Matmazel'in üç adı

3 Ocak 2026'da, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin 153 hattına bir ihbar düştü: Demetevler Metro İstasyonu'nda yaşayan yaşlı bir köpek, belediye görevlilerince darbedilmişti. Anlatılana göre soğuktan kaçıp istasyona sığınan hayvan sopayla dövülmüş, kaçışırken yürüyen merdivene sıkışmış, veterinere yetiştirilse de iç kanamayla öldü. On beş yaşındaydı. Bir adı yoktu — fazlasıyla vardı: kimi Matmazel derdi, kimi Kirli, kimi İnek.

Görüntüler dolaşıma girip tepki büyüyünce belediye idari ve adli inceleme başlattı. Kameralar saniye saniye izlendi, kayıtlar saklandı, adı geçen görevlilere işten el çektirildi. Köpeğin bedeni, ölüm nedeni saptansın diye gömüldüğü yerden çıkarılıp Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'ne taşındı.

İşte bu noktada, çoğu zaman teknik sanılan bir ayrımın politik çekirdeği görünür oldu. Köpek kimsenin üstüne kayıtlı olmadığı için, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 28/A maddesi gereğince adli süreci Tarım ve Orman Bakanlığı yürütmek zorunda kaldı. "Sahipli" ile "sahipsiz" arasındaki çizgi bir kayıt formalitesi değil; bir canlının kimin koruması, kimin tasarrufu altında sayılacağını çizen bir egemenlik kararıdır. Bir sahibi olsaydı, Matmazel'in dövülmesi bir cana kıyımdan önce bir mala verilmiş hasar olarak görünürdü; sahip, kırılan bir eşya için tazminat ister gibi hak arayabilirdi. Matmazel bu çelişkili korumadan dahi yoksundu: ne özne ne mülk olduğundan, ölümü yas tutulacak bir kayıp da, tazmin edilecek bir zarar da değil, kapatılması gereken bir dosyaydı yalnızca. Sahipsizi baştan fazlalık sayan aklın işleyişi, tam da bu boşlukta kendini ele verir.

Ankara Barosu'nun katıldığı süreçte patolojik inceleme tamamlandı, rapor darbı doğruladı. Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nin aktardığı nekropsi bulguları ölümün ağır bir fiziksel travmadan ileri geldiğini gösteriyordu: subdural kanama, beyin ve iç organlarda yaygın kanama, göğüs ve karın boşluğunda kanlı sıvı. Rapor üzerine, görevden el çektirilen kişilerin iş akitleri........

© Agos