Okuyucu Mektubuna Cevap Yazıya Evrildi: Ben Tozun İncesinden Korkarım Çünkü Giremeyeceği Delik Yoktur

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Okuyucu Mektubuna Cevap Yazıya Evrildi: Ben Tozun İncesinden Korkarım Çünkü Giremeyeceği Delik Yoktur

Prof. Feynman’ın Ay tozuna dikkat çeken uyarılarından hareketle, mikroskobik olanın ne kadar nüfuz edici ve yıpratıcı olabileceğini günlük hayattan örneklerle düşünürken, insanlığın buna rağmen Ay’a dönme ısrarını ve Ay yüzeyinde astronomi yapma hazırlıklarını yeniden değerlendirmek gerekiyor.

Okuyucu mektubundan başlayan düşünce

Matematiksel fizikçi ve evren bilimci Prof. Feynman’ın belgeselini izledim, bilgilendim. Ne güzel ki, kendime ait olanlarla Prof. Feynman’ın ifadeleri birebir çıktı… Prof. Feynman’ın dikkat çektiği iki özellikten birisi Ay tozunun mikroskobik küçüklüğünün önlenemez biçimde nüfuza işlemesi, bir diğeri de en sert oluşu; mikroskobik küçüklüğü ile birleşince de olağanüstü bir kesici özelliğine yükselmesi…

Günlük hayat örnekleri ne söylüyor?

“Ben tozun incesinden korkarım çünkü giremeyeceği delik yoktur” sözüm ile bazı toplumsal olayları anlaşılabilir kılabildiğimi düşünürüm. Her türlü yumuşakgiller zamanla çürüyor; ancak kemikten bile en dayanıklısı dişlerdir. Bu özelliği ile en geçmişin bilgisini günümüze kadar taşıyanlar da onlardır.

“Bana bir şey söyleyin ki hayatta ondan daha keskin olmasın… yine bana bir şey söyleyin ki ondan daha delici bulunmasın” ifadelerini de bilim-toplum söyleşilerimde dinleyicilerimle paylaşırım. Günlük hayatta başımıza gelmiştir ve yaşamışızdır her ikisinin örneklerini. Çok miktarda fotokopi ile uğraşırken avuç içlerimiz dümdüz kesilmiş, kan çıkmış; ama canımız acımamış olacak ki olayın farkına bile varmamışızdır… Burada en keskin olanın ne hekimin neşteri ne de jilet olduğunu düşündürür bu tecrübeler. Çünkü metallerin sıkıştırılarak inceltilmesi sınırlıdır; ama kâğıt hamuru baskı altında çok daha ince yapraklanır… Kalın bıçak, neşter ve jilet keserken sürter; sürttükçe ısınır ve artan sıcaklık da canımızı yakar… Oysa yaprak inceliğindeki kâğıdın sürtünmesi daha düşük olduğundan daha hızlı keser; ısınma da az olacağından canımızı yakmadan kesmiş gibi olur…

Benzer şekilde iğne ve enjeksiyon kalınlıklarından dolayı, gündelik hissiyatımızda tam anlamıyla “delici” değilmiş gibi gelir; kuvvetli ittirme ile ancak sürtünerek girmeleri, acıyı bize hissettirir. “Küçük büyük iğneden korkmayanımız var mı?” duygusunun altında yatanı da böylece anlamaya çalışmış olalım… “Meyve bıçağı” diyoruz; keser mi, kuvvet uygulayarak soyar mı? Bu ifadeyi de buna katabiliriz…

Sivrisineğin çok tüplü hortumu etimize girer; inceliğinden dolayı sürtünme minimumdur ve olayı çoğu zaman hissetmeyiz bile… burada uyuşturma tıp bilgisi elbette var ama konumuz ince tozun anlaşılmasına yarayacak fiziğin sürtünme ve ısı ilişkisini öne çıkartıyoruz… Neden sonra sivrisinek vücuttan ayrılır, sistemin içi ile dış ortam arasında açılan koridordan temas başlar, tepkime meydana gelir; bu da kaşınma ve sonrasında kızarma ile delindiğimizi, iş işten geçtikten sonra öğrenmemize yol açar. Bu örnekler, Prof. Feynman’ın Ay tozuna bu kadar çok dikkat çekmesinin nedenlerini günlük hayat bilgilerimizle anlama çabalarımız olsun.

Ay tozu, regolit ve uzay tozu

Ay’ın çoğu yeri, erken dönemlerde yaşanılan birçok çarpmadan kaynaklanan döküntü katmanları, yani regolit ile kaplıdır. Yeri gelmişken burada uzay tozu ya da kozmik tozdan da söz edebiliriz; bunlar birkaç molekül ile 0.1 mm arasındaki büyüklüklerdeki madde parçalarıdır. Bunların, yıldızların ve gezegenlerin oluşumlarının en önemli öğelerinden biri olduğu biliniyor. Güneş Sistemi içinde de, başta Satürn olmak üzere, gaz devi dört gezegeni kuşatan halkaların yapıtaşlarından biri de uzay tozudur. Kuyrukluyıldızların kuyruklarını da uzay tozu oluşturur. Güneş Sistemi araştırmalarında kullanılan birçok uzay aracında özel geliştirilmiş uzay tozu saptama ve toplama aygıtları vardır.

Demek ki mesele yalnızca “Ay toprağı” değildir; toz dediğimiz şey, yer yer bütün bir gök mekaniğinin, gezegen oluşumunun ve uzay teknolojisinin kalbine kadar uzanan bir konudur.

Ülkemizin aktif en eski gözlemevinde toz kirliliğinin etkileri uzun zamandır gözlenen ve takip edilen bir konudur. Teleskop binalarından toplanan toz TÜBİTAK-BUTAL (Bursa) Analiz Laboratuvarı’nda incelenmiş, mermer tozlarının teleskoplara en çok zarar veren madde olduğu belirlenmiştir. Bu sonuç, Prof. Feynman’ın Ay tozunun sertliği ve kesicilik özelliği ile Antalya Beydağları’ndaki Saklıkent mermer ocaklarından kalkan mermer tozları ile örtüşmüştür. Bu tür toz kirliliği yüzünden teleskopların sırlanmış aynalarının temizliği sık sık yapılmak zorunda kalınmakta dolayısıyla pahalı ve hassas kaplamanın daha kısa zamanda incelmesine neden olmaktadır. Ayrıca, özel temizlik yöntemlerini gerektirmektedir. Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgiye Aslan Z., Tunca Z., Kırbıyık H., Koçer D., Esenoğlu H.H., 2017, “20. Yılında Evrene Açılan Penceremiz TÜBİTAK ULUSAL GÖZLEMEVİ Kuruluş Öyküsü”, Tübitak, Antalya kitabından ulaşılabilir.

Bir astronotu seçmek başka, uzayda yaşamak başkadır

Bir Türk astronotumuzu seçmek için 35 binden fazla gönüllü başvuruda bulunmuştu; içlerinde kimler yoktu ki, astrofizikçi hocalarımız bile kendilerini başvurmaktan alıkoyamamışlardır… Bu konudaki bir televizyon konuşmamı da paylaşmıştım. Oysaki gidilecek Uluslararası Uzay İstasyonu öyle konforlu kral dairesi bir yer asla değil… Akan suyu yok; yer çekimi mikro düşüklükte, dolayısıyla ayakları yere “basmak” olayı sıfır… Dümeni kırılmış gemi gibi oradan oraya sürüklenmek ya da serseri mayın gibi her an bir yere uçarak çarpacak korkusuyla yaşamak zorunda… Sabitlenmek için demir atmak en büyük haslet… Yemekler öyle bizim alışık olduğumuz kebap türü değil… Banyo yok, yerine ıslak mendil temizliği var… Kıymet verdiğimiz yatay mimari uyku düzeni orada ne mümkün? Dünyamızdan alışageldiğimiz uzun günlük olaylar, yerini 1.5 saat kısalıklı dolanmaların zorluğuna bırakıyor… Kana kana su içmek yok; kullanılan suyun tekrar tekrar geri dönüşümü ile orada hayat sürecek… Vücudun yıllanmış anatomi alışkanlıkları yerle bir oluyor… Dönüşte sağlıklı yaşam için sürekli antrenman yapmak zorunlu… Katı ve sıvı dışkının atılması başlı başına mesele; bunların alıştığımız yere düşmeleri beklenemez, her yere ulaşmaları söz konusu, önlem alınmaz ise… Kullandıklarımızın yerine yenilerinin konmaları da ancak uzay istasyonu ile Dünya arasında mekik dokuyan uzay araçlarının taşıması ile mümkün…

Burada da kısa bir televizyon konuşmamı vermiş olayım. Daha çok sayılacak var; ama sonuç olarak insan ömrü ile karşılaştırılabilecek kadar uzay istasyonu tecrübemizin çok fazlaca oluştuğunu söyleyebiliriz. Buradaki anlatım ile, kurguladığımız dar bir teknolojik dünyadan çok geniş ve gerçek bir gökcismine koloni oluşturma isteğimizin ne kadar güçlü olduğunu ifade etmek isteriz. Prof. Feynman’a rağmen, “Ay tozu da neymiş, teknolojimiz bunu da yener” duygusunun nükleer gücünde olduğunu belirtelim.

Feynman haklı; ama teknoloji de durmuyor

Prof. Feynman elbette evrensel bilgiyi paylaşıyor; ancak günümüzün çok ama çok ileri teknolojilerinin de sergilenmesi gerekir ki, her ikisi arasındaki makasın daraldığını görebilelim. Ay görevi Artemis II ile tekrardan insanlı Ay yolculukları gündeme geldi. En merak ettiklerimiz arasında, Ay yüzeyinde astronomi nasıl yapılabilir olmalıdır.

Bu amaçla Nisan ayı içerisinde gerçekleştirilecek üç adet çevrim içi seminerde konuşmacılar farklı konulara değinecekler. Bunların bilgisini burada verelim. Belirtilen tarih ve saatte seminer başlıklarındaki bağlantılarından canlı yayında izlenebilir. Ayrıca, daha ayrıntılı bilgi için poster bağlantısından ulaşılabilir.

Ay yüzeyinde astronomi için üç güncel seminer

1) Dr. Johannes Hulsman

Comprehensive Study of the Lunar Energetic Particle Environment with LunPAN

16 Nisan 2026 saat 14:00’daki seminerde, Ay’daki radyasyon ve parçacık çevresinin kapsamlı ölçümü için önerilen bir bilimsel görev, bu görevin cihazları ve beklenen bilimsel çıktılar anlatılacaktır. Gelecekteki Ay’a yapılacak insanlı ve insansız görevler için parçacık/radyasyon ortamını iyi anlamak kritik önemde olacaktır.

2) Prof. Dr. Poshak Gandhi

Novel X-ray Astronomy Pursuits from the Lunar Surface

28 Nisan 2026 saat 13:00’daki seminerde, önümüzdeki on yılda Ay yüzeyini bir X-ışını gözlemevi platformu olarak kullanmanın bilimsel potansiyeli ve teknik zorlukları tartışılacaktır.

3) Dr. Daniel Sheward

Utilising the Lunar Surface as an Impact Laboratory

30 Nisan 2026 saat 14:00’daki seminerde ise, Ay’daki küçük çarpma parlamalarını inceleyerek hem Güneş Sistemi’ndeki çarpma tarihini anlamaya hem de gelecekteki Ay görevleri için güvenlik ve altyapı bilgisi üretimine nasıl katkı sağlanacağı anlatılacaktır.

Dünya da aynı şeyi konuşuyor

Evet, gördüğünüz gibi dünya da yazımızdaki Ay yüzeyine teleskopların yerleştirilmesini konuşuyor, teknolojik gereğini yapmak üzere kollar sıvanıyor da… Bu durumda “biz de varız” demeyelim mi? Ay’ın “cennet” olmadığını insanlık biliyor elbette; ancak mahkûm olmuyor, araştırmalarını sürdürüyor; tıpkı “sevdik gitmeden, sevdik gelmez” özlü sözümüz gibi…

Ay’ın uzaklaştığını nasıl biliyoruz?

Ay’a giden astronotlar, Ay’ın yüzeyine yansıtıcı bir levha, yani bir tür ayna yerleştirmiştir. Yansıtıcının yerleştirildiği günden bugüne dek, her akşam Teksas’taki McDonald Gözlemevi’nden Ay’a lazer ışınları gönderilir. Yansıtıcıya çarpan ışınlar gözlemevindeki algılayıcılara geri döner. Işınların Ay’a gidip gelme süresi çok duyarlı bir şekilde ölçülür. Yaklaşık yarım asırdır yapılan ve istisnasız sürdürülen bu gözlem ve hesapların sonucunda, Ay’ın hâlâ Dünya’dan yılda 3.8 cm uzaklaştığı ortaya çıkmıştır.

Bu ayrıntı bile, Ay ile Dünya arasında kurduğumuz bilimsel ilişkinin ne kadar derinleştiğini göstermeye yeter.

Yeni çağ kaçırılmamalı

Dünya çapında duayen bir astrofizikçimiz yıllar önce Yer tabanlı optik teleskopların ömrünü tamamladığını söylemişti. Bugünlerde mühendislik harikası ve öncekilerle mukayese edilemeyecek yüksek teknolojili Vera C. Rubin Gözlemevi yakın bir tarihte gözlemlerine başlayacak. Güneş Sistemi’nde bilinmedik ve bakılmadık yer kalmayacak; kitaplar belki yeniden yazılacak kadar iddialı geliyor…

Hâl böyle iken, bu yeni çağı kaçırmamak üzerimize düşer ve ilgilenmek gerekir. Ay yüzeyine teleskoplar dizisi yerleştirme düşüncesini de bu çerçevede değerlendirebiliriz. Prof. Feynman’ın haklı olarak çizdiği karanlık tablonun, yeni nesil teknolojiler ile daha bir aydınlığa kavuşmuş olmasını dilerim.

Okuyucu mektubuna cevap yazısı adeta yeni bir makale büyüklüğüne ulaştı… Demek ki iyi sorular, insanı yalnızca cevap vermeye değil, yeniden düşünmeye ve yeni yazılar kurmaya da götürüyormuş. Prof. Feynman’ın haklı olarak dikkat çektiği Ay tozu gerçeği ortadadır; ama insanlık da bu zorluğu anlayarak, teknoloji ile aşmanın yollarını aramaktan vazgeçmiyor. Belki de bilimin en kıymetli tarafı budur: Korkuyu küçümsemeden, zorluğu inkâr etmeden, yine de ilerlemeyi sürdürmek…

İngiltere’deki Hekim Grevleri ve Biz…

Yorum Yap Cevabı İptal Et

Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.

Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );

Ayakları Ay’a Basan Çılgın Bir Küresel Proje Önerisi:...

Işık ve Ses Gecikmesi Bize Ne Söyler?

KBRN ÇAĞINDA HEDEF ŞEHİRLER DEĞİL, SİSTEMLERDİR: Küresel Hazırlık...

Tıpta “Sıfır Atık” Mümkündür

Atlıkuş İmparatorluğu: Yükümlülük Bir Bilinçtir

Huzur ve Güvenli Bölge İçin: Türkiye-İran İlişkilerinde Bireysel...

Kitap Kapağındaki Sonsuzluk

Heisenberg Belirsizlik İlkesi ve Hayatımızın Akışının Belirsizliği

Siyah Kuğu ve Sonrası

Bir Eğitimci ve Araştırmacı: Doç.Dr. Feramuz Aydoğan

Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.077.671

Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Serdar Kamer

Kampüsten Köye: Niyet Var, Sistem Hazır mı? için Haldun Güner

Sağlıkta Yeni Bir Eşik: Vaka Yönetimi Neden Artık Bir Tercih Değil, İhtiyaçtır? için Özcan

Önerilerin Hangisi Makbuldür, Alttan mı Yoksa Üstten Gelen mi ? için Ebru ÖZCAN

Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Selahattin Akbel

İçtihat ve Zamanın Değişmesiyle Hükümlerin Değişmesi Meselesi için Abdullah Demir

Yeni Aldığım Plaketin Öyküsü ve Bu Konudaki Düşüncelerim için Em.Prf.Dr. ÖZDEMİR HİMMETOĞLU

İnsan Kalmanın Vebali için Uğur yeni

Orta Yaş Dönüşümü: Kişisel Gelişim ve İkinci Bir Yaşam için Ferhan Sağın

Ayakları Ay’a Basan Çılgın Bir Küresel Proje Önerisi: Ay Yüzeyinde Gözlemevi Yerleşkeleri için Psikiyatr Dr. Bülent Demirbek

Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)

Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)

Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)

Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)

Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)

Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)

Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)

Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)

Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)

Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)

Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)

Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)

Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)

Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)

Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)

Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)

Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)

Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)

Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)

Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)

Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)

Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)

Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)

Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)

Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)

Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)

Ayın Konusu: Hegemonya (11)

Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)

Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)

Ayın Konusu: İstişare (25)

Ayın Konusu: KBRN! Hazırlıklı mıyız? (7)

Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)

Ayın Konusu: Kuraklık: Türkiye’nin Su Yönetiminde Acil Ne Yapılmalı? (11)

Ayın Konusu: Liyakat (36)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)

Ayın Konusu: NATO (5)

Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)

Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)

Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)

Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)

Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)

Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)

Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)

Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)

Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)

Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)

Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (7)

Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)

Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)

Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)

Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)

Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)

Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)

Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)

Güzel Sanatlar ve Tasarım (27)

İktisadi ve İdari Bilimler (152)

İnsan ve Toplum Bilimleri (12)

Sağlık Bilimleri (52)

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.

Daha İyi İletişim ve Daha İyi İlişkiler İçin ‘İnsanları Okumak’ Mümkün mü? Nisan 13, 2026

Daha İyi İletişim ve Daha İyi İlişkiler İçin ‘İnsanları Okumak’ Mümkün mü?

İngiltere’deki Hekim Grevleri ve Biz… Nisan 13, 2026

İngiltere’deki Hekim Grevleri ve Biz…

Okuyucu Mektubuna Cevap Yazıya Evrildi: Ben Tozun İncesinden Korkarım Çünkü Giremeyeceği Delik Yoktur Nisan 13, 2026

Okuyucu Mektubuna Cevap Yazıya Evrildi: Ben Tozun İncesinden Korkarım Çünkü Giremeyeceği Delik Yoktur

Üzeyir (A.S.) Nisan 13, 2026

Yazar olarak giriş yapın

Çıkış yapana kadar beni içerde tut.

@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni


© Akademik Akıl