We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Efe ile Enişte

84 0 9
31.03.2022

Enişte Efe’ye “Efem” diye hitap ediyordu, Ödemişli olması hasebiyle. Efe de Enişte’ye “Eniştem” diyordu, Feyhan’ın kocası olması hasebiyle. Gmail’in ve ardından da Whatsapp’ın gelmesiyle yoğunlaşan bir atışmalar zinciriydi bu. İç içe geçmiş vaziyette bazen hırlaşarak, bazen birbirini yağlayıp ballayarak. Bazen sol gösterip sağ vurarak. Bazen bunların hepsini harmanlayarak. Şimdi artık hatıra olan bu 32 yıllık muhabbetin bikaç örneği “ortaya karışık” olarak aşağıda.

Enişte Efe’ye “Efem” diye hitap ediyordu; kendi dört kardeşi gibi onun da Ödemişli olması hasebiyle. Efe de Enişte’ye “Eniştem” diyordu; Bodrum’un eniştesi yani (çok tuttuğu) Feyhan’ın kocası olması hasebiyle. Bu, böyle gidiyordu başından itibaren.

Başından derken, Enişte’nin Efe’yi Cumhuriyet’teki Kasım 1989 dizi yazısı “Ben Frankfurt’ta Şoförken”den itibaren tanımasından ve biraz ardından Efe’nin bir köşe yazısında “onun çok şapkası vardır” diye Enişte’ye iltifat etmesinden itibaren.

Gmail’in ve ardından da Whatsapp’ın gelmesiyle yoğunlaşan bir atışmalar zinciriydi bu. İç içe geçmiş vaziyette bazen hırlaşarak, bazen birbirini yağlayıp ballayarak. Bazen sol gösterip sağ vurarak. Bazen bunların hepsini harmanlayarak. Zaman zaman da Enişte’nin yolladığı (ve bu yazıda pek yer verilmeyecek) “kıymetli evrak” vesilesiyle zevzeklik ederek.

Şimdi artık hatıra olan bu 32 yıllık muhabbetin bikaç örneği “ortaya karışık” olarak aşağıda.

***

Efe: “Benden imza istediklerinde ‘Eniştem imzalıyor mu’ diye sordum, ‘Tabii abi’ dediler. ‘O zaman ben de imzalarım’ dedim. Sen bu yazdıklarımı matrak cevap diye okudun ve yanıldın. Aynen öyle cereyan etti. Hatta soran (Cengiz) ‘Enişte kim abi’ diye sordu, güldüm ve açıkladım.”

Enişte: “Efem, ağzını öpeyim.”

***

Efe: “Herodculuk-Zelodculuk sıkı yazı olmuş Eniştem. ‘Herodculuğu çok ciddi biçimde sürdürmeye koyuldu önce. Bunu niye yaptı, o apayrı bir yazının konusu’ demişsin ya, siparişimdir: O yazıyı gecikmeden yaz e mi?”

Enişte: “Sağol be Efem! Tam karar verebilsem, yazıcam. Çok fazla faktör olduğunu düşünüyorum.” [aklına gelenleri sıralıyor]

Efe: “Dur biraz düşüneyim. Acelesi yok nasıl olsa. Ama önemli bir yazı olacağını kabul et.”

Enişte: “Evet önemli, bi o kadar da tehlikeli. Bi düşün de konuşalım. Sonra avukatımla konuşayım.”

***

Enişte: “Mafya yazılarını yiyim Efem!”

Efe: “Tabak (Debbağ) sevdiği deriyi yerden yere vururmuş, Eniştem de sevdiği Efe’yi yiyor…”

Enişte: “Yemez miyim!”

***

Efe: “Eniştem bugünkü yazı için sağol. Ayrıca [yazının bol dipnot vermesine değinerek] devrimden sonra seni arşiv umum müdürü yapacağım. İşin iş yani…”

Enişte: “Ne diyeyim Efem, Allah razı olsun, tuttuğunu altın etsin mi diyeyim? Genel müdürlük ha? Hayatımın zirvesi olacaktır, Allah senden gani gani razı olsun la! Ama bunun için devrimi beklememiz şart mıdır, hemen olamaz mı? Hani, devrimin gecikeceğini söylemiyorum ama, heyecanlandım da ondan…”

Efe: Dur, acele etme. Bekle. Genel müdürlük zamanın gelince ben sana haber vereceğim.”

Enişte: Ne diyeyim, ağanın eli tutulmazmış, bekliyorum…”

***

Efe: “Eniştem, siten bence gayet iyi. O kadar ki, ben de büyüyünce kendi sitemi kurma kararı aldım. İmza: Kıskanç Efe.”

Enişte: Efem, sağolasın, sen beğendiysen herkes beğenir!”

***

Enişte: “Bizim oraların tabiriyle çanına ot tıkandı galiba?”

Efe: “Sizin oralar neresidir bilemem ama ‘bizim’ oraların tabiri ‘Dut yutmuş bülbüle döndün’dür. Ege'den kız aldın diye Egeli olamazsın memur çuçuğu! İmza: Laf Altında Kalmaz Efe. Not: Bu mail ‘bera-ıı malumat’ kabilinden biricik Feyhan yengeme de yollanmıştır...”

Enişte: “Laf Altında Kalmaz da Neyin Altında Kalır Efem: Bizim oralar, senin kırsal bölgenin bağlı olduğu ve Ege'nin İncisi diye anılan şanlı şöhretli İzmir kentidir. Ayrıca, o senin ‘yutmuş’ dediğine ‘yemiş’ denir. Senin öyle demen normal, çünkü sizin oralarda çay servisi yapmaya da ‘çay dökmek’ denir; ‘çay dökem mi’ diye sorarlar. Bana bi daha taş atma, üstüne sıçrarım! İmza: Çirkef Enişte. (Not: Bu ileti "beray-i malumat" kabilinden biricik Oya Yengeme de yollanmıştır. Beray için bkz. Ali Rıza Alp-Sabahat Alp, Büyük Osmanlı Lûgatı, Birinci Cilt, İstanbul, 1958, s. 111).

Efe: “Efendi, ‘Çay dökmek’ filan gibi Türk köylü ağızları bizim oraya, Türk bölgelerinde memuriyet yapıp yolu nasılsa ve nedense Ege'ye düşen memurlar ve çocukları tarafından getirilmiştir. Yoksa biz ‘Egeliler’ çay bilmezdik (Sahici Egeliyse şimdi de bilmez ya), biz kahve içeriz. Sahici Egeliler (ki özellikle Küçük Menderes Ovası'nda bulunurlar) asil ruhlu ve yanlış yaptıysa bunu kabul edecek kadar da yüksek ruhlu insanlardır. O yüzden Bülbül'ün ‘dut yuttuğu’ değil ‘dut yediği’ne işaret eden eleştiri kabul edilmiştir. (Bu arada şayan-ı hayrettir, demek ben de yanlış yapabilirmişim. Hayret ki hayret billahi). İmza: Asil Ruhlu Efe. Hamiş: Efendi (Dikkat, ‘Eniştem’ denmemekte, küçümseyici manada ‘efendi’ hitabı tercih........

© Agos


Get it on Google Play