menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zeytin bereketi

19 4
08.11.2025

Tam bu satırları okurken Türkiye’nin pek çok yerinde zeytin üreticileri için yılın en heyecanlı dönemi başlamış olacak. Kuzey yarımkürede bağ bozumu -yani şarapçıların deyimiyle “kampanya dönemi”- Ağustos ortalarında başlar, Kasım başına dek sürer. Onun hemen ardından zeytinin hasadı başlar. Zeytin ve zeytinyağı, insanlığın en kadim değerlerinden. Zeytinyağı ve şarabın hikâyesi hep el ele gider.

İncil’in Vahiy kitabında kıyametin alameti olan mahşerin dört atlısından birisi ‘kıtlık’tır. Kıtlığı betimlemek için ayet şöyle der: “Dört canlının ortasından bir sesin şöyle dediğini işittim: Bir dinara bir ölçek buğday, bir dinara üç ölçek arpa. Zeytinyağına ve şaraba dokunma!” (Vahiy 6. Bap, 6. Ayet)
Bolluğun ve bereketin, aynı zamanda yokluğun ve kıtlığın da simgesi olan iki mucizevi gıda.

İncil’de İsa Mesih kendini “iyi asma” olarak tanımlar; ilk mucizesi suyu şaraba çevirmektir. Ama çarmıha gerilmeden önce yakalandığı yer bir zeytinliktir: Getsemani Bahçesi. Bu bahçedeki bazı ağaçların 2000 yıldan yaşlı olduğu söylenir ki bu da İsa Mesih’i görmüş zeytin ağaçlarının hâlâ dimdik ayakta olduğu anlamına gelir.

Artun Ünsal’ın zeytinyağı hakkında yazdığı kitabın da adında olduğu gibi zeytin “ölmez ağaçtır.” En zorlu koşullarda, hiç beklemediğiniz yerlerde bile karşınıza çıkar. Anadolu’da zeytin ağaçlarının en iç sınıra kadar uzandığı yer Ege ile İç Anadolu’nun kesişimidir. Ama zeytin sadece Ege’ye ait değil. Rize’de, hatta Hakkâri-Yüksekova çevresinde bile zeytin ağaçları........

© Agos