menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Utancı dönüştürmek

28 0
02.07.2026

Judith Herman kitabına, faillerin kurbandan ve seyirciden sessizlik beklediğini söyleyerek başlar. (Travma ve İyileşme - Literatür Yayınları)

Zira tahakküm sistemlerinin hükmünü sürdürebilmesinin temel araçlarından biri hükmedilenin, mağdurun, kurbanın susması, susturulmasıdır.

Kurbanların susmasındaki önemli etkenlerin başında, hissettikleri güçsüzlüğün acısı, yetersizlik, değersizlik duygusu ile saklanma arzusu yani utanç hissi gelir.

Utanç, kurbana karşı bir silah olarak kullanılır çünkü tahakküm ilişkilerinin sürdürülmesindeki rolü önemlidir.

Bu nedenle taciz edenin değil, edilenin; şiddet failinin değil şiddete uğrayanın utandığı ve sustuğu bir kültür inşa edilir. Kabul edelim ki bu kültürde kadınların “utanacakları” şeyler, erkeklerinkinden çok daha fazladır ve çok daha kapsamlıdır.

Ama bu böyle gitmez şiddet uygulayanın değil, şiddete uğrayanın utandırıldığı bu siyasi ve kültürel iklimde hep birileri çıkar ve bu oyunu bozar. Bu oyunu bozmanın yollarını işaret eder, utancın yönünü utanması istenenden utandırana doğru çevirerek politik eylemliliğin parçası kılar.

Mesela İBB davası tutuklularından Fatoş Pınar Türker ifadesi sırasında kendisini utandırmak için uygulanan cinsel şiddetin, tacizin faillerini işaret ederek utancı tersine çevirir.

Utancı haysiyete, onura, direnişe çevirerek asıl sahibine iade eder.

Utancın, suçluluğun ve sorumluluğun yükünü gerçekte ait olduğu yere, faile yükler.

Şöyle der Türker; “Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum…yapan utansın ben utanmıyorum”

Failin kendisini susturma ve yalnızlaştırma girişimine meydan okuduğu gibi bu suçun anlatımına tanık ederek adaletin onarılması sorumluluğuna hepimizi de ortak........

© Agos