Çocuklar Neden Şiddete Yöneliyor? İki Acı Olay Üzerinden Çok Boyutlu Bir Okuma

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Çocuklar Neden Şiddete Yöneliyor? İki Acı Olay Üzerinden Çok Boyutlu Bir Okuma

Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan iki ayrı okul saldırısı, toplum olarak hepimizi derinden sarstı. Henüz ergenlik çağında olan çocukların, okullarında silahlı saldırılar gerçekleştirmesi; sadece bireysel bir sapma değil, çok boyutlu bir toplumsal sorunun yansıması olarak ele alınmalıdır. Bu tür olayları yalnızca “bireysel psikopatoloji” ile açıklamak yetersiz kalır. Aksine, psikolojik, sosyolojik, kültürel ve hatta dijital etkenlerin iç içe geçtiği bir çerçevede değerlendirmek gerekir.

1. Psikolojik Boyut: Ergenlikte Kimlik Krizi ve Duygusal Regülasyon

Ergenlik dönemi, bireyin kimlik arayışının en yoğun yaşandığı dönemdir. Bu süreçte gençler, “Ben kimim?”, “Toplumdaki yerim ne?” gibi sorulara cevap ararlar. Bu arayış sağlıklı bir şekilde desteklenmediğinde; öfke, yalnızlık, değersizlik ve dışlanmışlık duyguları yoğunlaşabilir.

Bu tür saldırılar gerçekleştiren çocukların çoğunda:

Duygusal düzenleme becerilerinin zayıf olduğu,

Empati kapasitesinin gelişmemiş olduğu,

Bastırılmış öfke ve travmatik yaşantıların bulunduğu görülür.

Özellikle okul ortamında yaşanan zorbalık, akran dışlanması ya da akademik başarısızlık gibi faktörler, çocuğun iç dünyasında biriken gerilimi tetikleyebilir. Şiddet, bu noktada “kendini ifade etme”nin çarpık bir yolu haline gelebilir.

2. Aile Dinamikleri: Görünen ve Görünmeyen Faktörler

Saldırıyı gerçekleştiren çocuklardan birisinin annesinin edebiyat öğretmeni, babasının ise polis müfettişi olması dikkat çekici bir detaydır. Bu aile için de durum böyledir demiyoruz çünkü aileyi tanımıyoruz fakat bu gibi durumlar bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Eğitimli ya da “iyi meslek sahibi” ebeveynler, her zaman sağlıklı aile ortamı anlamına gelmez.

Aşırı otoriter ya da aşırı gevşek tutum,

Yüksek beklenti ve baskı

gibi unsurlar, çocuğun ruhsal dünyasında ciddi çatlaklar oluşturabilir. Özellikle “başarılı olmalısın” baskısı altında büyüyen çocuklar, başarısızlıkla baş edemediklerinde yoğun bir öfke ve utanç duygusu yaşayabilirler.

Öte yandan, ebeveynlerin meslekleri nedeniyle evde uzun süre bulunamaması, çocuğun yalnızlaşmasına ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanamamasına yol açabilir. Bu da çocuğu içe kapanmaya veya dışa vurumcu davranışlara itebilir.

3. Sosyolojik Boyut: Şiddetin Normalleşmesi

Toplumda şiddetin görünürlüğü ve kabul edilebilirliği arttıkça, çocuklar için şiddet bir çözüm yöntemi olarak algılanmaya başlanır. Televizyon, sosyal medya ve dijital oyunlar; şiddeti çoğu zaman “kahramanlık” ya da “güç” ile ilişkilendirir.

Silahı bir güç sembolü olarak görmekte,

Sorun çözmede iletişim yerine saldırganlığı tercih edebilmekte,

Duygularını ifade etmek yerine eyleme dökmektedir.

Toplumsal düzeyde artan kutuplaşma, öfke dili ve tahammülsüzlük de çocukların model aldığı davranış kalıplarını olumsuz etkilemektedir. Çocuklar, gördüklerini öğrenirler. Eğer toplumda öfke yüksekse, çocukların da öfke dili geliştirmesi kaçınılmazdır.

4. Okul Ortamı: Sadece Eğitim mi, Yoksa Sosyal Rehabilitasyon Alanı mı?

Okullar, yalnızca akademik bilgi verilen yerler değil; aynı zamanda çocukların sosyal beceriler kazandığı, duygusal gelişimlerinin desteklendiği ortamlardır. Ancak birçok okulda psikolojik danışmanlık hizmetleri yetersizdir.

Erken uyarı sistemlerinin eksikliği ciddi bir sorundur. Oysa bu tür saldırıları gerçekleştiren çocuklar genellikle öncesinde sinyaller verir:

Şiddet içerikli söylemler,

Ani davranış değişiklikleri

Bu sinyaller zamanında fark edilip müdahale edilse, birçok trajedi önlenebilir.

5. Dijital Dünya ve Yalnızlaşma

Günümüz çocukları fiziksel olarak kalabalıklar........

© Akademik Akıl