Son Peygamber Hz. Muhammed |
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Son Peygamber Hz. Muhammed
Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberin sonuncusu olan Hz. Muhammed (sav.), soy olarak Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’e (as.) nispet edilmektedir. İsmaililer diye de anılan ve iki büyük Arap topluluğundan birini teşkil eden Adnânîler’e Arab-ı müsta‘ribe/Araplaşmış Araplar denmektedir. Diğer Arap topluluğu ise, Arab-ı âribe/Asıl Araplar, Kahtânîler’dir. Hz. Muhammed (sav.) soy kütüğü itibariyle yirmi birinci göbekte atası olan Adnan’a dayanmaktadır.[1] Hz. Muhammed (sav.), farklı rivayetler arasında kabul gören kanaate göre Fil Vakasından elli veya elli beş gün sonra Rebîülevvel ayının 12’sinde 20 Nisan 571 Pazartesi günü Adnânîler’in ana yurdu kabul edilen Mekke’de dünyaya gelmiştir.[2] Hz. Muhammed’in (sav.) babası Abdullah b. Abdülmuttaliptir. Annesi ise, Vehb b. Abdümenâf’ın kızı Amine’dir. Hz. Muhammed’in (sav.) hayatı ile ilgili ciltler dolusu kitaplar yazılmıştır. Bu çalışmamızda Kur’an-ı Kerimde adı geçen peygamberler hakkında bazı bilgileri vermeye çalışıyoruz. Onun için son olarak yer verdiğimiz Hz. Muhammed’in hayatını da kısaca anlatmaya çalışacağız.
Hz. Muhammed (sav.) dünyaya gelmeden önce babası ve o altı yaşlarında iken annesi vefat etmişti. Ardından o, sekiz yaşına kadar dedesi Abdulmuttalip ona bakmış, onun vefatı üzerine amcası Ebû Talip onu yanına almış ve yirmi beş yaşına varıncaya kadar onun himayesinde kalmıştı. Anlaşıldığına göre annesi Amine Hz. Muhammedi fazla emzirememiştir. Hz. Muhammed’i bir süre Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, daha sonra Hevazin kabilesinden Halime bint Ebu Züeyb emzirmiştir.[3]
Hz. Muhammed yirmi yaşını geçtiği sırada ticarî seyahatlere çıkma teklifleri alıyordu. Bir tüccarın mallarını götürüp başarılı bir sonuç elde edince, yeni teklifler almıştı. Onun Hatice bint Huveylid ile evlenmesi de bu ticarî gelişmelerden sonra gerçekleşmişti. Nesebi önceki kuşaklarda Hz. Muhammed’in nesebiyle birleşen, iki kocadan dul kalmış olup zengin ve soylu bir hanım olan Hatice tavsiye üzerine Hz. Muhammed’e ortaklık teklifinde bulunmuştu. Yapılan anlaşmadan sonra Hz. Muhammed (sav.), Hatice’nin yardımcısı Meysere ile birlikte Suriye’ye gitmiş ve karlı bir yolculuğun ardından Mekke’ye dönmüştü. Neticeden memnun kalan Hatice’nin Hz. Muhammed’e (sav.) güveni artmış ve ardından ona evlenme teklifinde bulunarak onunla evlenmişti.[4] Bu evlilikten Kasım, Abdullah, Zeynep, Rukiye ve Ümmi Gülsüm ve Fatıma olmak üzere altı çocuk dünyaya gelmişti. Hz. Muhammed’in (sav.) bir de Mariye’den İbrahim adında bir oğlu olmuştu. Ona göre onun toplam yedi çocuğu dünyaya gelmişti. Erkek çocukları küçük yaşta vefat etmiş, soyu Fatıma aracılığıyla devam etmişti.
Hz. Muhammed (sav.) kendisine peygamberlik görevi verilmeden önce İbrahim’in (as.) Hanif/tevhit inancına göre ibadet etmiştir. Hz. Aişe (ö. 58/678), vahyin ilk gelişi hakkında şu bilgileri vermiştir: Allah’ın Hz. Muhammed’e (sav.) gönderdiği ilk vahiy, uykuda iken sadık rüya şeklinde başlamıştır. Onun gördüğü her rüya, sabah aydınlığı gibi ortaya çıkardı. Sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş. Ondan sonra Hira dağındaki mağarada ibadete çekilmeye başlamıştır. Azık ihtiyacı olduğu zaman eve gelmiş, azığını almış ve tekrar oraya dönmüştür. Nihayet Hira mağarasında bulunduğu bir sırada kendisine vahiy gelmiştir. Hz. Muhammed’in (sav.) Hira mağarasında bulunduğu 610 yılı Ramazan ayının son on günü içerisinde bir gece, bazı rivayetlere göre pazartesi günü sabaha karşı Cebrail asli şekliyle gelmiş ve kendisine “Oku” demiştir. O da, “Ben okuma bilmem” diye cevap vermiştir. Melek kendisini alıp sıktıktan sonra tekrar ona “Oku” demiş. Hz. Muhammed (sav.) tekrar “Ben okuma bilmem” cevabını vermiştir. Bir daha melek kendisini sıkmış ve ona “Oku” demiş. Ancak o yine “Ben okuma bilmem” cevabını vermiştir. Melek, üçüncü defa kendisini alıp iyice sıktıktan sonra ona Alak suresinin ilk ayetlerini okumuş ve ardından kendisi de meleğin kendisine okuduğu ayetleri okumuştur. Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’e (sav.) bu şekilde indirilmeye başlamış ve bu süreç, onun vefatına kadar yirmi üç sene sürmüştür.[5]
Bu olay üzerine heyecanlanan Hz. Muhammed (sav.) eve gitmiş, yatağa girerek Hatice’den üstünü örtmesini istemiştir. Uyandıktan sonra başından geçenleri Hatice’ye anlatmış; Hatice, Allah’ın kendisini utandırmayacağını, çünkü onun akrabasını gözettiğini, doğru konuştuğunu, âcizlerin elinden tuttuğunu, yoksullara yardım ettiğini, misafirleri ağırladığını söyleyerek tesellide bulunmuştur. Ardından Hz. Peygamber’i (sav.) kendi amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürmüştür. Hanif dinine/tevhit inancına sahip olan Varaka onu dinledikten sonra kendisine şu anlamda bazı şeyleri söylemiştir: “Müjde sana ya Muhammed! Allah’a yemin ederim ki sen İsa’nın (as.) haber vermiş olduğu son peygambersin. Senin gördüğün melek, Yüce Allah’ın senden önce Musa’ya (as.) göndermiş olduğu Cibril’dir. Keşke genç olsaydım, senin kavminin seni Mekke’den çıkaracakları günlerde sana yardımcı olabilseydim. Bütün peygamberler halkı tarafından düşmanlığa uğramış, eziyet görmüştür.”[6] Hz. Muhammed (sav.) ile Hz. Hatice evlenirken, Hz. Hatice’nin amcazadesi olan Varaka b. Nevfel Hz. Hatice’nin evinde onların nikâhını kıymıştı.[7]
Bir süre vahiy kesilmiş ve ardından dini tebliğ etmeyi, Allah’ı yüceltmeyi ve her türlü pislikten temizlenmeyi emreden ayetler[8] nazil olmuştur. Bu âyetlerde artık ilâhî tebliğleri insanlara ulaştırma zamanının geldiği belirtilmekte, bu görevi ifa ederken Yüce Allah’a güvenmesi istenmekte, ayrıca maddî ve manevi kirlerden uzak durma talimatı verilmekteydi. Hz. Muhammed (sav.) ondan itibaren çevresindeki insanları İslâm’a davet etmeye başlamıştır. Üç yıl kadar gizlice süren bu davet sırasında önce eşi Hz. Hatice, ardından yakın dostu Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali b. Ebu Talip ve Zeyd b. Hârise, kızları Zeynep, Rukiye ve Ümmi Gülsüm Müslüman olmuşlardır. Ardından bu tebliğ açıkça yapılmaya başlamıştır. Bu tebliğ devam ederken, aşağıdaki ayet nazil olmuştur:
وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ {214}
“En yakınında bulunan akrabanı uyar!”[9]
Bu emir üzerine Hz. Muhammed (sav.) Mekke’nin fethine kadar yaklaşık yirmi yıl sürecek olan bu çetin mücadeleye yakın akrabalarını bir ziyafete davet etmekle başlamıştı. Onun bu davetine Kureyş’in Hâşim ve Muttaliboğulları’ndan yaklaşık kırk beş kişi katılmıştı. Ancak yemekten sonra amcası Ebû Leheb onun konuşmasına fırsat vermeden söze başlamış ve ona hakaret içeren ifadeler kullanarak davetlilerin dağılmasına sebep olmuştu. Bu sebeple Kur’an’da Ebu Leheb adının geçtiği bir süre nazil olmuş ve karısıyla birlikte cehennemlik olduğu ifade edilmiştir.[10] Ancak Hz. Muhammed her fırsatta İslam dinini tebliğ etmeye devam etmiştir. O, bir gün Safa tepesine çıkarak bütün Mekkelilere İslâmiyet’i tebliğ etmeye karar vermiş ve orada toplananlara, “Ey Kureyşliler! Size şu dağın arkasında bir düşman birliği var desem bana inanır mısınız?” diye sormuş. Onlar da “Evet, senin yalan söylediğini hiç görmedik” diye cevap vermişler. Bunun üzerine o, “Öyleyse ben büyük bir azaba uğrayacağınızı size haber veriyorum. Allah bana en yakın akrabamı uyarmamı emretti. Allah’tan başka ilâh yoktur deyip iman etmezseniz, dünyada da ahirette de size hiçbir faydam dokunmayacaktır” demiştir.[11]
Kureyş ileri gelenleri, önceleri Hz. Muhammed’in (sav.) tebliğine ses çıkarmamışlar. Ancak zamanla puta tapmayı eleştiren, onlara tapanların cehenneme gireceğini haber veren ayetler nazil olmuştur.[12] Arap kabileler bu ve benzeri ayetlerden rahatsız olup endişelenmeye başlamıştır.[13] Toplumda yaygın olan içki, zina, fuhuş, faiz, sömürü, zulüm gibi kötülükler tenkit edilmeye başlamış, insanlar arasında üstünlüğün ancak Allah’a iman ederek O’nun yolunda dürüstçe hareket etmede olduğu anlatılmış ve yaratana saygı, yaratılmışlara şefkatle elde edileceği bildirilmiştir.[14]
Kureyşliler, Hz. Muhammed’in İslâm’a davet faaliyetlerine engel olması için amcası Ebu Talip’i devreye sokmuşlar. Ebu Talip Hz. Muhammed’e (sav.) kabilesine karşı daha fazla direnemeyeceğini söylemiş ve bu davadan vaz geçmesi halinde kendisine istediği şeylerin verileceğini, imkânların sağlanacağını anlatmıştır. Amcasının kendisini artık himaye etmeyeceğini düşünen Hz. Muhammed (sav.), “Bu işten vazgeçmem için güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler dahi davamdan vaz geçmeyeceğim, ya Allah bu dini üstün kılacak veya ben bu uğurda öleceğim” demiştir.[15] Bunun üzerine Ebu Talip ona, “Git istediğini söyle, Allah’a ant olsun ki seni asla onlara teslim etmeyeceğim” demiştir.[16]
Bu arada bazı Kureyşliler bizzat Hz. Muhammed’le (sav.) görüşmüşler, onu davasından vazgeçirmek için kendisine para ve mevki teklifinde bulunmuşlardır. Ancak onların bu çabaları da Hz. Muhammedi (sav.) davasından alıkoyamamıştır.[17]
Hz. Muhammed’in (sav.) Allah’a inanmaya, tevhide, İslam’a daveti, en mükemmel bir şekilde devam etmiştir. Elbette o ve Müslüman olarak onun yanında yer alanlar, çeşitli zulümlere maruz kalmışlardır. Mekke dönemindeki tebliğ faaliyetleri sırasında iki kişinin Müslüman olmasının ayrı bir önemi vardır. Nübüvvetin 6. yılında miladi 616 tarihinde Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in Müslüman olmaları, Müslümanlara büyük güç katmıştır.[18]
Gittikçe müşrikler Hz. Muhammed (sav.) ve Müslümanlara karşı yürüttükleri zulmü artırmışlardı. Bunun üzerine Hz. Muhammed (sav.) bazı Müslümanların Hıristiyan olan Necâşî Ashame’nin ülkesi Habeşistan’a hicret etmelerine izin vermişti. Aralarında Hz. Osman ve eşi Resûlullah’ın kızı Rukiye’nin de bulunduğu on bir erkekle dört kadından oluşan kafile 615 yılında Habeşistan’a gitmişti. İslâm’da ilk hicret olarak önem taşıyan bu gelişme Hz. Muhammed’in (sav.) Afrika ile temasa geçmesini de sağlamıştı. Bir yıl sonra Mekke’ye dönen Hz. Osman’ın anlattıklarından Müslümanların orada iyi karşılandığı sonucuna varılmış olmalıdır ki 108 kişiden oluşan ikinci bir kafile de Cafer b. Ebû Tâlib başkanlığında Habeşistan’a göç etmişti. Bunlar daha sonra peyderpey geri dönmüşlerdi.[19]
Nübüvvetin onuncu yılında önce Hz. Muhammed’in eşi Hz. Hatice 10 Ramazan / 19 Nisan 620 tarihinde vefat etmişti. O, yaklaşık bir ay sonra amcası Ebû Tâlib’i de kaybetmişti. Hz. Muhammed (sav.), bunun üzerine çok üzülmüştü. Onun için o yıla, “hüzün yılı” denmişti. Hz. Muhammed (sav.) üzüntüsünü hafifletmek için yanına Zeyd b. Harise’yi de alarak Mekke’nin dışına, Taif yaylasına gitmişti. Oradaki halk kendilerine kötü muamelede bulununca, Mekke’ye geri dönmüşlerdi. Bu acı olaylardan sonra Yüce Allah Hz. Muhammed’i (sav.) bir nevi teselli etmek için Miraca çıkarmıştı.
Hz. Muhammed (sav.) Mekke halkına ve hac, umre ve ticaret için Mekke’ye panayırlara gelenlere İslam’ı tebliğ ediyordu. O, 620 tarihinde peygamberliğin on birinci yılında Hazrec kabilesinden Yesrib/Medine’den Mekke’ye gelen altı kişilik bir gruba Müslümanlığı anlatmıştı, onlar da Müslüman olmuştu. Böylece Müslümanlık Medine’ye yayılmaya başlamıştı. Ondan sonraki sene Medine’den gelen on iki kişi Akabe denilen yerde Hz. Muhammed (sav.) ile buluşmuştu ve Allah’a ortak koşmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine, birbirlerine iftirada bulunmayacaklarına, Hz. Muhammed’in (sav.) emirlerine uyacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına dair Hz. Muhammed’e (sav.) söz verip biat etmişlerdi. Buna birinci Akabe biati denmektedir. Peygamberliğin on üçüncü yılı 622 tarihinde hac mevsiminde ikisi kadın yetmiş beş Yesribli Müslüman Mekke’ye gelmiş, Akabe’de Hz. Muhammed (sav.) ile görüşmüş, onu memleketlerine davet etmiş, onun ileri sürdüğü bütün şartları kabul ederek ona biat etmişlerdi.[20]
Bunun ardından Müslümanlar Mekke’den Medine’ye hicret etmeye başlamışlardı. Hz. Muhammed (sav.) bir gece Hz. Ebu Bekir’le birlikte Mekke’den ayrılmış, Sevr dağındaki mağaraya sığınmış, üç gün sonra1 Rebîülevvel / 13 Eylül 622 tarihinde Medine’ye gitmek üzere yola çıkmıştı. Sekiz günlük bir yolculuktan sonra Medine’ye bir saatlik mesafede olan Kuba’ya varmışlardı ve birkaç gün orada kalarak bir mescit yapmışlardı. Ardından 12 Rebiülevvel 24 Eylül 622 tarihinde Medine’ye varmışlardı ve Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evine misafir olmuşlardı. Bunun üzerine Medine’nin eski adı olan Yesrib, Medine diye değiştirilmişti.[21]
Hz. Muhammed’in (sav.) Medine hayatı bu şekilde başlamıştı. O, 8 Haziran 632 Miladi, 12 Rebiülevvel 11 hicri yılında bir pazartesi günü 63 yaşında vefat edinceye kadar Medine’de yaşamıştı. Hz. Muhammed (sav.) peygamberliğinin önemli kısmını burada geçirmiş, çeşitli savaşlara katılmış, İslam tarihi açısından önemli gelişmelerin sağlanmasını elde etmişti.
Kur’an-ı Kerim’de 25 peygamberin adı geçmektedir. Bunların hayatını kısaca anlatmaya çalıştık. Son olarak bu yazıda Hz. Muhammed’in (sav.) hayatına özet halinde yer verdik. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’de adı geçtiği halde peygamber olup olmadığı ihtilaflı olan Üzeyir, Lokman ve Zülkarneyn’in hayatını anlatmaya çalışacağım.
Anahtar Kelimeler: Kur’an, peygamber, Hz. Muhammed (sav.) İslam, iman.
[1] İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra, I, 56 vd.; Mustafa Fayda, “Muhammed”, DİA, Ankara 2020, XXX, 406-421.
[2] Ebû Muhammed Takıyyüddîn Ahmed b. Alî b. Abdilkadir b. Muhammed el-Makrîzî (ö. 845/1442), İmtâʿu’l-esmâ bimâ li’r-Resûl mine’l-ebnâi ve’l-Ahvâl ve’l-Hafede ve’l-Metâʿ, Nşr. Muhammed Abdülhamid en-Nümeysî, Beyrut 1999, I, 6 vd.; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra, I, 56 vd.; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[3] İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra, I, 112; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[4] Muhammed b. İshâk b. Yesâr, Siretu İbn İshâk, thk, Muhammed Hamidullah, Konya 1981, s. 59 vd.; Ebu Muhammmed Abdulmelik İbn Hişam, es-Siretu’n-Ne beviyye, thk. Mustafa es-Sakkâ ve diğerleri, Beyrut 1978, I, 189; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra, I, 129; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[5] Buhari, Bedü’l-Vahyi, 3; Tefsir, 96/1; Müslim, İman, 252; İbn Hişam, es-Siretu’n-Nebeviyye, I, 216 vd.
[6] ez-Zebidî, Sahih-i Buhari Muhtasarı ve Tecrid-i Sarih Tercümesi, I, 3 vd., hadis no: 3; İrfan Yücel, Peygamberimizin Hayatı, DİB Yayınları, Ankara 2016, s.18; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[7] Muhammed Esad Efendi (ö. 1336/1917), Tarih-i Din-i İslam, I-III, İstanbul 1329, II, 47 vd.; Yücel, Peygamberimizin Hayatı, s.15.
[8] el-Müddesir 74/1-5.
[11] Ebü’l-Hasen Ahmed b. Yahya b. Cabir b. Davud el-Belâzûrî, Ensâbü’l-Eşrâf, Beyrût, Dârü’l-Fikr, Beyrut 1996, I, 118 vd.; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[12] Yunus 10/18; el-Enbiya 21/98-99; el-Furkan 25/55; el-Ankebut 29/17.
[14] el-Hucurat 49/13.
[15] İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye, I, 266; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[16] İbn Hişam, es-Siretu’n-Ne beviyye, I, 266; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra, I, 202; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[17] İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye, I, 293 vd.; el-Belâzûrî, Ensâbü’l-Eşrâf, I, 151; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[18] İbn İshâk, Siretu İbn İshâk, s. 160 vd; el-Kurtubî, el-Câmi’ lî Ahkâmi’l-Kur’ân, XI, 110 vd.; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[19] “Hicret”, DİA, İstanbul 1998, XVII, 458-462; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[20] İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra, I, 222; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
[21] İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye, I, 489 vd.; İbnu’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh, II, 331 vd.; Fayda, “Muhammed”, DİA, XXX, 406-421.
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim
Sağlıkta Katılımcı Yönetişim ve Profesyonel Özerklik…
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
KBRN Krizlerinde Manevi İlk Yardım: Görünmeyen Tehditlere Karşı...
Sosyal Medya Fenomeni Kübra Karaaslan’ın Vefatı Üzerine: Bir...
İslâm Hukukunda Öngörücü Adalet ve Sedd-İ Zerâiʿ İlkesi
Hukukun Sustuğu Nokta
İnsan Kalmanın Vebali
Kuraklık: Sadece Bir Doğa Krizi mi, Yoksa Ahlaki...
Suyun Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımızdaki Yeri
Dinin Bedenlerden Hicreti
Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.070.331
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Bekir Ceylan
KBRN Düşündürdükleri için Cahit Kurbanoğlu
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Dr.Fahri Güngör.
KBRN Krizlerinde Manevi İlk Yardım: Görünmeyen Tehditlere Karşı İçsel Dengeyi Sağlayan Destek için Prof.Dr. Muammer Cengil
KBRN Krizlerinde Manevi İlk Yardım: Görünmeyen Tehditlere Karşı İçsel Dengeyi Sağlayan Destek için Prof.Dr. Muammer Cengil
KBRN Krizlerinde Manevi İlk Yardım: Görünmeyen Tehditlere Karşı İçsel Dengeyi Sağlayan Destek için Prof. Dr. İshak Torun
KBRN ÇAĞINDA HEDEF ŞEHİRLER DEĞİL, SİSTEMLERDİR: Küresel Hazırlık Düzeyi ve Türkiye’nin Stratejik Dayanıklılık Analizi için Prof. Dr. İshak Torun
KBRN Tehditleri ve Sağlık Üzerine Tıbbi Bir Bakış: için Prof. Dr. İshak Torun
KBRN Düşündürdükleri için Prof. Dr. İshak Torun
KBRN: Ne Kadar Hazırız? için Prof. Dr. İshak Torun
Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)
Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)
Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)
Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)
Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)
Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)
Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)
Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)
Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)
Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)
Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)
Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)
Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)
Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)
Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)
Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)
Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)
Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)
Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)
Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)
Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)
Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)
Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)
Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)
Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)
Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)
Ayın Konusu: Hegemonya (11)
Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)
Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)
Ayın Konusu: İstişare (25)
Ayın Konusu: KBRN! Hazırlıklı mıyız? (7)
Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)
Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (11)
Ayın Konusu: Liyakat (36)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)
Ayın Konusu: NATO (5)
Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)
Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)
Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)
Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)
Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)
Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)
Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)
Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)
Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)
Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)
Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)
Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)
Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)
Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)
Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)
Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)
Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)
Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)
Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)
İktisadi ve İdari Bilimler (152)
İnsan ve Toplum Bilimleri (12)
Sağlık Bilimleri (50)
Sosyal Medya Hesaplarımız
Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.
Ayakları Ay’a Basan Çılgın Bir Küresel Proje Önerisi: Ay Yüzeyinde Gözlemevi Yerleşkeleri Nisan 6, 2026
Ayakları Ay’a Basan Çılgın Bir Küresel Proje Önerisi: Ay Yüzeyinde Gözlemevi Yerleşkeleri
Kapitalizme Eleştiri-9 Nisan 6, 2026
Kapitalizme Eleştiri-9
Biyolojik ve Kimyasal Silahlar Biyoterörizm Nisan 6, 2026
Biyolojik ve Kimyasal Silahlar Biyoterörizm
Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin Ardından Nisan 6, 2026
Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin Ardından
Yazar olarak giriş yapın
Çıkış yapana kadar beni içerde tut.
@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni