We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Maksat Finlandiya-İsveç değil, Suriye-Irak

48 0 1
19.05.2022

ABD ve NATO’yla geçmişteki başarısız pazarlık konuları ibadullah. Çünkü Rejim için önemli olan sonuç almak değil, sorun yaratıp taviz aranmak. Sebebi: Her didişme sonunda karşı taraftan bir miktar da olsa taviz alma umudun vardır; işin genel doğası/kuralı böyledir.

Osmanlı dahil, tarihi boyunca Rusya’yı tahrikten kaçınmış ve Stalin Rusyası’nın (SSCB’nin) saldırgan politikasına karşı ABD’nin hegemonya aleti NATO’ya girmiş bir Türkiye var.

Geçen Cuma namaz çıkışında bu Türkiye’nin cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu. Tarihleri boyunca Rusya’yı tahrikten kaçınmış Finlandiya (“Finlandiyalılaşmak” terimini hatırlayın) ile İsveç’in, Putin Rusyası’nın saldırgan politikasına karşı ABD’nin hegemonya aleti NATO’ya girmek istemelerine karşı çıktı.

NATO kuralları gereği, bu bir vetoydu. Üstelik, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö telefonla konuştuğu Erdoğan’ın bir ay önce kendisine olumlu cevap verdiğini, bu yüzden şimdi çok şaşırdığını söylüyordu .

Ne olmuştu; Nato’nun Soğuk Savaş’taki “gıymatlısı” özel pozisyonunu yitirmekten mi korkmuştu?

Hayır. Çünkü vetosuna gerekçe olarak Erdoğan, bu iki ülkenin “terör örgütleri için bir nevi misafirhane” olduğunu söyledi. Türkçeye tercümesi: ‘Bu iki ülke Türkiye’den kaçanlara sığınma sağlıyorlar’.

Hatta, düşününce çıkıyor, daha ileri gitti. “Oraların parlamentolarında bile yer alıyorlardiyerek bu ülkelerin vatandaşlık mevzuatına da müdahale etti.

Ardından açıklama yapan fiilî dışişleri bakanı İbrahim Kalın ise meselenin bir Batı’yla Mahmutpaşa Pazarlığı olduğunu netleştirdi: "Kapıyı kapatmıyoruz. Ama temelde bu konuyu Türkiye'nin ulusal güvenlik meselesi olarak gündeme getiriyoruz" .

***

İyi de, neyin pazarlığı? Lüksemburg Dışişleri Bakanı J. Asselborn bikaç gün sonra izah etti: “Türkiye’deki pazarların nasıl işlediğini herkes bilir. Erdoğan pazar mantalitesine sahip. Fiyatı yükseltmek istiyor. Bu daha çok, ABD’den F-16 sevkiyatıyla ilgili” .

Bakan, minik ülkesinin sınırlı jeopolitik pozisyonu icabı, pazarlığın iki yüzünden Batılılara daha görünür olanını dile getirmişti: F-16 pazarlığı. Oysa, “daha çok…” deyişinin arkasına saklanmış olan husus, Erdoğan’ın kendisi ve Rejimi için çok daha yaşamsal başka bir pazarlık konusuydu: Yaklaşan seçimlerde Kürt heyulasını kullanarak Türkiye kamuoyunu etkilemek amacıyla, Kürtlere sınır ötesi saldırılara devam etmek için Batı’dan taviz koparmak. Sırayla görelim:

***

Rejim, ABD’yle ve NATO’yla pazarlık yapıyor. Ne için?

F-35 zor da, hiç olmazsa geliştirilmiş F-16 satmaya razı etmek için.

Akdeniz konusunda Yunanistan’a yaklaşmaması için.

Suriye-Irak’ı bombalamakta kullanılan SİHA’lara gerekli elektronik aksamın satışını engellememesi........

© Agos


Get it on Google Play