menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Oruç Nedir Ne Değildir!

40 6
23.02.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Oruç Nedir Ne Değildir!

Orucun Arapça karşılığı olan (savm/صوم) sözcüğü “tutmak” manasındadır. Kelime Kur’an’da savm ve sıyâm şeklinde iki formda kullanılır. Savm, Hz. Meryem’in çocuğu İsa’yı bir mağarada dünyaya getirdikten sonra evine dönmeye karar verdiğinde bir gün boyunca kimseyle konuşmamak üzere kendini tutması anlamında Meryem suresinin 26. âyetinde yer alır (اِنّ۪ي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْماً فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِياًّ ). Sıyâm/صيام ise yeme, içme ve arzulardan uzak durma anlamında Bakara suresinin 183. âyetinde geçer.

Sıyam, yapısı itibarıyla işteş bir sözcüktür. Kökenindeki “tutma” eylemi karşılıklı gerçekleşmelidir ki kelimenin anlamı tahakkuk etmiş olsun. Yani biz orucu tutarken oruç da bizi tutmalıdır. Bu bağlamda mahyalara yansıyan “Ey oruç tut beni!” cümlesi manidardır.

Fıkıh kitaplarımızda oruç “yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak durma” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanım, orucu halka/avam-ı nâsa kavratmak için çizilmiş bir çerçeveyi ifade eder. Hakikatte “cinsel ilişkiden uzak durma” şeklindeki bölüm bütün olumsuz arzulardan uzak durmayı içermektedir. Arapça tabiriyle (الإمسان عن المفطرات)’dır. Yani orucu bozan her ne varsa kişinin kendisini onlardan uzak tutmasıdır. Ancak bir dönem fıkıh kitaplarına böyle yansıtıldığı için farkında olmadan süreç içerisinde şehevâtın çerçevesi daraltılmıştır.

Aslında Hz. Muhammed değişik vesilelerle şehevâtı/fıtratın meyletmek istediği arzuları ifade etmiş ve onların kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Elbette cinsellik bunların en başta gelenidir. Ancak tek ve yegâne olanı değildir. Dolayısıyla insanı günaha sevk eden ne kadar eylem varsa şehevât kapsamına dahildir. Yalan söylemek, gıybet etmek, iftira atmak, zamanı boşa harcamak, haksız kazanç sağlamak, mirasa konmak, menfaati uğruna zalime sessiz kalmak, kamu malından aşırmak, hak yemek, adaletten sapmak ilk etapta aklımıza gelenlerdendir. Günümüzde bunlara kontrolsüz internet kullanımını da eklemek herhalde yanlış olmayacaktır.

Oruç, Kur’an vasıtasıyla mü’minlere emredildiğinde önceki milletlerdeki (Hıristiyanlar) gibi başlamıştır (كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ). İlk dönem tefsir kitaplarında yer alan bilgilere göre Hıristiyanların orucu akşamdan akşamaydı ve yeme-içmenin yanı ısıra cinsel ilişki de oruç günleri boyunca (gece-gündüz) yasaktı. Bu arada Hıristiyanların orucunun her aydan üç gün olduğu da tefsirlerin naklettiği bilgilerdendir. Ancak ilerleyen süreçte orucun her aydan üç gün değil de bir ay (Ramazan) boyunca tutulması emredildiğinde Yüce Allah’ın cinsellik yasağıyla ilgili bir hafifletmeye gittiği ve iftar-sahur arası süreçte cinsel ilişkiye izin verdiği görülmektedir (اُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْ).

Bu çerçevede Hz. Muhammed’in şehevâtla/fıtratın meyletmek istediği arzularla ilgili şu ikazları da hatırlanmalı ve orucun sadece bedene değil ruha da tutturulması gerektiğine dikkat edilmelidir:

“Kim yalanı ve yalanla meşgul olmayı bırakmazsa o kişinin yemeyi içmeyi bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.”

“Oruçlu olduğunda sizden birinize sataşılırsa ya da kötü söz söylenirse kendisini tutsun, oruçlu olduğunu hatırlasın ve muhatabına olumsuz karşılık vermesin!”

“Ramazan ayı geldiğinde şeytanlarınızı zincirlemek suretiyle kendinize cehennem kapılarını kapatın, cennet kapılarını açın!”

“Oruç, oruçluya yakışmayan şeylerle zedelenmedikçe (tutan kişi için) bir kalkandır. ‘Oruç ne ile zedelenir?’ ya........

© Akademik Akıl