Afyon’un en hayati gündemi: "Ambaryolu, Mecidiye ve Uydukent için acil..." |
Gazeteci Nail Azbay, "Afyon’un en hayati gündemi" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
1 Ekim 1995 Dinar Depremi’ni unuttuk. 15 Aralık 2000 Sultandağı depremini unuttuk. 3 Şubat 2002 Sultandağı–Çay depremini unuttuk.
Hadi bunları unuttuk… 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş–Hatay depremlerini bile unuttuk.
Evet; bugün şehrimizin ve ülkemizin en hayati meselesi olan depremi unuttuk. Muhtemelen yeniden hatırlamak için yeni depremleri beklemeye başladık(!)
1–7 Mart Deprem Haftası… Dördü şehir merkezinden, 31’i ise şehrin çevresinden geçen fayların göbeğinde yaşayan Afyonkarahisar’da depremi konuşması gereken kurumlar sus pus.
Ne zaman konuşacaklar, bilinmez. Neyse… Biz tekrar uzmanlardan dinlediklerimizi, özet cümlelerle ilgililerine bir kez daha hatırlatalım.
"Afyon'da 6,6’lık bir deprem 7 üzerinde hissedilecek"
Yapı Denetim ve Deprem Mühendisliği Derneği Genel Başkanı Nazmi Şahin, Ambaryolu, Mecidiye ve Uydukent’i işaret ederek 27 Aralık 2023’te şunları söylüyordu:
“Ambaryolu’nda 40–50 yıllık binalar var. Bunların çoğu bitişik nizamlı binalar. Olası bir depremde ‘çekiçleme’ dediğimiz olayla ciddi sonuçlar meydana geliyor. O bölge komple elden geçmeli.”
“Mecidiye’de de çok tarihi binalar var; 80 yıllık binalar var. O bölgenin de hızlı bir şekilde kentsel dönüşüme girmesi gerekiyor. Eğer biz orayı kentsel dönüşüme sokmazsak, deprem bizi dönüştürecek.”
“Uydukent’te de sıvılaşma riski ve alüvyonlu toprakların olduğu bölgeler var. Bunların hızlı bir şekilde gözden geçirilmesi gerek.”
Uydukent ile ilgili Dr. Süleyman Gücek, doktora tezinde şöyle demişti: “Bu bölgedeki zemin, 1999 yılı Gölcük ve Düzce depremlerinde de görülen zemin ile çok benzer.”
Yine Dr. Gücek’ten bir alıntı daha yapalım: “Çobanlar Fayı’nda meydana gelebilecek 6,6’lık bir depremin; il merkezinde zemin koşullarından dolayı 7 ya da 7,2 olarak hissedileceği hesaplanmıştır.”
Dr. Gücek, bu haftanın önemine binaen yaptığı açıklamasında da şöyle diyordu: “Afyon’da mühendislik ömrünü tamamlamış yapılarla her gün göz göze geliyoruz. Bu binalar sadece birer yapı değil; sevdiklerimiz için her an tetikte bekleyen birer tehdittir.”
Jeofizik Mühendisleri Odası Afyonkarahisar İl Temsilcisi Bekir Çengelci de benzer bir cümleyle konuşuyor: “Afyonkarahisar’da beklenen en büyük deprem 6,8. Ancak zemin büyütmesi dediğimiz etkiden dolayı, özellikle alüvyal zeminde bu değer; o bölgedeki binaların 7’nin üzerine çıkabilecek yıkım etkisiyle karşılaşmasına neden olabilir.”
Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ise şunu diyor: “Simav Göçüntülü Kırığı ile Afyon-Akşehir göçüntülerinin birleştiği yer 7,2’lik bir depreme gebedir"
Son depremin üzerinden 24 yıl geçti
Uzmanlardan hafızama kazınan açıklamaları özetlemeye çalıştım. Sorun belli. Sorunlu bölgeler belli.
O halde ne bekliyoruz? Bir deprem gelsin, bize bir tokat daha atsın; sonra bakarız mı diyeceğiz yine?
Bakın; Afyonkarahisar’da 6 büyüklüğündeki bir depremin tekerrür süresinin 20–25 yıl olduğu ifade ediliyor. Afyon Sultandağı’nda meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki son depremin üzerinden tam 24 yıl geçti.
Kimseyi korkutmak ya da panikletmek istemem ama deprem “geliyorum” diyor! Ben demiyorum; uzmanlar haykırıyor.
Ben demiyorum; Nazmi Şahin “deprem bizi dönüştürecek” diyor.
Ben demiyorum; Dr. Gücek “6,6 il merkezinde 7–7,2 hissedilebilir” diyor.
Ben demiyorum; Bekir Çengelci “zemin büyütmesiyle 7’nin üzeri yıkım etkisi” diyor.
Ben demiyorum; Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, “zemin büyütmesiyle 7’nin üzeri yıkım etkisi” diyor.
Ben demiyorum; Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, “Simav Göçüntülü Kırığı ile Afyon-Akşehir göçüntülerinin birleştiği yer 7,2’lik bir depreme gebedir.” diyor.
Ya biz şehri dönüştüreceğiz, ya da deprem...
Biz kentsel dönüşüm gibi “milli bir beka” meselesini bile siyasetin kısır kavgasında heba ediyoruz. Ve 6,8’lik depremin, Afyon’un zemin yapısının alüvyon ve sulak olması sebebiyle Uydukent gibi şehrin en büyük mahallelerinde 7 ve üzerinde hissedileceğini söylüyorlar.
Ben 6 Şubat depremlerinde Hatay’ın Antakya bölgesindeydim. Yıkılan binalar yolları, caddeleri kapatmıştı; yıkılmayan binalar ise ya yan yatmış ya da eğilmiş, bükülmüş vaziyetteydi.
İnanın bana; oradaki binaları, caddeleri Afyonkarahisar’daki Ambaryolu’na, Mecidiye’ye benzettim. Aynı caddeler, aynı sokaklar… Bizde de var.
Deprem bizim kapımızı çalmadan, biz gerekeni yapalım. Önce siyaseti kenara bırakalım. Kentsel dönüşümü, deprem olmadan “milli bir beka” sorunu olarak görüp sağlam bir şehir inşa edelim.
Ya biz şehri dönüştüreceğiz, ya da deprem… Tercih bizim.