We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kürt Meselesi: realist yaklaşım

22 2 0
30.09.2021

“Realist çözüm” derken hem Türklerin ve hem Kürtlerin radikal olanlarının tam hoşuna gitmeyecek şeyler söyleyecek olabilirim.

Evvel zamaaan içinde “Kürt meselesi var mı yok mu?” diye konuşanlar vardı. İnanması güç ama, bu familya şu anda D. Bahçeli ve “bi varmış bi yokmuş” diyen CB Erdoğan’la temsil ediliyor.

Şöyle deyip devam edelim: Rahmetli Öztürk Serengil hayatta olsaydı bunlara sıkı bi “Yeşşşeeee!” çekerdi, şimdi de başka şey çekenler olduğu gibi; mesela “Vaaaay!” gibi. Siz ne sanmıştınız ki?

***

Şunu söyleyip devam edelim: Kürt halkı ve Kürt meselesi Atatürk döneminde (özellikle de 1937-38) bile ortadan kaldırılamadı; şimdi hiç kaldırılamaz.

O dönemde bile derken: a) Kürtler dünyadan kopuktu; b) Çakaralmaz silahları, bizzat İ. S. Çağlayangil’in “Anılarım”da anlattığı gibi, zehirli gaz atan “tayyare bölükleri”yle yarışamıyordu; c) Kürtlük bilinci sadece bikaç Kürt seçkininde vardı; ç) Büyük devletler, Yahudilerin ortadan kaldırılmasına bile aldırmayacak biçimde Hitler’in çıkaracağı büyük savaşa odaklanmışlardı; Almanya’nın yanında girmesin diye Türkiye’yi kadife eldivenle tutuyorlardı (Hatay’ı da zaten bu yüzden sunuverdiler); d) Uluslararası insancıl kamuoyu henüz namevcuttu.

Kaldırılamamayı bırakın, tam tersine bu “mesele” o dönemde yaratıldı. En çok da 1924 Anayasasıyla kurulan Türk ulus-devletinin Kürtçe konuşmayı Kürtlere haram etmesi “sayesinde”. Daha önce çok yazdığım için ulus-devlet kavramını burada tanımlamıyorum.

Oysa şimdi IŞİD’e tek karşı çıkanlar onlar diye ABD Suriyeli Kürtleri başının gözünün üstünde tutuyor. Avrupa ise Cenevre’de Türkiye Mahkemesi kuruyor . Bu mahkemenin devamı fazla gecikmeden sökün edecek çünkü duruşmaları izleyen Y. Baydar’ın da hatırlattığı gibi burada iki devedişi gibi konu var henüz ele alınmamış: a) K. Suriye’deki tarımsal ve sınai yağmalar; b) Türkiye’de hiçbir kanun-kural gözetmeden mülkiyete (mallara ve banka hesaplarına) KHK’lerle çökmeler (C. Dündar, A. Erdemir, İpek Holding, vb.).

***

Ortam değişti. K. Kılıçdaroğlu bile geçenlerde kendini aşarak duayen gazeteci A. Engin’in dediği gibi muhatap’ın HDP ve TBMM olduğunu söyleyerek çözüm için yepyeni bir ortam yarattı. Hemen ardından da HDP’nin doğal lideri S. Demirtaş tarafından çok usturuplu biçimde desteklendi .

Onun da ardından HDP 11 maddelik bir “Barışa Çağrı” yayınladı. Başlı başına önemli bir belgeydi. Çünkü: a) Kürtleri kutuplaşmanın/siyasi ittifakların dışında ilan ediyordu; b) Parlamenter sisteme ve yeni bir anayasaya, dolayısıyla kuvvetler ayrılığına işaret ediyordu; c) Yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin meselenin çözümünde temel önem taşıdığını söylüyordu; ç) Belki de Kürtleri bu ortamda en önemli unsur kılan bir tavır takınarak ama “İmralı” veya “Öcalan” kelimelerini geçirmeden tahlil yapıyor, Bozkurtların ağzına gıda vermiyordu.

Bu metin, Kürt meselesi ve çözümüyle doğrudan ilgisi olmayan ve herhangi bir insan hakları bildirgesinde olabilecek şeylerle doluydu: Kadın hakları, genç hakları, memuriyette liyakat, ekonomide adalet, barışçı dış politika, doğaya saygı, gibi. Anlaşılan, sadece Kürt haklarını savunmuyoruz........

© Agos


Get it on Google Play