“Kahraman katiller resmi geçidi”
Katillerin bırakın cezalandırmayı, korunduğu, hatta toplumun bir kesimi tarafından el üstünde tutulmasına rağmen devlet ve kurumlarınca yakın zamanlara kadar açıktan destek sunuyor görünmekten kaçınıldığı zamanlardan, adlarına kahramanlık dizileri, filmleri çekildiği, kanlı katillerin “kahraman” olarak sunuldukları bir zamana geçtik.
Bundan 47 yıl önce 1 Şubat 1979’da Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, Mehmet Ali Ağca tarafından alçakça bir saldırı sonucu öldürüldü.
Cinayetin üzerinden beş ay geçtikten sonra İstanbul’da Küllük Kıraathanesinde iskambil oynarken yakalanan Mehmet Ali Ağca, tutuklu bulunduğu Maltepe Askeri Cezaevi’nden askeri üniforma giydirilmiş halde firar etti.
Nükhet İpekçi’nin anlatımına göre; Ağca, son duruşmada gerçekleri açıklayacağını söyleyerek işaret vermesi, bir anlamda kendini kullananları tehdit etmesi üzerine kaçırtılmıştı.
Cezaevinden kaçırıldıktan sonra kendisi de sayısız suçtan aranan Abdullah Çatlı'nın evinde saklanmış ve buradan da yurtdışına kaçması sağlanmıştı. Abdullah Çatlı adını biz özellikle Bahçelievler katliamıyla öğrenmiştik. Yedi TİP’li gencin kaldığı evi silahlarla basarak inanılmaz vahşi yöntemlerle, hunharca, bu silahsız gençlere eziyet ederek katleden ekibin başıydı. Mehmet Ali Ağca da Çatlı’nın tetikçilerinden biriydi.
Yurtdışındayken Papa 2. Jean Paul’e düzenlediği suikastla uluslararası bir figür haline gelen Ağca, uzun yıllar İtalya’da cezaevinde yattı. Sonra Türkiye’ye iade edildi.
Bu yazının başlığını, Gökçer Tahincioğlu’nun Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi ile yaptığı, her satırından öğrendiğim ve etkilendiğim söyleşiden aldım.
“Bugün Abdullah Çatlı için film yapılıyor ve Çatlı filmde bir kahraman olarak sunuluyor. Fragmanları size ne hissettirdi. Çatlı’nın genç kuşaklara bu şekilde sunulması konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şöyle cevap veriyor İpekçi:
“Aramızdaki binlerce baba, onları vatan haini, zararlı........
