menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Göçmen çocuk

22 0
20.07.2026

Toronto'ya ilk taşındığımda, 15 yaşında etkilenmeye açık bir gençtim. O zamana kadar bildiğim dünya, yeni şehirdekinden çok farklıydı. Kültürel şok ve benim gibi Ortadoğu'dan gelen genç bir adam için neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair kafa karışıklığı çok fazlaydı. Etrafıma baktığımda benim yaşımdaki diğer öğrencilerde gördüğüm tek şey yaşam tarzlarındaki tekdüzelikti; uyuşturucu, bira, seks ve hafta sonu partilerinde kafayı bulup sarhoş olmak.

Uyuşturucu ve ağır içki benim için bir seçim değildi. Sonuçta ben “eski iyi” bir Ortaroğu çocuğuydum. 15 yaşımdaki halimi düşünün, yaklaşık 52 yıl önce. Bizim oralarda parmaklar genellikle uyuşturucu kullananları ve alkolikleri işaret ederdi. Ayrıca, o zamanlar tam olarak anlamamış olsam da, Kanada gençliğinin seks, uyuşturucu ve alkolü “isyan” fikriyle ilişkilendirdiğini hissediyorum. Buna bir de çok ihtiyaç duyulduğunu düşündükleri kaçış duygusu ekleniyordu. Ben “isyanımı” göç etmeden önce yapmıştım zaten... Beyrut'ta gençken tüm yardımsever solcu öğretmenlerim ve akıl hocalarım sayesinde. Kaçışa gelince kafayı bulmanın ya da sarhoş olmanın sorunlarımı çözeceğine asla inanmadım ki kafası karışık yeni bir göçmen çocuk olarak pek çok sorunum vardı. Bu benim için bir seçenek değildi işte.

Kızlara gelince, Beyrut'ta normal, sosyal bir çocuk olmama rağmen çok utangaç ve özgüvensiz bir hale gelmiştim. Toronto'ya taşındıktan sonra sanki dilim kesilmiş gibi hissettim ve yaşadığım kültürel yabancılaşma ile birlikte aşırı bir utangaçlık ve sessizlik günlük hayatımı gölgeledi. O kadar utangaçtım ki çoğu zaman okul kafeteryasına gidip öğle yemeği için sıraya girmektense aç kalmayı tercih ederdim. Kendimi ait hissetmediğim için herkesin beni izlediğini düşünüyordum... Memleketimi  özlüyordum ve neredeyse hiç İngilizcem ya da arkadaşım olmadığından (sadece bir tane vardı) nehirden karaya........

© Agos