BM’de oylanan köle ticareti kararı |
Kölelik tıpkı savaş gibi insanlığın yeryüzündeki varlığıyla eşzamanlı bir “insanlık hâli”. Hayvan dünyasında tek bir karınca türü dışında bilinmiyor.
İnsan topluluklarında birkaç küçük istisna dışında gayet yaygın. Antik Yunan ve Antik Roma’yı düşünecek olursak toplulukların medeniyet dereceleriyle de ilgili değil. Hatta saygınlık ölçütü. Hâsılı, köleliğe tenezzül etmemiş topluluk, devlet yok.
Kölelik ister istemez kölenin alınıp satılmasıyla beraber işleyen bir “kurum”. Beşeriyet tarihinde köle ticaretinin ayyuka çıktığı dönem, Afrika ile Amerika olarak adlandırılan yeni kıta arasında 1550-1850 arası. Ticaret “arz” cephesinde Portekizlilerin Batı Afrika kıyılarını keşfiyle başlar ve eşzamanlı olarak “talep” cephesinde yeni kıtanın kolonizasyonuna ve işgücü ihtiyacına karşılık gelir.
Tek yönlü ticaretle en az 12 milyon kara Afrikalının önce kendi insanları tarafından köleleştirildiği, sonra Avrupalı tüccara satıldığı kabul ediliyor. Feci şartlardaki yolculuk esnasında ise en az 2 milyon kölenin öldüğü tahmin ediliyor.
Karara gelince. BM Genel Kurulu 25 Mart “Uluslararası Kölelik Kurbanlarını Anma Günü” münasebetiyle ve Gana’nın girişimiyle “Köleleştirilmiş Afrikalıların ticareti ve ırksallaştırılmış köleliği insanlığa karşı en ağır suçtur” dedi.
Örgüt 1945’ten bu yana kölelikle ilgili sayısız karar aldı. Ancak son kararlar köleliğin yasaklanmasından öteye, sonuçları ve kötü mirasını ele alma yönünde. Bu minvalde dönüm noktası Örgütün 2001’de Güney Afrika’nın Durban kentinde önayak olduğu Konferanstır.
25 Mart kararı Durban’ı takiben “en ağır insanlık suçu” hükmünü kayda geçirirken BM üye devletlerinden köle ticaretinden ötürü özür ve tazminat fonuna katkı çağrısında bulunuyor.
Ne var ki tıpkı Durban’da olduğu gibi “beyaz dünya” kararı kâh reddetti kâh çekimser kaldı: ABD, Arjantin, İsrail ret, Sırbistan dışında Batılılar çekimser. Ortaya çıkan resim Küresel Kuzey ile Küresel Güney zıtlaşmasının tıpkıbasımı. Batılıların bu “woke” (uyan) ve “cancel” (iptal) girişimine hiddetle karşı çıkmalarının ardında tazminat, çalınan sanat eserlerinin iadesi ve özür dileme konuları var. Karar bağlayıcı olmasa da…
Bu küstah tarz yeni değil, beklenen de buydu, yalnız küresel kırılmayı iyice fâş etmesi açısından dikkate değer.
Diğer yanda, başta Müslüman memâlik olmak üzere evet oyu verenlerin çoğu köle ticaretinde gayet cevval olmalarına rağmen kurnazca köleci geçmişlerinden sıyrılabileceklerini sanmışlar.
Bu bağlamda, eski köleliğin peşisıra çağdaş köleliğe bakıldığında ortalıkta hâlâ bîgünah olmadığı görülüyor. Küresel Kölelik Endeksi 50 milyon dünyalının kölelik tanımına giren zorla çalıştırma, insan ticareti, zorla evlilik, borç esareti ile özgürlüğünden yoksun bırakıldığını varsayıyor. En yaygın olduğu yerler Kuzey Kore, Eritre, Moritanya, Suudi Arabistan, Türkiye.
Bir de “gönüllü kölelik” var ki, başka yazıya.
Gazetemiz Agos, nice senelere, Paskalya Yortusu da mübarek olsun.