Siyonizmin ruhu üzerine

Bugün Asaf Ronel nam bir antisiyonist Yahudinin kendi deneyimi üzerinden yaptığı, kanaatimce gayet veciz ve anlamlı bir siyonizm tanımını paylaşmak istiyorum. Yazar Gazze’de olup bitenin bir soykırım olduğunu da çekinmeden kabul ediyor. Buyurun:

“Orada yaşadığım 42 yıl boyunca siyonist ideolojiyi hiç benimsememiş olsam da, siyonist estetik tarafından şekillendirildim. Hâlâ öyleyim. Ölüme kadar da öyle olacağım. Filistin dışında geçirdiğim iki yıl, bunun ne anlama geldiğini görmeme yardımcı oldu. Kopuş estetiği ve siyonist hiper-modernite üzerine birkaç gözlem.

Her ulusal hareket gelenek icat eder. Ama çoğu mevcut malzemeyle çalışır: sahici halk âdetleri, köylü şarkıları, yöresel mutfaklar. Bunları birleştirir ve boşlukları doldurur. Siyonist hareket farklıdır. Her şeyi icat etmiştir.

Dil: 2000 yıldır ölü olan bir litürjik dilden inşa edildi. “Halk şarkıları”: 1920’ler–40’larda kimliği bilinen kişiler tarafından bestelendi. “Geleneksel yemek”: yaşayan hafıza içinde bir araya getirilmiş Mizrahi, Filistinli ve Aşkenaz mutfaklarının füzyonu.

Mimarî: Avrupa modernizminden toptan ithal edildi.

Ulusal efsaneler (Masada, Tel Hai, Bar Kohba): Zerubavel’in gösterdiği gibi, yenilgiler “Yeni Yahudi” ideolojisine hizmet etmek üzere kahramanca direniş olarak yeniden yorumlandı.

Gelenler geleneklere sahipti. Shtetl, Mellah, Yemenli litürji. Ama siyonizm, bunların hepsinden kopuş üzerine kuruluydu. Galut’un inkârı sadece politik değildi. Estetik, kültürel, psikolojikti.

Ortaya........

© Agos