İyilerin yönetimi ile kötülerin yönetimi |
İyilerden başlayalım. Hem de 2400 yıl önce Eflâtun’un bu sorunsal üzerine yazdıklarıyla…
“İşte bu yüzden iyiler, ne para için yönetmeye razı olurlar, ne de şeref için; çünkü yönetmelerine karşılık ücret isteyecek olurlarsa, kendilerine ‘ücretin kölesi’ derler diye korkarlar. Yönetim mevkiinden faydalanarak gizlice para çekecek olurlarsa, ‘hırsız’ derler diye korkarlar. Şeref için de razı olmazlar; çünkü şerefe düşkün değildirler. Yönetimi üzerlerine almak için karşılarında bir zaruriyet, bir müstakbel ceza bulunması gerekir. Belki bu yüzden, bir insanın yöneticilik işine kendiliğinden, zorlanmayı beklemeden atılması ayıp sayılmıştır.
Cezanın en büyüğü de kendimiz yönetmek istemediğimiz zaman, daha kötü biri tarafından yönetilmemizdir. Bence, değerli insanlar yönettikleri zaman, içlerinde bu korkuyla yönetirler. İşte o zaman, bir nimete konmak, rahatlarını sağlamak için değil, yönetimi emanet edecek, kendilerinden daha iyi veya kendilerine eşdeğer kimseler bulamadıklarından, kerhen yönetimi üzerlerine alırlar. Sadece iyi insanlarla dolu bir kent kurulabilseydi, insanlar herhalde, şimdiki gibi yönetmek için değil, yönetmemek için uğraşırlardı.” (Devlet, MEB, Yunan Klasikleri Dizisi, s.20)
Epey bir siyasanın içinde bulunduğu açmazı mükemmel özetlemiyor mu?
Eflâtun’un demesiyle değerli insanların açmazı, değersizlerin kötü yönetimine topluluğu ve elbette kendilerini maruz bırakmamak için yönetime gelmeye kerhen razı olmaları. Çoktandır bu kertede........