We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Howard Beale mi, Zeki Demirkubuz mu?

27 0 0
02.08.2020

Yirmi yıldır Amerika'da yaşıyorum ama 200 yıl daha yaşasam bu ülkede asla anlayamayacağım şeyler var. Mesela Amerikan futbolu denilen o garip spor. İri kıyım heriflerin boynuzlu keçiler gibi sürekli birbiriyle tokuşması, kaç metreye tekabül ettiğini bir türlü öğrenemediğim birkaç "yard" gidip uzun bir süre durmaları, verilen on beş dakikalık reklam arasından sonra birkaç dakikalığına tekrar tokuşup yeniden uzun süre beklemelerinin arkasındaki sistemi ve mantığı.

Asla anlamayacağım şeylerden bir diğeri de Amerika'nın en köklü eğlence geleneklerinden biri olan müzikaller. 2016'da Broadway'de ilk sahnelendiği günden beri tam bir kültürel fenomen olan, parayı göz kırpmadan gömüp sahnede görebilen şanslı azınlığın öve öve bitiremediği Hamilton müzikalini geçen hafta izlemeyi denedim. Amerikanın kuruluş hikayesini rap müziği ile anlatan benden başka herkesin yere göğe sığdıramadığı bu müzikali Amerikalılara sevmediğimi kazara ağzımdan kaçırsam kesin dayak yerim.

Müzikali bir bütün olarak sevmiyor olabilirim ama dans, ışıklar, kareografi, kostümler, metin, sanat yönetimi ve sahneleme tekniklerine olan ilgi ve merakımdan dolayı, gelmiş geçmiş en büyük müzikal yönetmenlerinden biri olan Bob Fosse ile onun bir süre eşi ama ömür boyu ilham perisi ve iş ortağı olmuş Gwen Verdnon'un sanat hayatlarını anlatan Hulu/FX 'in ortak yapımı sekiz bölümlük Fosse/ Verdnon dizisini kaçırmam söz konusu bile olamazdı.

Maalesef sinemalarda artık sitcom kalitesizliğinde çok ucuz, basit filmler görmeye alışmışken, televizyonda birbiri ardına sinema kalitesinde izlemeye başladığımız çok kaliteli yapımların en son örneği Fosse/ Verdnon. Michelle Williams ile Sam Rockwell'in oyunculukları nefis, senaryo harikulade, dekor muhteşem, sinematografi... ne kaldı kullanmadığım sıfat... büyüleyici.

Fosse/Verdnon'u benim için çok özel ve önemli yapan, efsane senaryo yazarı Paddy Chayafesky'nin, bildiğim kadarıyla bir dizi veya filmde ilk defa, hem de çok başarılı bir şekilde canlandırılmış olması. Bob Fosse'in, yaptıkları anlaşma gereği Paddy Chayafesky'nin cenazesinde tap dansı yapacak kadar sıkı dost olduklarını ve birbirlerini ömür boyu desteklediklerini bilmiyordum, bu dizi ile öğrenmiş oldum.

Tiyatro'da oyun yazarı kraldır, izni olmadan yazdığı metnin virgülüne dahi dokunulamaz; sinemada ise tam tersi senarist en değersiz, en kolay harcanan öğedir, yönetmen senaryo üzerinde istediği gibi oynar, düzeltir, hatta sil baştan başkasına yeniden yazdırabilir. Bunun ender istisnalarından biri Paddy Chayafesky'dir. 1976 yılında yapılmış olmasına rağmen, sanki bugünleri anlatıyormuşcasına hala güncelliğini koruyan ve Paddy'ye en iyi senaryo Oscar'ı kazandıran Network filminin yönetmeni Sydney Lumet, "Making Movies"( Film Yapmak) kitabında, "değil Studio şefi, Tanrı'nın bile Paddy'nin metnine dokunamayacağını" anlatır.

Network filminde bir televizyonda anchormanı olan Howard Beale karakterinin, "fıttırmak üzereyim, deli gibi çılgınım ve artık çekemiyorum" (I am mad as hell and I can't take it anymore) kısmı, Zeki Demirkubuz'un........

© Ahval