We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Erdoğan’ın Brüksel, Kılıçdaroğlu’nun Lefkoşa ziyaretlerine dair

28 0 0
18.06.2021

Türkiye’de kararsızlar çok uzun zamandır üçüncü parti. Aslında acayip değil. İnsanlar AKP-MHP’yi dışladılar ama elleri CHP’ye oy vermeye gitmiyor. Güvenemiyorlar. Gerek iç gerekse dış politikada.

Dış politikada AKP ve CHP, al birini vur ötekine. “İşgal ediyor” diyene soruşturma açılıyor diye şöyle söyleyeyim, Rejim komşulara ve iki kıtaya asker ve silah sokuyor. Rusya’nın şah damarına basar gibi Ukrayna ve Polonya’ya dünürün SİHA’larını satıyor ve Montrö’yü, fesuphanallah, durup dururken gündeme getiriyor. Rejim sıkıştıkça gaz çıkarıyor, Akdeniz’den ve Karadeniz’den. Bahçeli çalıyor Erdoğan oynuyor. Veya fark etmez, tersi. CHP ise, bir avuç milletvekili hariç, amman ha milliyetçiliğimize laf geliverir diye bu politikanın kuyruğunda çarpılıyor.

İç politikada esas olarak Kürt meselesi açısından durum tamamen aynı ve muhtemelen dış politikadan daha da vahim. Burada da CHP tamamen aynı sebeple AKP-MHP’nin kuyruğunda çarpılıyor. Yolsuzlukları deşmenin ve erken seçim diye tutturmanın dışında varlık gösteremiyor. Tabii, muhalefet derken, özellikle Kürt meselesinde MHP’nin “beyaz çorap giymeyen ve sarımsak yemeyen versiyonu” olan İYİP’e mürekkep harcayacak değilim; DEVA’nın umut vaat ettiğini söyleyip geçeceğim.

Gündem icabı Kürt meselesini başka bir yazıya bırakalım ve önce 14 Haziran Biden-Erdoğan buluşmasına bakalım, sonra da Kılıçdaroğlu’nun 10 Haziran KKTC ziyaretine.

***

CB Erdoğan’ın 14 Haziran’a 5-0 mağlup başlayacağını (ve sebeplerini) geçen hafta uzun uzun yazmıştım. Öyle de oldu çünkü bunu tahmin için alleme-i cihan olmak gerekmiyordu. Sonuç nedir, genel havayla başlayalım:

Çeviri dahil 48 dakikalık görüşmenin baş başa yapılması çok büyük olasılıkla Biden’ın talebiyle oldu. Çünkü Erdoğan aynen iç politikadaki gibi dış politikada da tek başına muhatap alınmak ve bunu her yana duyurmak, fotoğraflar çektirmek istiyordu.

Oysa Biden bazı şeyleri Erdoğan’a bütün netliğiyle aktarmak niyetindeydi: 1) NATO’da (Macaristan’ın Orban’ı gibi) sürekli sorun ve istikrarsızlık çıkarmasının tatsızlığını; 2) Çin ve Rusya gibi antidemokratik ülkelerle bir tür Soğuk Savaş belirdiği sıralarda NATO üyesi Türkiye’nin bir polis devletine dönüşmesinin kabul edilemeyeceğini. Ama Biden bunları ancak teke tek iken söyleyebilirdi, aksi halde dibe vurduğu oranda sertleşen Erdoğan konuşulabilir olmaktan uzaklaşırdı. Üstelik diplomaside böyle şeyler ancak baş başayken söylenirdi ki zirvenin sonu olumlu ilan edilebilsin.

Nitekim Biden, "Erdoğan ile çok........

© Ahval


Get it on Google Play