergi memurları vaftiz olmaya gelerek Yahya’ya (as.), “Muallim, ya biz ne yapalım?” diye sorunca, “Size emredilenden daha çok vergi almayın” diye cevap vermiştir. Askerler ona, “Peki biz ne yapalım?” diye sormuşlar. O da onlara şöyle cevap vermiştir: “Kaba kuvvetle ya da haksız suçlamalarla kimseden para almayın, ücretinizle yetinin.”[3] 

Yahya (as.), tövbe ve vaftiz uygulamasıyla sıradan halk ile vergi toplayıcılarını ve fahişeler gibi toplumda günahkâr kabul edilenleri Yahudi şeriatını titizlikle yerine getirme şartı aramadan, doğrudan Allah’ın iradesine uygun bir hayat sürmeye yöneltmiştir.[4]

Yahya’nın öğretisi, aslında Yahudi kutsal metinlerinde yer alan geçmiş İsrail peygamberlerine ait öğretinin bir tekrarı ve devamı mahiyetindedir. Onun diğer İsrail peygamberlerinden farkı, yaklaşan kıyamet gününe vurgu yapması, insanları o güne hazırlıklı olmaya davet etmesi, bundan dolayı da genelde “apokaliptik bir elçi-vaiz” diye nitelendirilmesidir. Esasen Yahya (as.) ile İsa’nın (as.) öğretileri birbirine benzemektedir. İkisinin arasındaki fark, Yahya’nın (as.) zühd ve ibadete dayanan bir hayatı tercih etmesine karşılık İsa’nın köy köy dolaşıp tebliğ faaliyetinde bulunmasıdır.[5]

“Yahya” kelimesi, Kur’an-ı Kerîm’de beş yerde geçmektedir.[6] Onun tarihsel kimliğinden ziyade onun dünyaya gelişi ve şahsiyeti üzerinde kısaca durulmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre Zekeriya’nın (as.) Allah’tan kendisinden sonra mabede hizmet edecek bir yardımcı vermesini istemesi üzerine kendisinin çok yaşlı ve hanımının da kısır olmasına rağmen meleklerin ona adı Yahya olacak bir oğul müjdelemiştir. Bununla beraber Yahya isminin daha önce hiç kimseye verilmediği bildirilmektedir.[7] Bir de Kur’an-ı Kerim’de Yahya (as.), Zekeriya, İsa ve İlyas peygamberlerle beraber zikredilmekte, hepsinin ameli salih kişilerden olduğu ve Allah tarafından doğru yola iletildikleri haber verilmektedir.[8] Aşağıdaki ayetlerde veciz ifadelerle ona hitap edildiği ve onun hakkında bilgi verildiği anlatılmaktadır:

يَا يَحْيَى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍ وَآتَيْنَاهُ الْحُكْمَ........

© Akademik Akıl