Daha İyi İletişim ve Daha İyi İlişkiler İçin ‘İnsanları Okumak’ Mümkün mü? |
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Daha İyi İletişim ve Daha İyi İlişkiler İçin ‘İnsanları Okumak’ Mümkün mü?
Bazen birini görür ve ilk birkaç dakikada yakınlık kurarız. Onu anlamak ve onunla anlaşmak için fazla çabalamaya ihtiyaç duymayız. Bazen de tam tersi olur. Daha ortada hiç bir şey yokken bir huzursuzluk çöker; sesinden, sözünden, üslubundan hatta sessizliğinden bile rahatsız oluruz. Sonra küçük meseleler bile büyük sorunlara dönüşür; biz de söylenip dururuz: Niye bir türlü anlaşamıyoruz?
Yıllardır iletişim üzerine düşünüyorum. Derslerde, seminerlerde, günlük hayatta, aile içinde, kurumlarda, yöneticilerle, öğrencilerle, eşlerle, dostlarla yapılan sohbetlerde aynı manzaraya defalarca şahit oldum. İnsanların önemli bir kısmı aslında kötü niyet yüzünden değil, birbirini yeterince “okuyamadığı” için zorlanıyor diyebilirim.
Ama sorunun en can alıcı noktasının çok da uzakta olmadığını söyleyebilirim.
KENDİNİ OKUMADAN, BAŞKASI NASIL OKUNUR?
Yunus Emre der ki: “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.”
Bu sözü sadece bilgiye değil, iletişime de dair çok güçlü bir hatırlatma olarak görüyorum. Kendini bilmeyen, başkasını da tam bilemez. Kendi duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini fark etmeyen, başkasınınkini nasıl fark etsin?
Çoğu zaman sorun karakter değil, tarz farkıdır.Kimi insan hızlı düşünür, hızlı konuşur, hızlı karar verir.Kimi insan biraz bekler, tartar, gözler, sonra adım atar.Kimi insan daha çok sonuca odaklanır.Kimi insan ilişkiyi, duyguyu ve uyumu daha çok önemser.Kimi insan açık ve doğrudan bir iletişimi tercih eder.Kimisi daha temkinli, daha kontrollü, daha yumuşak ilerler.
Hayatın içinde insanlarla yüz yüze baktığımızda, her kitabın ayrı bir hikâyesi yokmuş gibi davranıyoruz bazen. Oysa herkesi yalnızca “insan”, her kitabı yalnızca “kapak” olarak görürsek yanılırız.
Bir atasözü vardır: “Kişi kendini bilmek gibi irfan olmaz.”Bence iletişimin özü de biraz burada. Çünkü kendini bilen insan, başkasına daha az haksızlık eder. Her susanı kibirli, her hızlıyı kaba, her ayrıntıcıyı zor, her duygusal olanı zayıf sanmaz. Önce kendi gözlüğünü fark eder. Sonra başkasına daha dikkatli bakar. Kitabın kapağını değil, içeriğindeki hikâyeyi görmeye çalışır. Zarfı değil, mazrufu anlamaya yönelir.
İLETİŞİM VE DAVRANIŞ TARZLARI TESTİ
Kişisel blogumda yer alan iletişim ve davranış tarzları testi de tam bu ihtiyaçtan doğdu diyebilirim. İnsanları kesin kalıplara sokmak için değil; onlara kendileriyle ilgili bir ayna tutabilmek için…
“Sen busun” demek için değil; “Senin baskın eğilimlerin bunlar olabilir, belki bu yüzden bazı ilişkilerde daha rahat, bazılarında daha çok zorlanıyorsun” diyebilmek için…
Testin çıkış noktası şu: Hepimiz insanlarla aynı şekilde konuşmuyor, aynı hızda karar vermiyor, aynı şeylerden etkilenmiyoruz. Kimimiz göreve ve sonuca daha yakınız, kimimiz ilişkiye ve insani etkileşime… Kimimiz daha doğrudan ve görünürüz, kimimiz daha sakin ve temkinliyiz…
Test de tam bu farklılıkları görünür kılmaya çalışıyor.
‘YER DAMAR DAMAR; İNSAN TÜRLÜ TÜRLÜ’
Bu çerçevede öne çıkan temel eğilimlerden biri Yönlendirici / Aslan profili. Bu profile yakın olanlar genellikle hızlı düşünür, çabuk karar verir, net konuşur, işi sonuçlandırmak ister. Güçlü yanları kararlılıklarıdır; ama bazen sert, aceleci ya da baskın görünebilirler.
Bir diğer profil Analitik / Baykuş. Bunlar düşünerek ilerlemeyi, ayrıntıyı, ölçüp tartmayı, net bilgiye dayanmayı önemser. Güçlü yanları dikkat ve derinliktir; ama bazen fazla mesafeli, yavaş ya da zor beğenen biri gibi algılanabilirler.
Dışadönük / Tavus Kuşu, daha görünür, canlı, hareketli ve etkileyici iletişimi temsil eder. Bu profile yakın kişiler konuşmayı, etkileşimi, ilgi görmeyi ve iz bırakmayı sever. Güçlü yanları enerjileri ve motivasyonlarıdır; ama bazen dağınık ya da sabırsız bulunabilirler.
Sevecen / Güvercin ise ilişkiyi, uyumu, huzuru ve yumuşak iletişimi önceleyen yapıyı anlatır. Bu profile yakın kişiler kırmadan konuşmaya, denge kurmaya, güven vermeye çalışır. Güçlü yanları sıcaklıkları ve anlayışlarıdır; ama bazen fazla geri planda kalan ya da karar vermekte zorlanan biri gibi görülebilirler.
Bir de tek bir profile sıkışmayan, farklı durumlarda farklı yönlerini kullanabilen Çok Yönlü / Prizma eğiliminden söz edebiliriz. Bu da bize insanın tek renkten oluşmadığını, içinde farklı tonlar taşıyabildiğini hatırlatır.
Bence testin en kıymetli taraflarından biri de burada başlıyor. Çünkü sonuçlar sadece bir profil adı vermiyor. İnsana kendi baskın eğilimini, diğer yönlerini, güçlü taraflarını ve iletişimde zorlanabileceği alanları düşünme fırsatı veriyor.
Bazen insan şu cümleleri fark ediyor:Ben net olayım derken sertleşiyorum.Ben uyumlu görünmeye çalışırken aslında kendimi geri çekiyorum.Ben hızlı çözüm isterken karşımdakinin anlaşılma ihtiyacını ıskalıyorum.Ben ayrıntı verirken aslında güven arıyorum; ama karşı taraf bunu uzatma gibi okuyabiliyor.
Bu cümleler küçüktür ama etkisi büyüktür. Çünkü insan önce kendini okumaya başladığında, başkalarını da daha doğru okumaya başlar.
Bu test benim için bir “tanı koyma” aracı değil, bir “fark etme” aracıdır. İnsan ruhu birkaç kutuya sığmaz. Hiçbir test bir insanın tamamını anlatamaz. Ama insanın kendine dair bazı baskın eğilimlerini görmesi de az şey değildir. Bazen bir aynaya bakmak, uzun bir tartışmadan daha öğretici olabilir.
EVDE, İŞTE, OKULDA, HER YERDE…
Örneğin evde eşlerden biri konuşarak rahatlıyor, diğeri susarak. Biri hemen çözüm istiyor, öteki önce anlaşılmak. Biri doğrudan konuşuyor, diğeri bunun tonundan inciniyor. Sonra biri “beni duymuyor” diyor, öteki “beni sıkıştırıyor” diye düşünüyor. Oysa belki de orada sevgisizlik değil, iletişim tarzı farkı var.
İş hayatında da aynı durum karşımıza çıkıyor. Bir yönetici kısa, net ve sonuç odaklı cümlelerle ilerlemek istiyor. Karşısındaki çalışan ise arka planı, riski, ayrıntıyı, süreci anlatma ihtiyacı duyuyor. Biri ötekini “gereksiz ayrıntıcı”, diğeri berikini “yüzeysel ve aceleci” buluyor. Sonra bir bakıyorsunuz, işten çok insanlar birbirini tüketmeye başlamış.
Oysa bazen çözüm, insanları değiştirmeye çalışmakta değil; onları biraz daha doğru okumakta saklı.
Ne güzel demişler: “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.”Doğrudur. Ama ben buna bir şey daha eklemek isterim: Her insan aynı dilden etkilenmez. Kimisi netlik ister, kimisi sıcaklık. Kimisi hız ister, kimisi güven. Kimisi görünür ilgi ister, kimisi sakin ve saygılı bir mesafe… Dolayısıyla iletişim sadece güzel konuşmak değil, karşımızdakinin hangi dilden daha kolay anladığını fark edebilmektir.
İnsanı okumak biraz da budur zaten.
Ama tekrar söyleyeyim: Başkasını okumak, onu yargılamak değildir. Onu bir etikete hapsetmek hiç değildir. İnsanı anlamak, onun davranışına bakıp hüküm vermek değil; davranışının ardındaki eğilimi, ihtiyacı, ritmi ve ilişki tarzını fark etmeye çalışmaktır.
Benim davranış tarzları testinden muradım tam olarak budur.
İnsan bazen kendini sandığı kadar iyi tanımıyor. Hatta çoğu zaman kendini, olmak istediği kişi gibi görüyor; ilişkilerde nasıl göründüğünü ise fark etmiyor. Oysa kendimizi biraz dürüstçe okuyabilirsek, başkalarına da daha insaflı yaklaşabiliriz. Çünkü o zaman her farklılığı tehdit gibi görmeyiz. Her çatışmayı kişilik savaşı sanmayız. Her sessizliği umursamazlık, her doğrudanlığı kabalık, her ayrıntıyı zorluk, her duyguyu zayıflık diye okumayız.
Belki de ilişkilerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey budur:Birbirimizi hemen yargılamadan önce biraz daha dikkatli okumak…
İNSANLARI OKUMAK MÜMKÜN MÜ?
Daha iyi iletişim ve daha iyi ilişkiler için insanları okumak mümkün mü?
Evet, mümkündür.Ama bu okuma, başkasından başlamaz. Önce kendimizden başlar.
Kendi sesimizi, kendi acelemizi, kendi kırılganlığımızı, kendi öfkemizi, kendi suskunluğumuzu, kendi ilişki kurma biçimimizi fark etmeden başkasını doğru okuyamayız. Kendimizi biraz daha iyi anlarsak, başkalarına da biraz daha doğru yaklaşabiliriz.
Belki o zaman iletişim sadece söz söyleme işi olmaktan çıkar; anlama sanatına dönüşür.
Ben uzun zamandır şuna inanıyorum: İnsan ilişkilerindeki birçok düğüm, büyük sorunlardan değil, küçük yanlış okumalardan doğuyor. Bu yüzden daha iyi iletişim ve daha iyi ilişkiler için önce kendimizi, sonra başkalarını okumayı öğrenmemiz gerekiyor.
Yunus Emre’nin dediği gibi, ilim biraz da kendini bilmektir. Kendini bilen insan, başkasını daha az yaralar; daha dikkatli dinler; daha doğru konuşur. Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimizi değiştirmeye çalışmadan önce biraz daha doğru anlamaya çalışmaktır.
İsterseniz teste bir göz atın, gerisini ondan sonra konuşalım: https://www.erkanyuksel.org/2026/03/davrans-tarzlar-testi-kendinizi-ve.html
Prof. Dr. Erkan YÜKSEL
İngiltere’deki Hekim Grevleri ve Biz…
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
Küçük Prens Hikâyesi Bize İlişkiler Hakkında Ne Söylüyor?
İletişim Nedir ya da Biz Neyi Eksik Öğrendik?
“Zalimin Zulmü Varsa Garibin Allah’ı Var” mı?
Çocukça Tepkileri Bırakıp Nasıl Olgunlaşırız?
Yetişkin Çocuklar: Koca Koca İnsanlar Neden Çocuk Gibi...
“Değersizlik” Davranışlarımızı Nasıl Yönetir?
Akışta Olmak İçin Ne Gerekir?
Denetim Gidince, Düzen Neden Gider?
‘Nihilist Penguen Nereye Gidiyor? Sürüden Ayrılmak Özgürlük mü,...
Uyuşturucuyla Mücadelede Medyanın Rolü Nedir? Narkotik Suçlarla Mücadele...
Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.077.671
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Serdar Kamer
Kampüsten Köye: Niyet Var, Sistem Hazır mı? için Haldun Güner
Sağlıkta Yeni Bir Eşik: Vaka Yönetimi Neden Artık Bir Tercih Değil, İhtiyaçtır? için Özcan
Önerilerin Hangisi Makbuldür, Alttan mı Yoksa Üstten Gelen mi ? için Ebru ÖZCAN
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Selahattin Akbel
İçtihat ve Zamanın Değişmesiyle Hükümlerin Değişmesi Meselesi için Abdullah Demir
Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Em.Prf.Dr. ÖZDEMİR HİMMETOĞLU
İnsan Kalmanın Vebali için Uğur yeni
Orta Yaş Dönüşümü: Kişisel Gelişim ve İkinci Bir Yaşam için Ferhan Sağın
Ayakları Ay’a Basan Çılgın Bir Küresel Proje Önerisi: Ay Yüzeyinde Gözlemevi Yerleşkeleri için Psikiyatr Dr. Bülent Demirbek
Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)
Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)
Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)
Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)
Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)
Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)
Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)
Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)
Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)
Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)
Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)
Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)
Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)
Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)
Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)
Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)
Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)
Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)
Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)
Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)
Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)
Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)
Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)
Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)
Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)
Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)
Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)
Ayın Konusu: Hegemonya (11)
Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)
Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)
Ayın Konusu: İstişare (25)
Ayın Konusu: KBRN! Hazırlıklı mıyız? (7)
Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)
Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (11)
Ayın Konusu: Liyakat (36)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)
Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)
Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)
Ayın Konusu: NATO (5)
Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)
Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)
Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)
Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)
Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)
Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)
Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)
Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)
Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)
Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)
Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)
Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)
Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)
Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)
Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)
Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)
Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)
Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)
Güzel Sanatlar ve Tasarım (27)
İktisadi ve İdari Bilimler (152)
İnsan ve Toplum Bilimleri (12)
Sağlık Bilimleri (52)
Sosyal Medya Hesaplarımız
Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.
Daha İyi İletişim ve Daha İyi İlişkiler İçin ‘İnsanları Okumak’ Mümkün mü? Nisan 13, 2026
Daha İyi İletişim ve Daha İyi İlişkiler İçin ‘İnsanları Okumak’ Mümkün mü?
İngiltere’deki Hekim Grevleri ve Biz… Nisan 13, 2026
İngiltere’deki Hekim Grevleri ve Biz…
Okuyucu Mektubuna Cevap Yazıya Evrildi: Ben Tozun İncesinden Korkarım Çünkü Giremeyeceği Delik Yoktur Nisan 13, 2026
Okuyucu Mektubuna Cevap Yazıya Evrildi: Ben Tozun İncesinden Korkarım Çünkü Giremeyeceği Delik Yoktur
Üzeyir (A.S.) Nisan 13, 2026
Yazar olarak giriş yapın
Çıkış yapana kadar beni içerde tut.
@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni