Suriye: Bir ilk bilanço
Kamuoyunun Suriye ile tanışmasının hepi topu on beş yıllık geçmişi var. 1923’ten itibaren güney ile doğu mahallelere kapalıydı burası. İlgi olmadığı ölçüde bilgi de yoktu, hâlen de var oldukları pek söylenemez. Olsalardı şekillenmekte olan cihadistana ve ebediyen kaybedilmekte olan Kürt dünyasına yaklaşım böyle mi olurdu?
Suriye, “Türkiye Yüzyılının” kilit taşı olmaya aday bir devasa sorun. Uzgörüden yoksun, tamamen güvenlik odaklı yaklaşımlarla kotarılmaya çalışılan fiilî bir efendi-köle rabıtası şekillendi yıllardır.
Suriye kördüğümünün esas ve yılmaz oyuncusu yıllardır Ankara. Israrının kökünde “devlet aklı” diye gururla pazarlanan, birbiriyle harfiyen bağlantılı İttihatçı damar, Kürt fobisi ve selefî İslam kuvvesi var. Bunlar dışında ne Suriye’nin istikbâli ne Türkiye’nin Suriye üzerinden kotarabileceği olası stratejik, ekonomik veya diplomatik getiri söz konusu. Görünen, imkânsız bir misyon ve çok pahalı bir yük. Bir nevi ikinci KKTC…
Sahaya bakınca 28 Ocak Çarşamba itibariyle veriler ve olası sonuçları şu minvalde:
Suriye içsavaşı bir yıl aradan sonra tekrar alevlendi. Ateşkes, bekleneceği gibi kâğıt üzerinde, Suriye Savunma Bakanlığı’nın fütuhata kuşanmış cihatçılar üzerinde bir hükmü yok. En azından düne kadar bu böyleydi.
Kürt silahlı kuvvetleri vargüçleriyle Kamışlı ile Kobane’yi tahkim etmekle meşgul. Rojava’nın başat destekçisi Irak Kürdistanına sınırdaş Kamışlı’yı fethetmek hayli zor, Kobane ise ancak TSK’nın havadan müdahalesi........
