İran’da Alevler Gökyüzüne Yükselirken İslâm Dünyası Ne Düşünüyor?

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

İran’da Alevler Gökyüzüne Yükselirken İslâm Dünyası Ne Düşünüyor?

23 Şubat 2026 tarihinde “Akademik Akıl” da yayınlanan bir yazımızda İran’ın “istihbarat zafiyeti” başta olmak üzere bazı eleştiri ve endişelere dikkat çekilmişti. O yazıdan beş gün sonra ABD ve İsrail birlikte İran’a saldırmaya başladılar. Şu anda o gün yazdıklarımı parantez içine alarak iki zorba gücün son çeyrek yüzyılda İslam coğrafyasındaki tahribat ve insanlık dışı vahşetlerini biraz irdelemeye çalışacağız. Hatırlanacağı üzere ABD 2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin kitle imha silahlarına (nükleer, biyolojik, kimyasal) sahip olduğu iddiasıyla Irak’ı işgal etmiş ve bir milyona yakın insanın öldürülmesinden  sonra ülkenin petrol kaynaklarına ortak olmuştur.  30 Aralık 2006 tarihinde ise Kurban Bayramı’nın ilk gününde Saddam Hüseyin idam edilmiş ve gerekçe gösterilen silahlardan artık söz edilmemiştir. 2011 yılında başlayan “Arap Baharı” sürecinde de Libya devlet başkanı Muammer Kaddafi 20 Ekim 2011’ de linç edilerek öldürülmüştür.  17 Haziran 2019 tarihinde ise sıra Mısır’a gelmişti. Önce Devlet Başkanı Muhammed Mursi görevden alınmış ve yargılandığı mahkeme salonunda bilincini kaybettiği ifade edilerek hastanede vefat ettiği açıklanmıştır.  Afganistan ve Suriye’de ise olup bitenlerden sonra suların ne zaman durulacağı henüz belli değildir. Şimdi de ABD demokrat senatörlerinin “aptal” olarak tanımladıkları Trump ile 75 bin Gazzeli’nin katili Netanyahu ikilisi zulümde el kaldırarak İran savaşını başlatmışlardır.   ABD’nin dini hayatında söz sahibi olan Evanjelikler de boş durmamış kontrolünü kaybederek Nobel ödülüne umutlanan liderleri için   oval ofiste düzenledikleri dua seanslarıyla kutsamaya devam etmektedirler.     

Evrensel Hukuk Kurallarına Saygı

ADB başta olmak üzere Hıristiyanlık dünyasının en büyük argümanı hukuk, demokrasi, insan hakları, özgürlük ve çevre gibi değerlerle övünmeleridir. Oysa ki sahada özellikle İslam alemiyle ilgili konularda bunun karşılığını görmek mümkün değildir.   Örneğin ABD, Umman’da İran ile yürüttüğü diplomatik görüşmelerin ikinci etabının, karşılıklı rıza ile Cenevre’de yapılması için karar almalarına rağmen   ertesi gün İsrail’in hazırladığı saldırı planıyla Tahran’a bomba yağdırmışlardır. Böylece ilk saatten itibaren savaş hukuku ve kuralları çiğnenmiş, ülkenin 85 yaşındaki Ruhani Lideri Ali Hamaney ile komuta kademesindeki üst düzey yöneticileri öldürülmüşlerdir. Daha üzücü olanı aynı gün Minab’ta bir okula düzenlenen füzelerle 175 masum kız öğrenciyi öldürmeleridir. Bu vs. eylemler sadece kuralların ihlali değil aynı zamanda savaş ve insanlık suçudur. Yeri gelmişken bir hususu da   hatırlatmakta yarar vardır. Bilindiği üzere Cahiliye döneminde bile Ramazan ayının aralarında bulunduğu haram aylarda zulüm ve savaş yasaklanmıştır.  Fakat Siyonist İsrail ve hamisi ABD Müslümanların hassasiyetini görmezlikten gelerek Ramazan ayı ve bayram gibi kutsal günleri hiç tanımamıştır. Özellikle cuma günleri ve Ramazan ayında Mescid-i Aksa’ya giden Müslümanlara her türlü şiddet ve psikolojik baskılar uygulanmaktadır.   

İslam İşbirliği Teşkilatı Ne İş Yapar?

Halen 60 civarında İslam ülkesinin üye olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı adıyla çatı bir kuruluş bulunmaktadır. Bu teşkilat NATO gibi silahlı bir organizasyon olmamakla birlikte İslam ülkelerinin eğitim, kültür, siyasi, ekonomi ve diplomatik çıkarlarını korumak gibi bir sorumluluğu olmalıdır. Zira yaşadığımız çağ, haberleşmenin/iletişimin, propagandanın en hızlı ve etkin olduğu bir çağdır. Yaşanan olaylarla ilgili kamuoyunun anında ve doğru bilgilerle aydınlatılması hayati önem arz etmektedir.  Buna göre geçmişte Irak bugün için İran hakkında iddia edilen imha silahlarının daha tehlikeli olanları ABD ve İsrail’de üretilip pazarlanmaktadır.  Dolayısıyla   bütün canlıları hatta tabiatı yok eden kimyevi silahlar konuşulacaksa önce ABD ve onun Ortadoğu’da öncü karakol görevini yapan İsrail ile işe başlamak gerekir. Ayrıca ABD İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, “İsrail’in Orta Doğu’nun tamamı üzerinde kontrol sağlamasının kabul edilmesi gerekir” mealindeki açıklaması de diplomasideki kırmızı çizgiyi çoktan aşmış ve İslam ülkelerinin egemenliğini yok saymıştır. Bu ve benzeri gelişmeler karşısında İslam dünyası haklılığını ve mağduriyetini gündeme getiremezse yarın oluşacak haksızlıklar karşısında daha zayıf kalacağı tartışmasızdır. Oysa ki insanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (sav) savaşlarda; kadınların, çocukların, hastaların, sakatların/özürlülerin, yaşlıların, ibadet yerleri ile kendi işlerini yürütmekte olan çiftçi, işçi ve iş adamlarının öldürülmesini yasaklamıştır. Buna göre; “İslam İşbiriliği Teşkilatı” başta olmak üzere İslam ülkeleri ve sahip oldukları sivil toplum örgütlerinin her biri kendi adına genelde bütün dünyayı özelde İslam coğrafyasının barış ve huzurunu dinamitleyen, hak, hukuk ve insanlığa saygı duymayan, kendi halklarının bile güvenini kaybeden sözlükte karşılığını bulmakta zorlandığımız bu iki sadist ve zorba insanı durdurmanın zamanı gelmiş ve geçmektedir.  

 İkiyüzlü Batı Hiç Değişemiyor

Batı genellikle Müslüman ülkelerde meydana gelen olaylarda ABD ve İsrail’in yanında durmayı tercih etmektedir.  Ancak hem Filistin hem İran konusunda İspanya İslam ülkelerinden daha cesur ve değerli bir duruş sergileyerek ABD ile İsrail’in haksızlığını açıkça dile getirmiştir. Fakat diğer ülkeler şaşırtmadı ve saldırgan gücü destekler mahiyette açıklamalarda bulunmuşlardır. Oysa ki dünya kamuoyu doğru bir empati yapmış olsaydı, Şii inancı özelinde İran’ın dini/ruhani liderlerinin öldürülmesi Hristiyan dünyasını temsil eden Papa’nın öldürülmesinden çok farklı değildir. Bir an için varsayalım Papa için böyle bir olay gerçekleşmiş olsaydı acaba Hıristiyan dünyası ne yapardı ve neler söyleyecekti? Bunları tahmin etmek ve okumak zor değildir. Her defasında demokrasi ve insan haklarıyla başkalarına ders vermeye kalkan bu ülkeler, 85 yaşındaki dini lider ile 175 kız öğrenciyi katlederek açık savaş suçunu işleyen ve kanla beslenen iradeyi kınamaya cesaret edememişlerdir.

Bölgedeki ABD Askeri Üsleri

Bu yeni savaşla birlikte ABD askeri unsurlarının körfez ülkeleri başta olmak üzere İslam coğrafyasının en stratejik noktalarına kadar nasıl yerleştikleri bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. Yakın mesafelerle kurulan bu üslerin, bulundukları ülkenin güvenliğinden çok İsrail’in emniyetini sağlamaya yönelik olduğundan şüphe yoktur. ABD ve İsrail’in menfaati söz konusu olduğunda bu üslerin kullanılmasında bir sakınca görülmeyecektir. Tıpkı şu anda İsrail lehine bir güvence, İran’a karşı ise büyük tehdit oluşturduğu gibi. Doğal olarak saldırıya maruz kalan İran, 10 bin km uzaklıktaki ABD kaynaklarına ulaşmayacağına göre bölgedeki düşman üslerini hedef seçmesi kadar meşru bir hak olamaz. Şu var ki İran bu hakkını kullanırken komşu ülkelere zarar vermemeye özen göstermelidir. Müslüman ve komşu ülkelerin de dünyanın en güçlü silahlarına karşı savaşan İran’ın tutumunu anlayışla karşılamaları gerekir. İstenmeyen olaylar yaşansa bile ikili görüşmelerle ve sühuletle çözümlenmelidir. Aksi halde bu süreçte İslam ülkeleri arasında meydana gelebilecek bir anlaşmazlıkta en çok ABD ve İsrail mutlu olacaktır. Canları kıymetli askerlerini kaybetmeden başarı elde etmek isteyen bu zorba güçler, bölgedeki Kürtleri ve bazı komşu ülkeleri bile vekaletle İran’a karşı savaşmalarını istemektedirler. Zira dünyayı avuçlarında tutmak isteyen asi ve azgın güçler, amaçlarına ulaşmaları için her şey mubahtır.

Quo Vadis*, Birinci Basamak?”

Plasebo, Nosebo, Şimdi de Lessebo

Yorum Yap Cevabı İptal Et

Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.

Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );

Türsel (Toplumsal) Öğrenmenin Bir Bağlamı Olarak “Savaş Felsefesi”

İmamların Teravih Namazı ile Sınavı: Hız ve Huşu...

Kuraklık Kapıda: Su Yönetiminde Ne Yapmalıyız?

Vahyin Normatif Sürekliliği ve Şeriatın Dinamik Yapısı

Cinsel İstismar, Çocuk Yaşta Evlilik ve Kanunlar

Hz. Ömer’in Nassları Yorumlama Yöntemi ve Fıkha Katkısı

Laiklik ve Birlikte Yaşam Ahlakı

Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.043.830

NÖROKUANTOFİLOZOFİ için AYŞENUR ÖZDEMİR

Saygı… için Utkan TUNÇ

Vakıf Üniversitelerinde Liderlik İkilemi : Güç Var, Süreç Yok için Rukiye Pınar Bölüktaş

8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Utanç Taraf Değiştirmeli için Raziye Özbay

8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Utanç Taraf Değiştirmeli için Zeynep Bedia Gençay

Vakıf Üniversitelerinde Liderlik İkilemi : Güç Var, Süreç Yok için Ayşegül Kaptanoğlu

Öğretmenini Öldüren Öğrencisi Çıktı için Prof.Dr. Haldun Güner

Öğretmenini Öldüren Öğrencisi Çıktı için HASAN YÜKSEL

Öğretmenini Öldüren Öğrencisi Çıktı için Psikiyatr Dr.Bülent Demirbek

22-28 Nisan Tıbbi Laboratuvar Çalışanları Haftası Üzerine için Alpaslan Öztürk

Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)

Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)

Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)

Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)

Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)

Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)

Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)

Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)

Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)

Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)

Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)

Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)

Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)

Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)

Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)

Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)

Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)

Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)

Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)

Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)

Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)

Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)

Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)

Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)

Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)

Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)

Ayın Konusu: Hegemonya (11)

Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)

Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)

Ayın Konusu: İstişare (25)

Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)

Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (6)

Ayın Konusu: Liyakat (36)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)

Ayın Konusu: NATO (5)

Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)

Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)

Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)

Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)

Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)

Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)

Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)

Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)

Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)

Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)

Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)

Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)

Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)

Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)

Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)

Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)

Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)

Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)

Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)

İktisadi ve İdari Bilimler (150)

İnsan ve Toplum Bilimleri (12)

Sağlık Bilimleri (49)

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.

Plasebo, Nosebo, Şimdi de Lessebo Mart 11, 2026

Plasebo, Nosebo, Şimdi de Lessebo

İran’da Alevler Gökyüzüne Yükselirken İslâm Dünyası Ne Düşünüyor? Mart 11, 2026

İran’da Alevler Gökyüzüne Yükselirken İslâm Dünyası Ne Düşünüyor?

Quo Vadis*, Birinci Basamak?” Mart 11, 2026

Quo Vadis*, Birinci Basamak?”

Kıbrıs’ta Barışın Güvencesi BM mi? Mart 11, 2026

Kıbrıs’ta Barışın Güvencesi BM mi?

Yazar olarak giriş yapın

Çıkış yapana kadar beni içerde tut.

@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni


© Akademik Akıl