Göçen sesler kalan şehir

“Bazı sesler kaybolmaz. Sadece içeriden, daha derinden fısıldar.”

Bir şehrin hafızası her zaman taşta ya da arşivlerde saklı değildir. Bazen bir melodide yaşar. İstanbul’un geçmişi çoğu zaman imparatorlukların, yıkılmış mahallelerin ve değişmiş semtlerin hikâyesiyle anlatılır. Oysa bu şehrin başka bir hafıza katmanı daha vardır: Ses.

Gözle görünmez, kulakla duyulur, hafızada ebedileşir. Kilise ilahilerinde, düğün şarkılarında, ev içi buluşmalarda sokağa süzülen gündelik gürültüden arta kalan seste. Ermenice sözlü müzik, İstanbul’un en eski ama en az konuşulan hafızalarından biridir.Ermenice sözlü müzik yalnızca estetik bir üretim değildir, bir hatırlama biçimidir. Kilise ilahilerinden aşuğ geleneğine, sürgün ağıtlarından diasporanın modern seslerine uzanan bu müzik, bir halkın kırılmalarını, göçlerini ve sürekliliğini taşır.Dil melodileştiğinde tarih susmaz, sadece biçim değiştirir.

İstanbul’da bazı sesler kaybolmaz. Sadece yer değiştirir. Bazen Kumkapı’da........

© Agos