Görünmez Operasyon Merkezi: Üniversitelerin Sessiz Krizi

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Görünmez Operasyon Merkezi: Üniversitelerin Sessiz Krizi

Üniversitelerde herkes rektörü konuşur.Kim geldi, kim gitti, hangi vizyonu taşıyor…

Ama kimsenin konuşmadığı bir makam vardır:Genel sekreterlik.

Oysa sistemin asıl yükünü taşıyan, günlük işleyişi ayakta tutan, krizleri yöneten yer tam da burasıdır.Ne var ki bu makam çoğu zaman görünmezdir.Sessizdir.Ve en önemlisi, yetkisizdir.

Bugün birçok üniversitede genel sekreterlik, adı “zirve makam” olan ama fiiliyatta etkisizleştirilmiş bir ara kademe haline gelmiştir.Kâğıt üzerinde idari teşkilatın başı…Gerçekte ise imza bekleyen, yazı yazan, protokolü koordine eden bir üst düzey büro memuru.

Sorunun başladığı yer burası.. 

Yetki yoksa, yönetim de yoktur

Bir kurumun alt birimlerinde sorumluluk var ama yetki yoksa, orada yönetim değil, idare taklidi vardır.

Genel sekreterler üniversitenin tüm idari yükünden sorumlu tutuluyor.Ama karar alma mekanizmasının dışında bırakılıyor.

Her kritik karar rektör onayına bağlı.Her süreç merkezileşmiş.Her adım yavaş.

Bu yapı hız üretmez.Aksine sistemi tıkar.

Esnekliği ortadan kaldırır, kurumu bağımlı hale getirir.Ve zamanla, yönetimi kişilere mahkûm eder.

Liyakat yerine sadakat

Daha da çarpıcı olan ise bu makamın nasıl doldurulduğudur.

Genel sekreterlik, birçok üniversitede profesyonel bir kariyer pozisyonu değildir.Çoğu zaman “uygun görülen” kişilerin yerleştirildiği bir alan haline gelmiştir.

Liyakat geri çekildiğinde, sadakat öne çıkar.Ve bu noktadan sonra kurumlar yönetilmez, sürüklenir.

Bu sadece etik bir problem değil.Bu döngü, doğrudan doğruya yapısal bir zafiyetin göstergesidir.

Kurumsal hafıza her değişimde sıfırlanıyor

Her rektör değiştiğinde genel sekreter değişiyor.Onunla birlikte daire başkanları, şube müdürleri, kritik kadrolar…

Ve her seferinde kurumun hafızası zayıflıyor.Bazen tamamen siliniyor.

Dün yapılan hatalar unutuluyor.Bugün aynı hatalar yeniden yapılıyor.

Üniversiteler ilerlemiyor,kendi içinde dönüp duran bir döngüye sıkışıyor.

Dünya başka bir modele geçti

Oysa gelişmiş üniversitelerde yapı çok farklı.

Akademik yönetim ile idari yönetim bilinçli şekilde ayrılmış durumda.Akademisyenler akademik kaliteyi yönetirken,profesyonel yöneticiler kurumun operasyonel aklını yürütüyor.

Finans…İnsan kaynakları…Dijitalleşme…Uluslararasılaşma…

Bunlar artık “yazışma işleri” değil,stratejik yönetim alanlarıdır.

Bizde ise hâlâ genel sekreter,yetkisiz ama sorumlu bir pozisyonda tutuluyor.

Bu sürdürülebilir değil.

Çözüm: Makamı yeniden tanımlamak

Eğer üniversiteler gerçekten kurumsallaşmak istiyorsa,ilk yapılması gereken şeylerden biri genel sekreterliği yeniden tanımlamaktır.

Bu makam ya gerçek bir yönetim merkezi olacakya da sistemin en zayıf halkası olmaya devam edecek.

Çözüm aslında zor değil:

Genel sekreterin yetkisi, 2547 sayılı yasa kapsamında açık ve ölçülebilir şekilde tanımlanmalı

Belirli alanlarda rektörden bağımsız karar alabilmeli

Atamalar liyakat temelli, şeffaf ve rekabete........

© Akademik Akıl